Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AYGAD, DOĞU VE GÜNEYDOĞU’DAN SONRA KARADENİZ TURU’NDA..

Basın ve medya sektörünün

Basın ve medya sektörünün en önemli çatı kuruluşu Anadolu Yazarlar ve Gazeteciler Derneği’nin Anadolu’nun farklı bölgelerine gerçekleştirdiği kültür ve sanat gazeteciliği gezileri devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda Doğu ve Güneydoğu turu yapan AYGAD, Temmuz ayında da Karadeniz turu düzenledi. Kastamonu’dan başlayan gezi programı Rize’de son buldu ve gidilen her yerde birbirinden önemli görüntüler kaydedildi. AYGAD Başkanı Ahmet Işıkdağ, Karadeniz turunda emeği ve desteği geçen herkese teşekkür etti.

Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinden biri olan ve kıyısında boydan boya yer aldığı denizin adıyla anılan Karadeniz. İstanbul’da faaliyet gösteren Anadolu Yazarlar ve Gazeteciler Derneği’nin Kültür Gezisi programlarından ikincisi Karadeniz illerine yapıldı.

Kastamonu: Yaklaşık 35 gazeteci ile Karadeniz Kültür Turumuzun ilk durağı Evliyalar Şehri Kastamonu oldu. Şeyh Şaban-ı Veli’nin kabrinin bulunduğu külliye, Kastamonu Kalesi, Müzeleri, türbeleri ve Kastamonu Valiliğini gezdik. Tarihi Caminin avlusunda Kastamonu kır pidesinin tadına baktıktan sonra Hanönü Belediyesine doğru yola çıktık. Kafilemizden gazeteci arkadaşımız İzzet Aydın’ın baba köyüne uğradık. Köy yoğurdundan yapılmış enfes ayran eşliğinde tereyağı, köy ekmeği, üzüm yaprağından yapılmış sarma ve köy peyniri ile hem damağımız hem midemiz şenlendi. Arkadaşımızın babasına veda edip Hanönü Belediye Başkanını makamında ziyaret edip birer çay içtikten sonra Sinop’a doğru yola çıktık. Bir yandan Kastamonu tarihine tanıklık ettik, bir yandan ilin kültürel yapısı hakkında bilgi sahibi olduk. Seyahatimiz esnasında bizlere samimi davranan, ikramlarda bulunan Hanönü Belediye Başkanı ve halkına teşekkür ediyorum.

Sinop: Kültür Gezimizin ikinci durağı Türkiye’nin en kuzeyine kurulmuş olan Sinop. Sinop denince ilk akla gelen İnceburun. Ama 1214 yılından beri Türkler ve Müslümanlar tarafından yönetilen Sinop’un bu tarihi yönünü belirtmeden geçmek doğru olmaz. İlk durağımız Sinop’un Türkeli ilçesi oldu. İş İnsanı Abdullah Cihad Özcan’ın misafiri olarak ağırlandığımız Türkeli’de Çiçek Yaylasını ve sahil şeridini gezdik. Müthiş coğrafi yapısıyla insanı kendine hayran bırakan Türkeli’de İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkanı ile bir araya gelip bölge hakkında bilgiler edindik. Türkeli’den sonra geçtiğimiz yıl sel felaketine maruz kalan ve 16 vatandaşımızın hayatını kaybettiği Ayancık İlçesine uğradık. Felaketin izleri henüz tam silinmese de Millet Devlet el birliği ile o acı izlerin hızla silindiğini gördük. Ayancık gezimizin ardından rotamız Türkiye’nin en kuzey bölgesi olarak bilinen İnceburun, Hamsilos Koyu Tabiat Parkının ardından acı hatıralarıyla nam yapmış, Yazar ve Şair Sabahattin Ali’nin ‘başın öne eğilmesin aldırma gönül aldırma’ dizelerini yazdığı ünlü Sinop Cezaeviydi. Müzeye dönüşen cezaevi tadilat nedeniyle kapalı olduğu için gezme şansımız olmadı. Ama bahçesini ve dış duvarlarını inceleyebildik. Dalgaların vurarak yorduğu duvarlarda acı izleri ve yaşanmışlıkları tahmin etmek zor olmadı. Cezaevi ziyaretimizin duygu karmaşası içinde Sinop merkezini gezdikten sonra, sırasıyla Durağan ve Boyabat ilçelerinin tarihi noktalarını gezdik. Saraydüzü ilçesinde bulunan Şahinoğlu Çiftliğine misafir olduk. Doğal gölleri, tarihi değirmeni, seyrine doyum olmayan şelalesi, mesire alanı ve çiftlik hayvanları ile dolu dolu geçen gezimizde akşam konaklama ile hem dinlendik, hem doğa ile baş başa kaldık. Bizleri misafir eden Mustafa Şahinoğlu ve vesile olan Halime Şahin ve Keziban Beşiroğlu’na teşekkür ederiz.

Samsun: Kültür Gezimizin üçüncü durağı olan Samsun. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yapılan Kurtuluş Savaşı’nın en önemli anlarından biri Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının Bandırma Vapuru ile 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı ve İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Kurtuluş Savaşı’nı başlatmasıdır. Samsun gezimizin ilk durağı Atatürk Anıtı ve Kurtuluş Savaşımızın en önemli sembollerinden biri olan Bandırma Vapuru oldu. Samsun şehir merkezinde kısa bir gezi yaptıktan sonra öğlen yemeğinin ardından Ordu’ya doğru yola koyulduk. Samsun’da ağırlanmamıza vesile olan Tuzla Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı ve güler yüzlü Samsun halkına teşekkür ederiz.

Ordu: Kültür Gezimizin dördüncü durağı yaylarıyla ün yapmış Ordu. Kurul Kalesi, Ohtamış Şelalesi, Paşaoğlu Konağı ve Etnografya müzesi, Yason Kilisesi ve Yason Burnu Feneri, Boztepe, Yayla ve fındığı ile ön plana çıkan Ordu’da ilk durağımız Seyir keyfine doyulmayan Boztepe oldu. Bir önceki Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’i makamında ziyaret edip Ordu hakkında bilgiler aldık.

Kısa bilgilendirme sonrasında Ordu Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla ilişkiler Daire Başkanı Cihat Albayrak ve Perşembe Belediye Başkanı Mustafa Sayım Tandoğan’ın eşliğinde Ordu ilini ve Perşembe ilçesinin tarihi ve turistik yerlerini gezdik. Otobüsümüzün arızası nedeni ile Ordu Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği araçlarla Yason Kilisesi, Yason Burnu ve timsaha benzerliği dikkat çeken Timsah Adası oldu. Aracımızın arızası nedeniyle belirlemiş olduğumuz bazı noktaları iptal etmek zorunda kaldık. Hafif serin olan memleketin sıcak ve samimi yaklaşımı ile güzel anlar yaşadık. Konukseverliklerinden ötürü Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Gülere, Perşembe Belediye Başkanı Mustafa Saim Tandoğan’a, Ordu Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü Cemal Armutlu’ya Ordu Büyükşehir Belediye Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Cihat Albayrak’a ve Ordu’da ağırlanmamıza vesile olan TBMM 23. ve 24. Dönem Kırşehir Milletvekilli Abdullah Çalışkan’a teşekkür ederiz.

Giresun: Kültür gezimizin beşinci durağı olan Giresun. Fındığı ve Kirazı ile dünyada tanınan ve bu anlamda nam salmış Giresun’da ilk durağımız 1850 yılında kilise olarak inşa edilen, 1940 yılında cezaevine dönüştürülen, 1990 yılında ise müzeye çevrilen Giresun Müzesi oldu. Helenistik Roma Kalıntıları, Bizans dönemi kalıntıları ve Osmanlı dönemi kalıntıları ile görülmeye değer bir yer. Eski adıyla Marsilya evleri yeni adıyla Zeytinlik evleri olarak bilinen Giresun Kalesinin yamacına kurulan tarihi konakları, Giresun Kalesini ve mahallî milis güçlerinin reisi ve muhafız taburu komutanı Topal Osman lakaplı Hacı Osman Ağa’nın kabrini ziyaret ettik. Tarihi ve kültürel bilgilerle duygu yoğunluğu yaşadığımız Giresun Kalesinden sonra Keşap Belediyesi’nin misafiri olduk. Giresun gezimizde kafilemize katılan Giresun’un değerli isimlerinden biri olan Şair ve Yazar Hatice Satgun’a, Konukseverliklerinden dolayı Belediye Başkanı Mehmet Emür ve Basın danışmanı Aslı Işık’a teşekkür ederiz.

Trabzon: Kültür Gezimizin altıncı durağı Trabzon idi. Karadeniz’in incisi olarak tabir edilen, eşsiz doğasıyla nefes kesen bir şehir Trabzon. Her mevsim yağışlarıyla meşhur olan şehir, farklı türden binlerce bitki çeşidiyle kuşatılmıştır. Zengin orman örtüsüne sahip olması vesilesiyle Yeşil İnci olarak da adlandırılan Trabzon’da ilk durağımız ekmeği ile ünlü Vakfıkebir oldu. Sırasıyla Akçaabat, Sera gölü, Hayal Vadisi ve Sümela Manastırı ile hem tarihe tanıklık ettik hem kültürel bilgiler edindik. Sera Gölü ve Hayal Vadisi gerçekten görülmesi gereken doğa harikası yerler. Adeta baş döndüren ve fantastik bir dünyaya adım atmış gibi bir his uyandıran Sümela Manastırı Trabzon Gezimizin önemli bir parçası oldu. Kurulumu 13. yüzyıla dayanan Sümela Manastırı hakkında birçok rivayet bulunmaktadır. Fakat en yaygın rivayet; Sümela Manastırı’nın Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında (375- 395), Atina’dan buraya gelen Sophranios ve Barnabas isimli iki rahip tarafından kurulmuş olduğudur. Dik bir kayanın yamacına kurulan manastıra ulaşmak o kadar da kolay değil. Araçlarla belli bir noktaya kadar gidip yaklaşık 350 merdiven tırmandıktan sonra manastıra ulaşabiliyorsunuz. Yaklaşık 1700 yıl önce kurulan manastırın doğayla bütünleşmiş yapısı ve harika mimarisi gerçekten görülmeye değer. Trabzon Kültür Gezimizde bizleri ağırlayan Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim ve ekibine teşekkür ediyoruz.

Rize: Kültür Gezimizin yedinci durağı Rize. Anadolu’nun Kuzeydoğusunda Kaçkar Dağları ile Karadeniz arasında oldukça sarp bir arazide kurulan Rize’nin en önemli geçim kaynaklarından biri çay. Gezimizin son günü ve zaman darlığından dolayı Rize’nin şirin ilçesi Kalkandere’de tüm günümüzü geçirdik. Çay fabrikası ile başlayan gezimiz, Çağlayan Şelalesi, Likapa yani yaban mersini bahçesi, çay bahçeleri organize sanayii bölgesi, Kalkandere Kültür Binası ve Kaçkar Bal evi oldu. Belediye Başkanı Kenan Yıldırım ve ekibinin eşlik ettiği gezimizde ilk durağımız Kalkandere Kültür evi oldu. İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkanının ev sahipliğinde Kalkandere tarihi hakkında bilgi sahibi olduk. Öğlen ikramından sonra Çağlayan şelalesini gezdik. Tam bir doğa harikası olan Şelale, yakın çevresinde bulunan özel mülkler nedeniyle turizme kazandırılamıyor. 85 metre yüksekliğe sahip şelalenin 100 metre aşağısında tarihi su değirmeni bulunuyor. Coğrafi olarak harika bir manzaraya sahip olan Çağlayan Şelalesinin bir an önce turizme kazandırılması gerekiyor. Belediye Başkanı Kenan Yıldırım’ın olağanüstü projesi hayata geçtiğinde Kalkandere’ye turist akını ile ekonomik kazancın olacağından eminim. Yaban mersinini tarlasından toplayıp yedikten sonra, çay bahçesinde çay toplayarak harmanda iz bıraktık. Günün finalini Kaçkar Bal evinde bölgenin sevilen sanatçısı Mihralim lakabıyla tanınan Ali Kondak’ın müthiş ses ve yorumuyla horon teperek keyifli anlar yaşadık. Kalkandere’ye özgü simit, organik beyaz bal ve süzme yoğurdun tadına bakarak bol enerji ile İstanbul dönüş yoluna koyularak Karadeniz Kültür Gezimizi sonlandırmış olduk.

Gezimizin son gününde İş İnsanı Burhan Makiroğlu’nun sponsorluğunda bizlere ev sahipliği yapan Kalkandere Belediye Başkanı Kenan Yıldırım, Kalkandere Kaymakamı Kemal Sefa Gökmenoğlu, Sürmene Belediye Başkanı Rahmi Üstün, Kalkandere Çay Fabrikası Müdürü Osman Uzun, Kalkandere’nin Sesi Gazetesi İmtiyaz Sahibi Hüseyin Başaran, Kaçkar Arıcılık ve Bal Evinin sahibi, Doğan Seymenoğlu, Mihralim lakabıyla bilinen sanatçı Ali Kondak ve ekibine en kalbi duygularımla teşekkür ederim. Ayrıca Karadeniz Kültür gezimize tam destek veren Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel ile ekibine ve İş İnsanı Mehmet Çon’a candan teşekkür ederiz.

İnsanı kendine hayran bırakan coğrafi yapısı, tarihi dokusu, insanlarının samimi yaklaşımı ve ikram severliği ile insanı mest eden Karadeniz il ve ilçe yöneticilerine ve halkına teşekkür ederiz.

Türkiye’nin tüm şehirleri, kasabaları dört mevsim eşsiz güzellikler sunan birer cennet köşesi gibidir. Her mevsim ziyarete açık, her mevsim sizi etkisi altına alan tekrar tekrar gitmek isteyeceğiniz yaşam alanları ile doludur. Her sokağını, her taşını, her binasını, manzarasını, doğasını, tarihi zenginliğini, kültürel yapısını, gastronomik zenginliğini, insanlığın, ilimin, bilimin, bir arada yaşama kültürünün, medeniyetlere beşiklik edişini, insanının mertliği, cömertliğini, samimiyet ve huzurla yaşayacağımız bir ülkeye sahibiz. Anadolu Yazarlar ve Gazeteciler Derneği olarak düzenlediğimiz ve 35 basın mensubu ile Yedi İl Yedi Gün Karadeniz Kültür Gezimizi büyük bir keyifle sonlandırdık. Hedefimiz Türkiye’nin yedi bölgesini gezmek. Bir nevi kültür elçiliği görevini gönüllü olarak üstlenmek ve bu keyifli seyahatlerde izlenimlerimizi sizlerle paylaşmak. Kültür gezimizin başlangıcından sonuna kadar, bize her türlü desteği sağlayan herkese canı gönülden teşekkür ederiz. Bir sonraki gezi turumuz Doğu Anadolu olacak. Bir gezi planınız varsa, hiç düşünmeyin yola koyulun. Rotanızı nereye çevirirseniz çevirin mutlaka keyif alacaksınız.

Reklamı Geç