• kulemak
  • http://www.yerelgazete.com.tr/

logo

antalya escort bayan antalya escort bayan mersin escort bayan antalya escort bayan bursa escort bayan tokat escort bayan mugla escort bayan kutahya escort zonguldak escort yozgat escort

SANDIK SAVAŞI…


Bülent Aydoğdu
bulentaydogdu@gmail.com

Tarihi bir seçim tiyatrosudur, 21 Temmuz 1946. Oylama açık, sayım gizli yapılmıştır.

Bir vatandaş o günü şöyle anlatır: “Köyümdeydim, 125 seçmenimiz vardı. Hepsi oyunu açık açık kullanmış, tamamı Demokrat partiye oy vermişti. Akşamüzeri bir yüzbaşı geldi. Oyları tasnif etmeye başladı. 125 oy da CHP’ye çıktı. Yüzbaşıya dedim ki “125 kişi açık açık DP’ye oy verdi. Nasıl oldu da bu oylar CHP’ye çıktı?” Ben öyle der demez, karga tulumba tuttular. Vazifesi başında yüzbaşıya hakaret etmişim. Bir ay hapis cezası verip, Bulanık hapishanesine koydular.”

O gün seçimi CHP kazandı. Peki, sonra ne oldu?

CHP  bu ayıbını hiç temizleyemedi. Türk Halkı, açık oy gizli sayımı hiç affetmedi. O günü Türk Demokrasi tarihine kara bir gün olarak kaydetti.

Seçmen, bunun cezasını CHP’yi defalarca sandığa gömerek verdi.  “Benim sandığıma ve oyuma karışma” dedi.

*******

1983 seçimleri… Darbe sonrası Anayasa oylamasında Halk yüzde 91 ile “evet” dedi. Bu oranı gören Kenan Evren, seçimlere gitti ve Turgut Sunalp’in seçilmesi için baskı kurdu. Seçmen, Kenan Evren’in dayattığını kabul etmek yerine Turgut Özal’ı seçti. “Benim oyuma ve sandığıma karışma” dedi.

********

Ve yakın tarihimizdeki diğer seçimler… Halkımız, ne askerin ne de medyanın dayatmasına boyun eğdi. Sandıklara yapılan en ufak müdahale hep misli ile karşılık buldu. Her seçimde bu sefer “AK Partiyi yendik” diyen Medya, AK Partinin zaferlerini manşete taşımak zorunda kaldı.

Halkımız bu demokrasi sınavlarını hep en iyi şekilde verdi.

*******

Türk halkı şaşılacak şekilde sandığına ve oyuna sahip çıkar. Avrupa’ya, Amerika’ya, demokrasinin beşiği dediğiniz ülkelere bakın. Bir iki ülke hariç tamamında seçimlere katılım oranı Türkiye kadar yüksek değildir. Öğrencilerin yerleşim yeri sorunları, nüfus kayıtlarının seçmen listelerine aktarımının yavaş olması  vs. gibi şeylerin önüne geçebilsek, Türkiye demokrasiye katılımın en yüksek olduğu ülke olur.  Oyuna ve sandığına bu kadar sahip çıkan başka bir ülke yoktur.

Türk halkı, sandığa değer verir. Politikaları eleştirmek için sokağa dökülüp  eylem yapmaz. Tepkisini yıkarak dökerek ortaya koymaz, sandıkta gösterir.

Oy sahip olduğu en güçlü haktır. Oy hakkı sayesinde, siyasiler vatandaşın kapısını çalar, dertlerini dinler. Vatandaş, bu hak sayesinde sorunlarına çözüm bulur. 

Bu hakka saygı duymazsan, işte o zaman yanarsın. Seni sandığa gömer. Çünkü iktidara karşı elindeki tek güç budur. Bu hakkı elinden alamazsın. Sandığıyla oynayamazsın.

*********

Şimdi, seçim bitti. Kazanan kazandı, kaybeden kaybetti… Kazanan neleri doğru yaptı, kaybedenin hataları neydi? Bütün siyasiler  şapkasını önüne koymuş değerlendirmesini yapıyor.

Hata yapabilirsin. Seçim taktiklerin, hatta adayın bile yanlış olabilir. Kadroların birbiri ile anlaşamamış, tek yürek olamamış olabilir.  Ürettiğin politika halkta karşılığını bulamamış olabilir. Son çabaların, atakların işi daha da kötüye götürmüş olabilir. Ancak hiçbiri tek başına, yada birkaç tanesi seçimi kaybetmene yetmez.

31 Mart seçimlerinden sonra, Ak Parti’nin gerekçesi ne kadar doğru olursa olsun, oyların çalındığını ne kadar sık tekrarlarsa tekrarlasın, ne kadar gür sesle söylerse söylesin; halk seçim tekrarını, bir müdahale olarak gördü.

Tarih bu seçimi şu cümle ile özetleyecek;  

Türk Halkının sandığına ve oyuna müdahale etmeyeceksin.

Etiketler:
Share
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HİÇ DEĞİLSE ŞU ZOR GÜNLERDE..

    19 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Bakıyorum da korona verileri sıçrama yaptığı günlerde herkes süt dökmüş kedi misali sus-pus oluyor, rakamların seyri aşağı döndüğünde ise aslan-kral hesabı pençelerini gösteriyor birbirine.. Tabi bu işin benzetmesi ama toplum olarak, insanlık olarak bu süreçten zerre ders çıkardığımızı, tüy kadar akıllanıp uslandığımızı zannetmiyorum. Elbette doğasında yapısında var farklı düşünce yapısı lakin bu kadarı da çok ama çok fazla oluyor. Belediye meclislerimizden başkente kadar bakın siyasetçilerimize... Hiç değilse şu zamanda anlaşma, uzlaşma, ...
  • BİR MİKROBUN HATIRLATTIKLARI..

    20 Nisan 2020 Köşe Yazıları

    Değil gözle mikroskopla dahi zor görülebilen bir virüs tüm dünyayı esir aldı. Dev ekonomiler çöküyor, teknolojiler yetersiz kalıyor, tıp zorlanıyor. Milyarlarca insan evlerine hapsolmuş. Milyonlarca kişiye bulaşan mikrop her gün yeni canlar alıyor. Sonuç; paranın gücü yetmedi ve dünya üzerinde insan sağlığı ilk defa ekonominin önüne geçti. İşte bu mikrobun bir de hatırlattıkları var. Örneğin Ortadoğu’da hiç saldırı yok. Fiyatı yerle bir olan petrol savaşları durmuş vaziyette. Suriye’den çıt çıkmıyor. Sınırlara akın eden mülteciler kayboldu...
  • GÜÇLÜ VE DAYANIKLI BÜNYE, SAĞLIKLI BESLENMEYE BAĞLI..

    28 Mart 2020 Köşe Yazıları

    Değerli okuyucularım, unutulmamalıdır ki, sağlık evrenseldir ve tanımı herkesçe kabul edilmelidir. Kişinin genel itibar ile sosyal psikolojik bedensel ruhsal ekonomik yönden tam bir iyilik halidir. Bu koşulların sağlam olduğu ve kişinin herhangi bir eksiklik ya da yoksunluk hissetmediği durumlardır. Bu konuda sağlık araştırma enstitüleri taramalar ve iyileştirmeler yapmaktadır. Bir toplumun en önde gelen ilk ihtiyacı sağlık daha sonra barınma dır. Bu kadar önde gelen bir ihtiyaç olmasına rağmen sağlık nedir tam anlamıyla bilmemekteyiz. ...
  • NİYET PERDESİ..

    04 Mart 2020 Köşe Yazıları

    Değerli Dostlarım, İkili ilişkiler arasında bir  perde vardır  ki; bu perde tanışma evresinde her iki tarafında birbirine karşı olan gerçek niyetlerini gizleyebilir. Ben buna 'NİYET PERDESİ' adını verdim. Bazen yaşam bize yardım eder veya tesadüf eseri, tanışmanın başlarında bu perde aralanır, bazen ağızdan çıkan bir söz yada bir davranış bu perdeyi tamamnen ortadan kaldırır, bazen de perde o kadar kalındırki yıllar geçer ve arkadasında ki niyet görülmez, görülmek istenmez yada bir türlü emin olunmaz. Ancak şunu da unutmamak lazım: 'Hay...