• Bilgefil Anaokulu
  • altınemlak

logo

reklam

ARAÇ KULLANIRKEN CEP TELEFONU KULLANMAK..


Deniz KALENDERGİL
denizkale@gmail.com

Haberlerde izlediğim bir haber var onu sizinle paylaşmak istiyorum… Aslında çok sıklıkla gördüğümüz ve yaşamış olduğumuz bir durum – özelikle araba kullanıyorsak.

denizHaber şöyle… Minibüse binen bir vatandaş bir olayı kamerasıyla görüntülüyor… Bindiği minibüsün şoförü yolda giderken direksiyonun üzerine yerleştirdiği cep telefonuyla da mesaj çekiyor… Gözünün bir tanesi yolda, bir tanesi de cep telefonunda. Bu arada minibüs ağzına kadar dolu! İnsanların hayatını hiçe sayarak sanki yaptığının çok normal, sıradan bir davranışmış gibi bozuntuya da vermeden yolda ilerlemeye devam ediyor.

Evet, kabul ediyorum hepimizin hayatı yoğun, koşuşturmalı ve sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz ancak bunları yaşarken ne kendimizin ne de başkalarının hayatını tehlikeye atmaya hakkımız yok. Yapılan araştırmalar şunu gösteriyor: motorlu araçlarda giderken cep telefonu ile konuşmak alkollü araç kullanmaya eşdeğer. Neden mi? Hemen açıklayayım…

Cep telefonları malum artık ilkokul çocuğundan tutun ev hanımlarına kadar herkesin elinde var. Yeni modeller, akıllı telefonlar, iş gören basit telefonlar ve daha niceleri. Cep telefonlarını kullanırken odağımız bir noktada oluyor: çevirdiğimiz numara, rehberde bir şey aramak, sosyal medyada yer bildiriminde bulunmak veya elektronik postalarımızı kontrol etmek. Telefonda her ne yapıyorsak, belli bir şey ile ilgileniyorken ilgimiz odağımız ve dikkatimiz tek bir noktada oluyor. Böylelikle ikinci, üçüncü veya dördünce işle uğraşamıyoruz ve dikkatimizi bölmüş oluyoruz.

Gelelim alkolün vücudumuzun üzerindeki etkilerine… Alkol, zararları bir yana, halk arasında bir uyarıcı olarak bilinir ama hâlbuki aslında alkol bir yatıştırıcıdır. Merkezi sinir sistemini, motor hareketlerimizi ve reflekslerimizi yavaşlatıyor. Her ne kadar da bazı insanlar alkollü araç sürmek konusunda “ben daha kolay odaklanabiliyorum” ya da “daha iyi araba sürüyorum” gibi söylemlerde bulunsa da böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Odaklanma becerilerimiz zayıflıyor ve birden fazla işi yapamıyoruz. Bu arada her ne olursa olsun, alkollüyken zaten direksiyon başına geçilmez. Alkol alınacaksa da araba alınmamalı, araba alınacaksa da alkol alınmamalı. İllaki; bir duble içilecekse ve araba da alınmışsa, her ne kadar da yasal limit bir dubleye izin verse de, yine direksiyon başına geçilmemelidir. Tabii bu benim şahsi görüşüm, ama alkollü araç asla kullanılmamalı – miktarı ne olursa olsun.

Şimdi bunları göz önünde bulundurarak minibüs şoförünün yaptığı işe bir bakalım… Minibüs şoförü alkollü değildi muhtemelen, ama minibüsü kullanmak, yolcu almak, yolcu indirmek, para almak, para bozmak ve para üstü vermek hep çoklu fonksiyonel olmanın getirdiği bir durum. Bir de bunlara ek olarak etrafından gelen araçlara ve yayalara dikkat etmesi gerekiyor. Takdir edersiniz ki; bunların hepsi odaklanmayı gerektiren işler. Minibüsü kullanan kişinin dikkati zaten bölünmüş durumda. Bir de buna cep telefonuna mesaj yazmayı eklersek, o zaman bu minibüs şoförünün alkollü bir sürücüden farkı nedir?

Hadi diyelim ki; minibüs şoförü çoklu iş yapma becerisine sahip üstün(!) bir konsantrasyon ve odaklanma yeteneğine sahip olduğunu varsayalım. Be güzel kardeşim, sen can taşıyorsun can! İnsan taşıyorsun… Buzdolabı ya da başka bir eşya taşımıyorsun ki. Sormazlar mı sana hangi akla mantığa uyarak minibüsünde taşıdığın bu kadar insanın canını hiçe sayıyorsun? Bunun dışında minibüsünde olmayan insanların, yayaların ve çevrende dolanan sürücülerin de canını nasıl hiçe sayıyorsun? Sana bu yetkiyi kim veriyor? Dahası aklını mantığını ve insani vicdanını nerede bıraktın da o minibüsün direksiyonun başına geçtin?

Bu tür haberler çok sık yapılmasa da çevremizde bu tür davranışların oldukça yaygın olduğunu görüyoruz – taksi şoförleri, minibüs şoförleri, otobüs şoförleri ve araba kullananlar. Trafik polislerimiz ceza kesmenin dışında bu konuda ne yapıyor bilemiyorum ama son zamanlarda bu konu ile birlikte beni oldukça rahatsız eden bir konu var o da insanlarımızın kendisinden başka hiç kimseyi takıp saymamasıdır. Nereye gidiyoruz? Nasıl davranıyoruz? Fazlasıyla egosantrik, yani benmerkezci bir toplum olmaya doğru yol alıyoruz. Bizim dışımızda hiç kimse önemli değil.

Sıradan bir vatandaş, bir uzman ve bir eğitimci olarak sizden şahsi bir ricam olacak… Böyle insanları gördüğünüz zaman uyarın. İkaza rağmen kapatmıyor mu telefonu, şikâyet edin! Plakasını alıp trafik müdürlüğüne bildirin ve onlar gereğini yapacaktır. Direksiyon başında cep telefonu ile konuşmak, mesaj atmak ya da sosyal medyada gezinip yer bildiriminde bulunmak TEHLİKELİ ve kazaya sebebiyet verebilir. Sizin bindiğiniz araç bir başka araca çarpabilir ya da başka bir araç size çarpabilir bu yüzden. Eğer “bana ne ya” derseniz de o zaman size diyecek hiç bir şey bulamam, çünkü buna göz yummakla sizler de bu suça iştirak etmiş oluyorsunuz. Unutmayın ki; siz o kişiyi uyarmadığınızda ve o kişi birisine çarpıp yaralayıp öldürdüğünde sizler de en az o kişi kadar suçlusunuz, çünkü “bana ne ya” tavrı takındınız. Bu arada o yaralanan ya da ölen kişi sizin bir yakınınız hatta siz bile olabilirsiniz.

Umuyorum ki; toplum olarak en kısa zamanda çok daha duyarlı, mantıklı, saygılı ve sorumluluk sahibi olmayı öğrenebiliriz ve çocuklarımıza da bunları aşılayabiliriz.

Etiketler:
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MİLLET SEÇİM DEĞİL GEÇİM DERDİNDE…

    10 Haziran 2018 Köşe Yazıları

    24 Haziran’a sayılı günler kaldı. Memlekette seçim havası yok denecek kadar az. İlçe meydanlarında bangır bangır müzik yayını yapan partilerin seçim çadırları ve ortalıkta dolanan 3-5 adayın dışında bir hareket yok. Sahada çalışan adaylar da hep aynı yüzler ve seçimden seçime kapıları çalan tipler. İnsan merak ediyor. Seçim olmasa acaba bu kişiler bu zamanda bu milletin kapısını yine böyle çalar mıydı? Pek zannetmiyorum. Parti teşkilatlarının çalışma programı da hep aynı nakarat... Bereket versin Ramazan ayı da olmasa siyaset hepten sönmü...
  • TABANDAN GELEN İSİMLER ADAY GÖSTERİLMELİ..

    16 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Ramazan geldi hoş geldi, bu yıl seçimle beraber geldi. 24 Haziran seçimlerinin kulis bilgileri hiç şüphesiz Ramazan akşamlarında dönecek. Gündem yoğun. Cumhurbaşkanı adayını belirleyen siyasi partiler, aday listelerinin son rötuşlarını yapıyor. Hafta başında aday listeleri YSK’ya sunulacak ve sonra meydanlar ısınacak… Taban her seçimdeki gibi yerel isimlerin öne çıkmasını istiyor. Seçmen; milletvekili adayları belirlenirken tabanın sesine kulak verilmesini istiyor. Lafı hiç eğip bükmeden söyleyecek olursak; örneğin Ak Parti yaptığı temayü...
  • RAMAZANA ÖZEL BESLENME DERSLERİ..

    03 Mayıs 2018 Köşe Yazıları, Sağlık

    İşte geldi 11 ayın sultanı, bol bereketli, ikbali güzel, Şerifeleri taçlandıran hayır ve güzelliklerle dolu olan RAMAZAN... Yazıma başlamadan önce Ramazan ayının tüm İslam Alemine bereket, huzur, ve bol hayır getirmesini temenni ederim.  KİLO ALMADAN ORUÇ TUTMAK MÜMKÜN  Bu ramazan gelin doğru bildiklerimizden vazgeçelim ve beslenmemize daha dikkat edelim. Ramazan ayında doğru egzersiz ve yeterli beslenmeye dikkat edildiği müddetçe bu ayı kusursuz bir şekilde geçirmemiz mümkün.  Yapılan araştırmalara göre kadınlara nazaran erkeklerin ramaz...
  • ERKEN SEÇİM BU KADAR DA ERKEN BEKLENMİYORDU..

    22 Nisan 2018 Köşe Yazıları

    2018 yılı içerisinde bir seçim beklentisi vardı elbette. Lakin bu kadar erken olacağı kimsenin aklının ucundan dahi geçmemişti. İktidar partisi vekilleri ve görüştüğüm çok sayıda Ak Parti’li açıkçası 24 Haziran’ı tahmin dahi edemediğini itiraf ediyor. Ak Parti ilçe kongrelerinin miting havasında geçmesi bile Haziran’ı akla getirmemiş görünüyor. Uzun zamandır dediğini yapan iktidar partisi bu kez tam tersini yaptı ve ‘seçim yok’ diye diye bir anda ters köşe yaparak en erkeninden sandık kararını alıverdi. Bakalım erken kalkan yol alabilecek mi...
ankara escort bodrum escort