Sabri Şenel’in kaleminden Atatürk’ün antiemperyalist mücadelesi, milli devlet anlayışı ve Türk milletine bıraktığı bağımsızlık mirası üzerine çarpıcı değerlendirme. 19 Mayıs ruhu, Cumhuriyet değerleri ve milli egemenlik vurgusu bu yazıda.
Atatürk binlerce yıllık Türk devlet ve millet geleneğinin evrensel insani birikimin özü ve özetidir. O, katıldığı tüm savaşlarda ve verdiği mücadelelerde Türk aklının rehberliğinde doğuştan gelen ruh ve beden kabiliyetini kullanmış, akıl ve tarih bilinciyle hareket etmiş ve böylece eşsiz zaferler kazanan bir lider olmuştur. Bir Osmanlı subayı olan Atatürk gerek yaptığı okumalarla gerekse etrafında olup biten olaylardan çıkardığı derslerle kendisini geliştirmiş ve pratik zekasının hakkını vererek Türk tarihi ve insanlık tarihinde hem millî hem de evrensel anlamda tarihe adını altın harflerle yazdırmış, bugün bile onu tanıyanları kendisine hayran bırakan bir şahsiyet olarak ön plana çıkmıştır.
Atatürk mazlum milletlere umut rol model olmasıyla, sömürgeciliğe karşı verdiği mücadeleyle, antiemperyalist duruşuyla millî ve evrensel yüz akımız olup başta Türk milleti olmak üzere birçok halk ona çok şey borçludur. O insanlığa verdiği değerle, Türk milletini her alanda güçlü kılmak için ortaya koyduğu mücadeleyle “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” vizyonuyla binlerce yıllık insanlık tarihinde izine ender rastlanan kişilik olmuştur. Buna rağmen bugün dünyada üzerinde bu kadar itibar suikastı yapılan, dirisine ve ölüsüne iftira kampanyaları düzenlenen başka bir lider yoktur. Peki bunun sebebi nedir? Atatürk niçin hedeftir?
Atatürk’e iftira ve itibar infazı yapanların onu gerçek anlamda tanımadıkları bir hakikattir. Atatürk kimdir? Atatürk bir zamanlar sınırları üç kıtaya yayılan bir cihan imparatorluğunu tarihten silmek isteyenlerin planlarını bozan, 1683 Viyana bozgunu ile başlayan mağlubiyetler serisini Sakarya’da durduran, Millî Mücadele’de elde ettiği zaferlerle batı güçlere karşı aşağılık kompleksini bitiren, Padişah’ın kulum dediği bir millete egemenlik hakkı tanıyan, Türk milletinin makus kaderini değiştirerek tarihin akışına yön veren ve Türk milleti üzerindeki sömürge hesaplarını bozan Türkün altın kalpli evladıdır. Türk milletinin yaşam ile ölüm arasında uçurumun kenarında olduğu, bağımsızlığın ABD mandası veya İngiliz himayesine tercih edildiği, emperyalist güçlere karşı başarı şansının olmadığına inanılan bir dönemde Türk milletinden aldığı güçle imkansızı başaran, Türk bağımsızlığının sembolü ve simge ismidir.
Atatürk yenilemez denilen emperyalist güçleri yenip sadece Türk milletindeki özgüven duygusunu güçlendirmekle kalmamış, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra açtığı kurumlarla ve başta ekonomi olmak üzere her alanda kendisine ilke edindiği bağımsızlık felsefesiyle Türk milletinin kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durmasını istemiştir. Türk milleti ve insanlık Atatürk’ün ölümüyle çok şey kaybederken, onun emperyalist güçlere karşı verdiği mücadele ve bağımsızlık vizyonu dünyanın her tarafında sömürgeciliğe karşı ilham kaynağı ve emsal olmuştur.
Lakin bugün Atatürk’ün savunduğu değerler, kurmuş olduğu Cumhuriyet, yurtta sulh ve cihanda sulh politikası, bağımsız yaşama vizyonu ve Türk milletini her alanda güçlü kılma gibi hedefleri ABD başta olmak üzere birçok emperyalist devletin hedefi haline gelmiştir. ABD ve onun işbirlikçileri bu yolda, millî temeller üzerine inşa edilmiş Türk Devletini millî kimlikten, Atatürk, Türk bayrağı ve İstiklal Marşı gibi ortak değerlerden uzaklaştırma ve bu sayede Türk devletini tasfiye etmek için uğraş vermektedirler. Etrafımızda tavsiye ve telkin modeliyle Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Yemen’i ve Filistin’i etnik mezhep cehennemine çeviren bu güçler İran’la ilgili hedeflerine ulaştıktan sonra Türkiye’yi parçalamanın hesaplarını yapmaktadırlar.
Emperyalistlerin bu hesapları Türkiye’yi bir yol ayrımına sürüklemektedir. Bu yol ayrımında Türkiye ya Atatürk’ün ilkeleri ve kuruluş değerleri üzerinden yeni bir Türk Rönesans’ı başlatacak hem kendisinin hem de komşularının parçalanmasının önüne geçecek ya da etnik, mezhepçi ve dinci ambalajlı bölücülüğe teslim olarak emperyalizme kul köle olacaktır. Bu kul kölelikle bölgesinin ve komşularının parçalanmasına hizmet edecektir.
İşte bu noktada yapmamız gereken Atatürk’ün “Milletinin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözünden hareketle, bağımsızlığımızı ve birliğimizi parçalamak isteyenlere karşı bir bütün olarak mücadele etmektir. Aksi takdirde bu topraklarda bağımsız yaşama imkânımız kalmayacak ve şanlı geçmişimiz karanlığa gömülecektir. Bu mücadelenin en önünde onun kurduğu cumhuriyet sayesinde önemli makam ve görevlere gelenler olmalıdır. Atatürk önderliğinde Millî Mücadele kazanılmamış olsaydı ve Cumhuriyet kurulmasaydı bu görev sahiplerinin o makamlara oturma imkânı yoktu. Ona vefa göstermesi gerekenlerin vefasızlığı bindikleri dalı kesmektir ve bu gidişle pişman olmaya dahi vakit bulamayacaklardır.
Dünya’nın birçok bölgesinde Atatürk’ün ortaya koyduğu vizyon örnek alınırken bu vizyona sahip çıkmak ve baş tacı etmek hem Türk milleti hem de insanlık için kurak toprakların suya hasreti gibi bir ihtiyaçtır. Muhtaç olduğumuz kudret işte bu vizyonda ve milli hafızada kayıtlıdır. Millî hafızasını kaybedenler başka milletlerin kulu, kölesi, kuklası ve sömürgesi olmaya mahkumdurlar. Türk milleti tarihi gerçeklerle yüzleşmek, uğradığı zilleti ve kuşatmayı atlatmak için tarihi yolculuğuna kazasız belasız devam etmek zorundadır. Durumu Türk milletinin engin feraset ve basiretine, ortak aklına gerçek milli iradesine havale ediyor milletimize güveniyoruz.
Sultan Alpaslan’ın 1071 Malazgirt Zaferi ile kapılarını açtığı, Emir Timur’un İzmir’i, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethederek Türklerin kalıcı hakimiyetini sağladığı Anadolu toprakları, 1918 Mondros Mütarekesi’nden sonra emperyalist güçlerin işgaline maruz kalmış, birçok kaynağa göre Yunan Başbakanı Venizelos’un oğlu Sofoklis’in “Kalk da milletini kurtar ey Osman” sözünü işitmiş ve Osman gazinin kabrinin tekmelenmesine şahit olmuştur. İşte Osman Gazi’nin kabrine yapılan saygısızlığın intikamını alan, Cumhuriyet’e kadar Konstantinopolis olarak ifaden edilen İstanbul başta olmak üzere Türkiye’deki beş yıla yaklaşan işgali bitiren, Türk milletini bu topraklardan silme anlaşması olan Sevr’i tarihin çöp sepetine atan, binlerce yıllık Turan yurtlarını ebedi yurt yapan, Allah’ın ve tarihin Türk milletine lütfettiği eşsiz lider Atatürk’tür.
Atatürk ve Türk milleti için bu yolda en önemli dönüm noktası ise 19 Mayıs 1919’dur. Zira 19 Mayıs, Atatürk’ün Millî Mücadele’yi başlattığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık meşalesinin yaktığı ve Türk milletini uçurumun kenarından çekmeye başladığı gündür.
Bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bu vatanın bağımsızlığı için hayatlarını ortaya koyanları bir kez daha minnetle anıyoruz. Atatürk’ün ruhu kıyamete kadar Türk milletine ve insanlığa ışık ve ilham kaynağı olacak, savunduğu fikirler getirdiği binlerce yıllık Türk töresinin, geleneklerinin varlık ve beka şartı olmaya devam edecektir.



