<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Röportajlar &#8211; Yerel Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.yerelgazete.com.tr/kategori/roportajlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yerelgazete.com.tr</link>
	<description>BÖLGENİZİN SESİ</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Mar 2026 07:54:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/cropped-yglogokucuk-32x32.jpg</url>
	<title>Röportajlar &#8211; Yerel Gazete</title>
	<link>https://www.yerelgazete.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Her Gebe Oruç Tutabilir mi? Bilimsel değerlendirme dikkat çekti..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/her-gebe-oruc-tutabilir-mi-bilimsel-degerlendirme-dikkat-cekti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 07:52:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Gebe]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Ebe Ayfer Öztireli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yerelgazete.com.tr/?p=79166</guid>

					<description><![CDATA[Gebelikte oruç tutulur mu, kimler risk altında, anne ve bebek sağlığı açısından hangi durumlarda dikkatli olunmalı? Uzman Ebe Ayfer Öztireli, gebelikte metabolik değişimleri ve olası riskleri tıbbi açıdan değerlendirdi. Uzman Ebe Ayfer Öztireli, gebeliğin fizyolojik olarak zaten yoğun bir dönem olduğunu belirtiyor. Bu süreçte kan hacmi artıyor, bazal metabolizma hızı yükseliyor ve glukoz ihtiyacı belirgin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Gebelikte oruç tutulur mu, kimler risk altında, anne ve bebek sağlığı açısından hangi durumlarda dikkatli olunmalı? Uzman Ebe Ayfer Öztireli, gebelikte metabolik değişimleri ve olası riskleri tıbbi açıdan değerlendirdi.</strong></span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-79167" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/hamile-oruc-1.jpg" alt="" width="624" height="260" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/hamile-oruc-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/hamile-oruc-1-540x225.jpg 540w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><strong>Uzman Ebe Ayfer Öztireli,</strong> gebeliğin fizyolojik olarak zaten yoğun bir dönem olduğunu belirtiyor. Bu süreçte kan hacmi artıyor, bazal metabolizma hızı yükseliyor ve glukoz ihtiyacı belirgin şekilde artıyor. Sıvı dengesi ise daha hassas bir hale geliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-79169" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/Uzman-Ebe-Ayfer-Oztireli.jpg" alt="" width="624" height="733" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/Uzman-Ebe-Ayfer-Oztireli.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/Uzman-Ebe-Ayfer-Oztireli-409x480.jpg 409w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><strong>Uzun süreli açlıkta annenin kan şekeri düşebiliyor.</strong> Gebe metabolizması açlığa daha hızlı keton üretimiyle yanıt veriyor. Özellikle ilk trimesterde bulantı ve kusma yaşayan kadınlarda sıvı kaybı da varsa risk daha da artabiliyor. Bu tablo bazen hafife alınıyor ama klinik olarak önem taşıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Oruç anne sağlığını nasıl etkiliyor</strong></span></p>
<p><strong>Bilimsel çalışmalara bakıldığında,</strong> orucun etkisinin annenin genel sağlık durumuna göre değiştiği görülüyor. Yani herkes için aynı sonucu vermiyor.</p>
<p><strong>Olası riskler arasında hipoglisemi,</strong> yani kan şekeri düşüklüğü öne çıkıyor. Bunun yanında dehidratasyon, baş dönmesi, bayılma, baş ağrısı ve tansiyon düşüklüğü görülebiliyor. Yetersiz sıvı alımı idrar yolu enfeksiyonu riskini de artırabiliyor. Özellikle yaz aylarında ve uzun süren açlık durumlarında sıvı kaybı ciddi önem taşıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bebek açısından dikkat edilmesi gerekenler</strong></span></p>
<p><strong>Araştırmalar,</strong> sağlıklı ve komplikasyonsuz gebeliklerde kısa süreli orucun çoğu zaman ciddi bir etki göstermediğini bildiriyor. Ancak bazı durumlar daha dikkatli değerlendirilmek zorunda.</p>
<p><strong>Düşük doğum ağırlığı riski,</strong> amniyon sıvısında azalma ve fetal hareketlerde geçici azalma bunlar arasında. Anne kanında keton düzeylerinin artışı da izlenebiliyor. Bu etkiler genellikle uzun süreli susuzlukta, yetersiz beslenmede ya da riskli gebelik varlığında daha belirgin hale geliyor.</p>
<p><strong>Her şey yolunda gibi görünse bile</strong> takip önemli. Çünkü gebelik zaten başlı başına hassas bir dönem.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kimler için oruç önerilmiyor</strong></span></p>
<p><strong>Tıbbi açıdan bazı gruplarda oruç önerilmiyor.</strong> Gebelik diyabeti olanlar, tansiyon hastaları, ileri düzey kansızlığı bulunanlar risk altında kabul ediliyor. Çoğul gebelik yaşayanlar, bebeğinde gelişme geriliği olanlar, düşük tehdidi bulunanlar ve şiddetli bulantı-kusma yaşayanlar için de açlık ve susuzluk hem anne hem bebek için risk oluşturabiliyor.</p>
<p><strong>Daha önce</strong> erken doğum öyküsü bulunan gebelerde de dikkatli olunması gerektiği belirtiliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Oruç tutulacaksa nelere dikkat edilmeli</strong></span></p>
<p><strong>Uzman Ebe Ayfer Öztireli,</strong> kararın mutlaka doktor kontrolünde verilmesi gerektiğini söylüyor. Sahurda protein ve kompleks karbonhidrat içeren bir beslenme öneriliyor. İftar ile sahur arasında en az 2–2.5 litre sıvı alınması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p><strong>Şekerli ve çok tuzlu gıdalardan uzak durulması isteniyor.</strong> Gün içinde fetal hareketlerin takip edilmesi önemli. Baş dönmesi, çarpıntı ya da kasılma hissedildiğinde ise orucun sonlandırılması gerektiği belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selim Bayraktar, Shakespeare’le Tiyatroya Güçlü Dönüş Yapıyor!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/selim-bayraktar-shakespearele-tiyatroya-guclu-donus-yapiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 19:49:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Muhteşem Yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Windsor’un Şen Kadınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yerelgazete.com.tr/?p=78544</guid>

					<description><![CDATA[Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Sümbül Ağa karakteriyle hafızalara kazınan Selim Bayraktar, 35 yıllık Devlet Tiyatroları serüveninin ardından, Shakespeare’in ölümsüz komedisi “Windsor’un Şen Kadınları” ile sahnelere iddialı bir dönüş yapıyor. Bayraktar, bu yapımda Falstaff karakterine hayat verirken, aynı zamanda oyunun yönetmenliğini de üstleniyor. Bayraktar’ın ilk özel tiyatro projesi olan müzikli oyunun, yardımcı yönetmenliğini ise Ömer Alper [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Sümbül Ağa karakteriyle hafızalara kazınan Selim Bayraktar, 35 yıllık Devlet Tiyatroları serüveninin ardından, Shakespeare’in ölümsüz komedisi “Windsor’un Şen Kadınları” ile sahnelere iddialı bir dönüş yapıyor. Bayraktar, bu yapımda Falstaff karakterine hayat verirken, aynı zamanda oyunun yönetmenliğini de üstleniyor.</strong></span></p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-78545" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/selim-bayraktar-1.jpg" alt="" width="624" height="970" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/selim-bayraktar-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/selim-bayraktar-1-309x480.jpg 309w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bayraktar’ın ilk özel tiyatro projesi olan müzikli oyunun, yardımcı yönetmenliğini ise Ömer Alper İzci üstlendi.</strong></span> Shakespeare metnini klasik sınırların dışına taşıyarak müzik, ritim ve çağdaş sahne diliyle yeniden kuruyor. Bu yorum, yalnızca bir uyarlama değil; metnin ruhunu bugünün seyircisiyle yüzleştiren güçlü bir sahne manifestosu niteliği taşıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Oyunun merkezinde,</strong></span> eski bir dünyanın son temsilcisi olan Falstaff yer alıyor. Kilolu bedeni, arsız zekâsı ve sarsılmaz özgüveniyle Falstaff, çökmekte olan şövalyelik ideallerinin canlı bir parodisi olarak sahnede beliriyor. Windsor kasabasının sakin ve düzenli hayatı, Falstaff’ın gelişiyle altüst oluyor; düzen, mizahın ve kaosun içinde yeniden şekilleniyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Selim Bayraktar, karaktere yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: </strong></span>“Falstaff, yalnızca komik bir figür değil; Rönesans’la birlikte itibarı çöken bir sınıfın ironik aynasıdır. O sahneye çıktığında, durağanlık bozulur, dengeler yer değiştirir. Windsor’da olan tam olarak budur.”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Windsor’un Şen Kadınları,</strong></span> müziğin bedene, bedenin ritme dönüştüğü; mizahın alt metinle, eğlencenin eleştiriyle iç içe geçtiği çağdaş bir Shakespeare yorumu sunuyor. Selim Bayraktar’ın sahnedeki bu dönüşü, yalnızca bir oyuncunun geri dönüşü değil; yönetmen kimliğiyle de sahneye koyduğu güçlü bir vizyonun seyirciyle buluşması olarak öne çıkıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>YENİ BİR HİKAYE YAZACAĞIZ</strong></span></p>
<p>Rise of Empires:Ottoman, Ufak Tefek Cinayetler ve Mehmed:Fetihler Sultanı’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda önemli dizide rol alan Selim Bayraktar, tiyatronun kendisi için bir hayata bakış, hayatı yönlendirme ve toplumsal iyileşme olduğunu belirterek, “Yeni bir hikaye yazmak için yola çıktık. Kadroda çok güçlü isimler var. Klasik metnin özüne sadık kalan oyunda, şarkılar, ritim ve fiziksel oyunculuğun öne çıkacak. Windsor’un Şen Kadınları müzikli oyunu aynı zamanda benim için de ekip için de ilk özel tiyatro çalışması. Oyun, Londra yakınlarında, Thames Nehri kıyısında yer alan sakin bir kasaba olan Windsor’da geçiyor. Bu dingin atmosfer, eski bir şövalyenin kasabaya düşmesiyle altüst oluyor. İnanılmaz bir hikaye. Bugünün toplumsal yapısına, yaşayışına da ayna tutan oyunda seyirci eğlenecek, öğrenecek ve sorgulayacak” dedi.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İTİBARI SARSILAN ŞÖVALYELİK</strong></span></p>
<p>Hikâyenin merkezinde, kilolu yapısı, muzip tavırları ve bitmek bilmeyen özgüveniyle eski bir şövalye olan Falstaff’ın yer aldığına dikkat çeken Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Rönesans’la birlikte itibarı sarsılan şövalyelik kavramının karikatürleşmiş bir temsilcisi olan Falstaff, Windsor’daki durağan hayatı adeta suya atılan bir taş gibi dalgalandırıyor. Kasabanın varlıklı isimlerinin eşleri olan Bayan Page ve Bayan Ford’u baştan çıkarmak ve kocalarının servetine göz dikmek için aynı aşk mektuplarını gönderen Falstaff, farkında olmadan kendi sonunu hazırlıyor&#8230;”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KADININ FENDİ ERKEĞİ YENDİ</strong></span></p>
<p>Oyunun özellikle orta sınıf bir kasabada yaşamanın zaafları, gösteriş merakı ve özenti halleri, aşk, sadakat ve bağışlayıcılık ile oyun içinde oyun kurgusu unsurlarının bulunduğuna dikkat çeken Selim Bayraktar sözlerini şöyle sürdürdü: “Mektupları okuyan kadınlar, bu ölçüsüz cesarete büyük bir öfkeyle karşılık veriyor ve kocalarından habersiz bir plan kuruyor. Falstaff’a verilecek ders, onun hayatı boyunca unutamayacağı kadar çaresiz, rezil ve bir o kadar da komik oluyor. Oyunun özeti, halk deyimiyle tek cümlede karşılık buluyor: Kadının fendi erkeği yendi. Shakespeare için Falstaff, insanın gizlemeye çalıştığı maskenin kendisi. Her bir izleyicinin yaşamında karşılaştığı, tanık olduğu çok sayıda hikayeyi bu oyunda görme fırsatı sunacağız. Hem soru soracağız, hem sorgulayacağız. Müzikli oyun, tempolu seyirciyi de içine alan bir sanat eseri olarak sahnelenecek. Windsor’un Şen Kadınları, hem güldüren hem düşündüren yapısıyla seyirciyi iki saat sahneye kilitleyecek. Provalara başladık. Oyun, klasik ile popüler kültür arasında kurduğu dengeyle sezonun öne çıkan tiyatro yapımları arasında yer alacaktır. Tabi kararı izleyici verecek&#8230;”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>DEVLET TİYATROSU’NUN ÖNEMİ</strong></span></p>
<p>İnsanın kişisel olarak kendini güncellemesi gerektiğini belirten Bayraktar, “Sadece bunu sinemada ya da dizi sektöründe yapamıyorsunuz. Tiyatro bizim ana aksımız, yuvamız burası eğitim kurumu. 1992 yılında girdiğim Devlet Tiyatrolarında 35 yılım geçti. Sayısız oyunla, binlerce seyirciyle buluştum. Ben bugüne kadar hiç özel tiyatro yapmadım. Burada bu enerjinin dönüşüp yükselerek seyirciyle buluşma enerjisini heyecanla bekliyorum.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>YAPAY ZEKÂ TİYATRODA olmalımı? OLMAMALI?</strong></span></p>
<p>Günümüzün en temel meselelerinden biri, insanın farkına varmadan dijitalleşmeye teslim oluşudur. Yapay zekâ; hız, konfor ve verimlilik vaatleriyle hayatın her alanına sızdı. Fakat tam da bu yüzden, tiyatroya olan ilginin artması bir tesadüf değil; seyircinin “gerçek” olana duyduğu özlemin açık bir göstergesidir.</p>
<p>Sinema, teknolojinin doğası gereği yapay oyuncu fikrine daha yakın durabilir. Orada tekrar vardır, kurgu vardır, hata silinir.</p>
<p>Ama tiyatro…<br />
Tiyatro silinmeyen bir andır.<br />
Bir kez olur ve biter.</p>
<p>Tiyatro seyircisi, sahneye kusursuzluk görmek için gelmez.<br />
Aksine, kusurun ihtimalini görmek için gelir.</p>
<p>Oyuncunun hata yapabilme ihtimali vardır. Terleyebilir, unutabilir, şaşırabilir. Ve tam da bu yüzden canlıdır. Seyirci, oyuncunun “yanılabilir” olduğunu bildiği için onunla bağ kurar. Yapay zekânın bilmediği tek şey budur: yanılmak.</p>
<p>Bugün sahnelediğimiz Windsor’un Şen Kadınları gibi, seyirciyi oyunun içine alan interaktif bir yapıda bu durum daha da görünür hâle gelir. Seyirci bizim hatamıza güler; çünkü o hata, anın içindedir ve bir daha asla tekrarlanmayacaktır. Belki bu yüzden aynı oyunu 23, 24 kez izlemeye gelir. Çünkü her seferinde başka bir ihtimal vardır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>OYUNCU OLMAK İÇİN EVDEN KAÇTIM</strong></span></p>
<p>Aslen Kerkük doğumluyum. Oyuncu, tiyatrocu olmak için evden kaçtım. Çünkü tiyatro, benim için her zaman organik bir yaşam biçimi oldu.</p>
<p>Tiyatro canlıdır. Oyuncu ezberini unutabilir. Seyirci çoğu zaman bunu fark etmez bile. Orada bir ortak akıl çalışır. Partneriniz, sizin açığınızı kapatır. Siz onun nefesine yaslanırsınız. Tiyatro, bireysel bir başarı alanı değil, karşılıklı bir güven alanıdır.</p>
<p>Devlet tiyatrolarında eskiden çok güzel bir gelenek vardı: “Son oyun şakası.”</p>
<p>Bir oyunun son kez oynandığı bilindiğinde, oyuncular sahne içinde birbirlerine küçük şakalar hazırlarlardı. Seyirci bunu bilerek gelirdi. Oyunu zaten tanırdı; ama bu kez oyuncuların birbirini nasıl “şaşırtacağını” görmek isterdi.</p>
<p>Bu gelenek şunu anlatırdı: Tiyatro sadece metnin değil, oyuncular arası ilişkinin sanatıdır.</p>
<p>Bugün buna her zamankinden fazla ihtiyacımız var. Tıpkı gıdada olduğu gibi… Organik olanın peşindeyiz. Katkısız, filtrelenmemiş, hatalı ama canlı olanın. Seyirci tiyatroya tam da bu yüzden geliyor. Ve bu oyunda da buna benzer birçok an yakalayacak.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TİYATRODA STAR YOKTUR</strong></span></p>
<p>Tiyatro sahnesinde star yoktur.<br />
Çünkü sahnede herkes birbirinin varlık sebebidir.</p>
<p>Bir oyuncunun eksik kaldığı yeri, diğerinin fazlalığıyla kapatamazsınız. Dizilerde star sistemi vardır; kamera kimin yüzüne yaklaşacağını seçer. Ama tiyatroda herkes yakın plandadır. Seyircinin kadrajı tektir ve herkesi kapsar.</p>
<p>Bu yüzden tiyatroda küçük rol, büyük rol yoktur.<br />
Her rol, sahnenin omurgasıdır.</p>
<p>Sahne çok hassas bir alandır. Burada yaptığınız en ufak bir ivme, karşı tarafa bir tsunami gibi yansır. Bir bakış, bir duraksama, bir nefes… Hepsi büyür.</p>
<p>Bu oyunun hem en büyük avantajı hem de en büyük riski şudur:<br />
Oyuncular sahneden hiç çıkmaz.<br />
Kulis yoktur.<br />
Bizim kulisimiz sahnedir.</p>
<p>İki saat boyunca, on beş dakikalık ara dışında herkes sahnede, seyirciyle göz gözedir. Hapşırmak bile bir dramaturjik karardır artık. Kulağınız kaşınırsa, onu da sahnenin gerçeğine dönüştürmek zorundasınızdır.</p>
<p>Çünkü tiyatroda saklanacak yer yoktur.<br />
Ve belki de bu yüzden tiyatro hâlâ direnmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SON SÖZ</strong></span></p>
<p>Yapay zekâ kusursuzdur.<br />
Ama tiyatro kusurla yaşar.</p>
<p>Tiyatro, hata yapabilen bedenin sanatıdır.<br />
Ve insan, hatasıyla insandır.</p>
<p>Bu yüzden diyorum ki:<br />
Yapay zekâ tiyatroda olamayacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Alarmda: Sağlık yasası bekleniyor!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/turkiye-alarmda-saglik-yasasi-bekleniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 19:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Vedat Bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[Uzm. Dyt. Nurettin Şahinli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yerelgazete.com.tr/?p=77815</guid>

					<description><![CDATA[Diyetisyenlik alanındaki yasal boşluk halkın sağlığını tehdit ediyor! Gazetemizin köşe yazarlarından Uzman Diyetisyen Nurettin Şahinli, halk sağlığı alanında yürüttüğü kapsamlı kampanya kapsamında geniş bir heyetle birlikte Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde önemli temaslarda bulundu.. Türkiye’de art arda yaşanan gıda zehirlenmeleri, bozulmuş ve böceklenmiş ürün skandalları, denetimsiz şekilde satılan zayıflama çayları ve hapları nedeniyle gerçekleşen ölümler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Diyetisyenlik alanındaki yasal boşluk halkın sağlığını tehdit ediyor! Gazetemizin köşe yazarlarından Uzman Diyetisyen Nurettin Şahinli, halk sağlığı alanında yürüttüğü kapsamlı kampanya kapsamında geniş bir heyetle birlikte Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde önemli temaslarda bulundu..</strong></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-77816" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/saglik-yasasi-1.jpg" alt="" width="624" height="253" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/saglik-yasasi-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/saglik-yasasi-1-540x219.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Türkiye’de art arda yaşanan gıda zehirlenmeleri,</strong></span> bozulmuş ve böceklenmiş ürün skandalları, denetimsiz şekilde satılan zayıflama çayları ve hapları nedeniyle gerçekleşen ölümler ile sosyal medya kaynaklı yanlış diyet uygulamaları halk sağlığını derinden tehdit eden ulusal bir risk haline geldi. Diyetisyenlik alanındaki yasal boşluk, yetkisiz kişilerin “diyetisyen” unvanını kullanarak milyonlarca vatandaşı yanıltmasına yol açarken, mevcut tablo Türkiye’nin beslenme güvenliği açısından kritik bir kırılma noktasına işaret ediyor.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Diyetisyenlik Meslek Yasası Uzm. Dyt. Nurettin ŞAHİNLİ" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/G5kfyhWHhq0?start=2&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gazetemizin köşe yazarlarından Uzman Diyetisyen Nurettin Şahinli,</strong></span> halk sağlığı alanında yürüttüğü kapsamlı kampanya kapsamında geniş bir heyetle birlikte Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde önemli temaslarda bulundu. Şahinli’nin öncülüğünde gerçekleştirilen bu ziyaret, Türkiye’de artan gıda güvenliği riskleri, toplu beslenme sistemlerindeki denetim eksiklikleri, çocukluk çağı obezitesindeki yükseliş ve diyetisyenlik mesleğinin kanuni statü eksikliğinin toplum sağlığı üzerindeki etkilerini doğrudan Meclis gündemine taşıdı.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Uzm. Dyt. Nurettin Şahinli, Diyetisyenlik Meslek Yasası ve Türk Diyetisyenler Birliği Kanunu’nun çıkarılması için çalışmalara başladı.</strong> </span>Akademik Diyetisyenler Derneği İstanbul İl Temsilcisi ve Türkiye Diyetisyenler Derneği üyesi Uzm. Dyt. Nurettin Şahinli, Diyetisyenlik Meslek Yasası ve Türk Diyetisyenler Birliği Kanunu’nun çıkarılması için ulusal çapta bir kampanya başlattı. Kısa sürede büyük yankı uyandıran kampanyanın en önemli adımı, TBMM’de gerçekleştirilen tarihi görüşme oldu. TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vedat Bilgin’in makamında gerçekleşen buluşmaya Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel, dernek yönetim kurulu üyeleri, Anadolu Sağlık-Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, sendika yönetimi, akademik temsilciler ve Uzm. Dyt. Nurettin Şahinli katıldı.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Uzman Diyetisyen Nurettin Şahin görüşmede</strong> </span>artan gıda zehirlenmeleri, bozulmuş ürünlerin satışı, denetimsiz zayıflama ürünleri nedeniyle yaşanan ölümler, yetkisiz kişilerin diyetisyen unvanı kullanması ve yeni yönetmeliklerin mesleği işlevsizleştirmesi gibi kritik sorunlar masaya yatırıldığını belirtti. 23 yıl önce İzmir Milletvekili Mehmet Çümen tarafından meclise sunulan ancak yasama yılı dolmadan hükümsüz kalan yasa tasarısının bugün artık acilen çıkarılması gerektiği vurgulandı.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sağlık Bakanlığı’nın 29 Temmuz 2025 tarihli tanıtım yönetmeliğinin</strong></span> diyetisyenlerin bilimsel iletişim ve halk sağlığı eğitiminde önemli sınırlamalara yol açtığına dikkat çekildi. Diyetisyenler, 85 milyon vatandaşın sağlığını doğrudan ilgilendiren bu düzenlemenin ivedilikle meclisten geçirilmesi için sosyal medyada #TürkDiyetisyenlerBirliğiKanunu, #DiyetisyenMeslekKanunu ve #HalkSağlığıSorunu etiketleriyle kamuoyu oluşturma çağrısı yaptı. “Sağlıklı toplum, doğru beslenmeyle mümkündür. Doğru beslenme ise yalnızca diyetisyenle mümkündür” mesajı öne çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TATİLBUDUR’DAN SONBAHAR ROTALARI&#8230;</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/tatilbudurdan-sonbahar-rotalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2025 09:50:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Menduf Sağdıç]]></category>
		<category><![CDATA[New Aren Tour]]></category>
		<category><![CDATA[Tatilbudur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yerelgazete.com.tr/?p=76819</guid>

					<description><![CDATA[Yurt içinde ve yurt dışında hayallerdeki tatile aracılık eden TatilBudur, sonbahar sezonu için en özel destinasyonları tatilseverler için belirledi. Yavru vatan Kıbrıs’tan görsel şölene sahip Kapadokya’ya, Noel pazarlarından Tayland’a kadar geniş bir yelpazede uzanan geniş bir yelpazede tatil alternatifleri ile yılın son sıcaklıklarını değerlendirmek isteyenleri bekliyor. TatilBudur Çekmeköy Acentesi newarentour.com Genel Koordinatörü Menduf Sağdıç, şu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Yurt içinde ve yurt dışında hayallerdeki tatile aracılık eden TatilBudur, sonbahar sezonu için en özel destinasyonları tatilseverler için belirledi. Yavru vatan Kıbrıs’tan görsel şölene sahip Kapadokya’ya, Noel pazarlarından Tayland’a kadar geniş bir yelpazede uzanan geniş bir yelpazede tatil alternatifleri ile yılın son sıcaklıklarını değerlendirmek isteyenleri bekliyor. TatilBudur Çekmeköy Acentesi <span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="http://www.newarentour.com/">newarentour.com</a> </span>Genel Koordinatörü Menduf Sağdıç, şu bilgileri paylaştı:</strong></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76826" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-7.jpg" alt="" width="624" height="365" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-7-540x316.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kıbrıs’ta Tatil Dört Mevsim Devam Ediyor</strong></span></p>
<p>Kıbrıs, kültürel çeşitliliği, zengin mutfağı ve yazdan kalma havasıyla özellikle sonbaharda tatilcilerin ilk tercihlerinden biri oluyor. Lefkoşa, Girne, Magosa, Karpaz, İskele, Güzelyurt ve Lefke gibi bölgeler Kıbrıs’ın öne çıkan noktaları arasında yer alıyor. TatilBudur’un sunduğu oda kahvaltı, yarım pansiyon, her şey dahil ve ultra her şey dahil konaklama seçenekleriyle birlikte uçak + transfer + otel fırsatları, bu keyifli rotayı daha ulaşılabilir hale getiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76825" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-6.jpg" alt="" width="624" height="337" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-6-540x292.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yakın Rotalar: Şehrin Gürültüsünden Kaçış</strong></span></p>
<p>Doğayla baş başa, sakin bir atmosfer arayanlar için Sapanca, Ağva, Şile ve Adalar gibi destinasyonlar kısa süreli sonbahar molaları için birebir. Özellikle İstanbul’a yakınlığı ile öne çıkan bu bölgeler, hafta sonu kaçamakları ve doğa ile iç içe birkaç gün geçirmek isteyenler için ideal bir terci oluyor. Her biri farklı doğal güzellikler sunan bu rotalarda göl kenarı yürüyüşleri, butik otel konaklamaları, doğa yürüyüşleri ve lezzet durakları tatilseverleri bekliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76821" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-2.jpg" alt="" width="624" height="374" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-2-540x324.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>GAP Kültür Turu: Medeniyetler Beşiğine Yolculuk</strong></span></p>
<p>Daha uzun soluklu, tarih ve kültür odaklı bir sonbahar tatili arayanlar için GAP Turu ideal bir seçenek. Gaziantep’in lezzet duraklarından Şanlıurfa’nın mistik atmosferine, Mardin’in taş sokaklarından Nemrut Dağı’ndaki gün batımına kadar uzanan bu tur, Anadolu’nun kadim şehirlerini keşfetme imkânı sunuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76827" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-8.jpg" alt="" width="624" height="468" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-8.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-8-540x405.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p>TatilBudur’un düzenlediği rehberli GAP kültür turları ile yalnızca bir tatil değil; aynı zamanda unutulmaz bir kültürel deneyim yaşanıyor. Otel konaklamalı, ulaşım dahil ve profesyonel rehber eşliğindeki turlar sayesinde hem konfor hem bilgi bir arada sunuluyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76823" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-4.jpg" alt="" width="624" height="386" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-4-540x334.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Vizesiz Yurt Dışı Turları ile Dünyayı Keşfet</strong></span></p>
<p>TatilBudur’un vizesiz yurt dışı turları, yeni yerler keşfetmek isteyenler için kolay ve zahmetsiz bir tatil imkânı sunuyor. Tayland’ın otantik atmosferi, Maldivler’in eşsiz denizi, Balkanlar’ın tarihi güzellikleri, Dubai’nin modern yapıları ve Mısır’ın büyüleyici mirası, keşif dolu rotalar arasında yer alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76822" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-3.jpg" alt="" width="624" height="624" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-3-150x150.jpg 150w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-3-480x480.jpg 480w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sonbahar döneminin vazgeçilmezi</strong></span> haline gelen Avrupa Noel Pazarları ise sıcak içecekler, rengarenk ışıklar ve alışveriş keyfiyle farklı bir tatil alternatifi oluşturuyor. TatilBudur, farklı sürelerde ve içeriklerde hazırlanan otel konaklamalı, uçaklı ve rehberli turlarla yurt dışı seyahatlerini herkes için erişilebilir kılıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76823" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-4.jpg" alt="" width="624" height="386" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-4-540x334.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Daha fazla bilgi ve rezervasyon için:</strong></span> <span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="http://www.newarentour.com/">www.newarentour.com</a></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Adres:</strong></span> Çamlık Mahallesi Şahinbey Caddesi No: 102A Çekmeköy<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Telefon:</strong></span>0216 642 06 08<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Email:</strong></span> <span style="color: #0000ff;"><a style="color: #0000ff;" href="mailto:info@newarentour.com">info@newarentour.com</a></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76820" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-1.jpg" alt="" width="624" height="638" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-1-469x480.jpg 469w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-76824" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-5.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-5-540x360.jpg 540w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/tatilbudur-newaren-tour-5-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılbaşı gecesinin Acil Servis’de sonuçlanmaması için!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/yilbasi-gecesinin-acil-servisde-sonuclanmamasi-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2023 19:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Yılbaşı Sofrası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.yerelgazete.com.tr/?p=63982</guid>

					<description><![CDATA[Yeni yıla sayılı saatler kala yılbaşı gecesine yönelik planlar da şekilleniyor. Kimileri yeni yılı dışarıda karşılamaya hazırlanırken kimileri ise sevdiklerini kendi kuracakları yılbaşı sofrasında ağırlayacak olmanın heyecanını yaşıyor. Ancak dikkat! Gerek sofrada geçirilecek sürenin uzunluğu gerekse sofradaki yemeklerin lezzetli olması adına katkı maddeleri, yağ, şeker, tuz ve kalori oranlarında aşırıya kaçılabilmesi sağlık açısından bazı tehlikeleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Yeni yıla sayılı saatler kala yılbaşı gecesine yönelik planlar da şekilleniyor. Kimileri yeni yılı dışarıda karşılamaya hazırlanırken kimileri ise sevdiklerini kendi kuracakları yılbaşı sofrasında ağırlayacak olmanın heyecanını yaşıyor. Ancak dikkat! Gerek sofrada geçirilecek sürenin uzunluğu gerekse sofradaki yemeklerin lezzetli olması adına katkı maddeleri, yağ, şeker, tuz ve kalori oranlarında aşırıya kaçılabilmesi sağlık açısından bazı tehlikeleri beraberinde getirebiliyor! </strong></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-63989" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-7.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-7-540x360.jpg 540w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-7-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman,</strong> </span>“Yılbaşı sofralarında ölçüyü fazla kaçırmak mide ve bağırsak sorunlarına yol açarak gecenin hastanede acil serviste sonuçlanmasına neden olabildiği gibi, özellikle kalp damar hastaları ve diyabet hastalarında hayati risk oluşturabiliyor. Bu nedenle gerek tüketim miktarı gerekse yiyeceklerin içerikleri açısından dikkatli olmak gerekiyor” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı bir yılbaşı sofrası için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-63983" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-1.jpg" alt="" width="624" height="748" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-1-400x480.jpg 400w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sebze çeşitliliğini artırın</strong></span></p>
<p>Yılbaşı sofralarınız için yapacağınız meze ya da salatalarda çok çeşitli sebzeler kullanın. Bu sayede kalori yoğunluğu düşük, besin değeri yüksek ve uzun süre tok tutan bu besinler tüketerek, yüksek kalori içeren, besin değeri düşük ürünlerden korunmuş olacaksınız. Yemeğe salata, sebze gibi seçeneklerle başlangıç yaparak iştahınızı kontrol altında tutabilirsiniz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-63986" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-4.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-4-540x360.jpg 540w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-4-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Proteine mutlaka yer verin</strong></span></p>
<p>Yılbaşı sofranızda proteinlere mutlaka yer verin. Proteinlerin sindirim süresi uzundur ve sizi daha uzun süre tok tutar. Ana yemekte kırmızı et yerine hindi-balık gibi protein türevlerine ve yine meze olarak bakliyat salatası gibi bitkisel proteinlere yer vererek hem tok tutucu hem de sağlıklı proteinleri öğününüze eklemiş olursunuz.</p>
<figure id="attachment_63985" aria-describedby="caption-attachment-63985" style="width: 624px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-63985" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-3-540x360.jpg 540w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-3-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /><figcaption id="caption-attachment-63985" class="wp-caption-text">Red Bean Chicken Walnuts Salad</figcaption></figure>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Hafif mezeler seçin</strong></span></p>
<p>Kızartarak yaptığınız ya da yoğun soslu, mayonezli mezeler hazım problemlerine yol açabileceğinden fırınlama yöntemini tercih edin. Böylece yılbaşı akşamını hem daha konforlu hem de daha az kalori alarak geçirebilirsiniz. Yine gıda zehirlenmelerinden korunmak için mezeleri taze olarak tüketmek, beklemiş olanları tercih etmemek büyük önem taşıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-63984" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-2-540x360.jpg 540w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-2-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Şeker ilavesiz, doğal içecekler tercih edin</strong></span></p>
<p>Lezzetli sofraların eşlikçisi lezzetli içecekler yılbaşında da sofralarınıza renk katar. Ancak yoğun kalorili, şeker ilaveli hazır içecekler hem kalorisi hem de doğal olmayan içeriği ile sağlığınızı tehdit edebilir. Evde çeşitli meyveleri kaynatarak yapacağınız bir içecek hem sofranıza renk katar hem de sağlığınızı korumanıza yardımcı olur. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Kuru üzüm ve ayvayı kaynatarak biraz da tarçın kabuğu ve karanfil ekleyerek güzel bir içecek elde edebilirsiniz. Ayrıca en değerli içeceğimiz olan su tüketimine de yer verebilmek için sularınızı frenk üzümü,  taze nane gibi renkli meyvelerle ve sebzelerle aromalandırabilirsiniz” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-63987" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-5.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-5-540x360.jpg 540w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-5-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Meyveli ya da sütlü tatlıları tercih edin </strong></span></p>
<p>Yılbaşı sofraları tatlılarla taçlandırılsa da alınan yoğun kaloriler üzerine bir de yoğun şerbetli, hamurlu bir tatlı tercih etmek mide bağırsak sorunları, hatta uyku problemlerine dahi yol açabilir. Bu nedenle meyve tatlıları, sütlü tatlılar çok daha hafif seçenekler olacaktır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-63988" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-6.jpg" alt="" width="624" height="456" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/yilbasi-sofrasi-6-540x395.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kompleks karbonhidratları seçin</strong></span></p>
<p>Pirinç ve beyaz un gibi basit karbonhidratlar kan şekerinizde dalgalanmalara neden olarak tok hissetmenizi engelleyebilir. Yılbaşı sofrasında yardımcı yemek olarak pirinç, beyaz unlu yiyecekler ve börek yerine bulgur, kara buğday, esmer pirinç gibi kompleks karbonhidratları sofranıza ekleyerek daha tok hissetmeyi ve dolayısıyla daha az kalori alımını hedefleyebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kuruyemişleri kontrollü tüketin</strong></span></p>
<p>Kuruyemişlerin her zaman olduğu gibi yılbaşı sofrasında da kontrollü tüketilmesi gereken besinler arasında olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ozman “Sağlıklı olduğu kadar yoğun yağ içeriği ve kaloriye sahip bu besinlerin de fazlası hazım ya da gaz problemlerine yol açabilir. Bu nedenle yaklaşık 1 avuç kuruyemişi tabağınıza alarak tüketmeye çalışın, paketten ya da kontrolsüz tüketimi engelleyin” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sofraya aç oturmayın, yavaş yavaş yiyin</strong></span></p>
<p>‘Nasıl olsa güzel bir sofraya oturacağım’ düşüncesiyle yılbaşı yemeğine çok aç halde başlamayın. Mümkünse 2-3 saat kadar önce 1 su bardağı kefir ya da 8-10 çiğ badem yanında sütlü bir kahve ile ara öğün yapın. Bu sayede yılbaşı sofrasında yediğiniz miktarları kontrol altında tutabilirisiniz. Sofrada yemeklerinizi yavaş tüketin ve iyi çiğneyin, bu sayede hem hazım problemlerinden kurtulmuş hem de çok daha az kalori almış olursunuz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAZIN YENİLENMENİZİ SAĞLAYACAK 8 ALTIN ÖNERİ!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/yazin-yenilenmenizi-saglayacak-8-altin-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Aug 2022 10:04:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=52549</guid>

					<description><![CDATA[Bunaltıcı sıcaklarına rağmen çoğu insanın yazı çok sevmesinin, adeta bütün kış ‘yaz gelsin’ diye beklemesinin bilimsel bir sebebinin olduğunu biliyor muydunuz? Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç, “Mevsimlerin değişmesiyle birlikte bedenimiz ve ruhumuz da değişim ve yenilenmeden geçer. Yaz mevsimi yenilenme, canlanma ve enerjinin sembolüdür. Yapılan çalışmalar da gösteriyor ki; serotonin adı verilen mutluluk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #333399;">Bunaltıcı sıcaklarına rağmen çoğu insanın yazı çok sevmesinin, adeta bütün kış ‘yaz gelsin’ diye beklemesinin bilimsel bir sebebinin olduğunu biliyor muydunuz? </span><span style="color: #ff0000;">Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç,</span></strong> “Mevsimlerin değişmesiyle birlikte bedenimiz ve ruhumuz da değişim ve yenilenmeden geçer. Yaz mevsimi yenilenme, canlanma ve enerjinin sembolüdür. Yapılan çalışmalar da gösteriyor ki; serotonin adı verilen mutluluk hormonu güneş ışığına bağlı olarak yazın artarken, melatonin denilen uyku hormonu ise azalıyor. Yazın daha canlı olunmasının temelinde; güneş ışığının olumlu etkileri ile artan serotonin hormonuna bağlı gelişen mutluluk etkili oluyor” diyor. Bu nedenle kendimizi yenilemeye başlamamız için yaz döneminin daha fazla fırsat sunduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç, yazın yenilenmemizi sağlayacak 8 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-52550" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-1.jpg" alt="" width="624" height="624" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-1-300x300.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-1-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Açık havaya çıkın!</strong></span></p>
<p>Sonbahar ve kış aylarında havanın kararması ve soğumasıyla daha fazla olumsuz psikolojik etkilerle karşılaşıyoruz. Güneş ışığının yokluğu kişiyi karamsar ruh haline sokup, depresyonu da tetikleyebiliyor. Yaz güneşi antidepresan etki yaratarak, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacağından ve fiziksel, zihinsel, ruhsal yenilenmenize destek olacağından, yazın güneşin zararlı ışınlarından korunmaya yönelik önlemleri almak koşuluyla mutlaka açık havada zaman geçirin.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-52555" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-6.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-6-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-6-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-6-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Su için!</strong></span></p>
<p>Yazın kendinizi yenileme listenizde ilk sıralara mutlaka yeterli su tüketmeyi yazın. Özellikle yaz sıcaklarında vücudumuz terleme yoluyla su kaybettiğinden dolayı su içmek için kesinlikle susamayı beklemeyin, bol su için. Vücudumuz kadar beynimizin de suya ihtiyacı var. Yaşam kaynağı olan su, yeterince tüketildiğinde baş ağrılarını azaltıp stresi önlerken, insanın öğrenme yeteneğinin artmasına da yardım ediyor. Vücudun uyanık ve canlı kalmasını, enerjik hissetmeyi sağlıyor. Bu nedenle günde en az iki litre su içme alışkanlığı kazanın ve kış aylarında da yeterli su içmeye dikkat edin.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-52556" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-7.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-7-300x169.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-7-200x113.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yaşantınıza ‘hareket’ katın!</strong></span></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç “Sabah uyandığınızda, başlayacağınız güne dair taşıdığınız umutlar, heyecanlar, o günü şekillendiriyor. Güne mutlu başlamada en önemli etkenlerden biri hareket/spor. Her gün 45 dakika tempolu ve sadece burundan nefes alarak yürüyüş, kan dolaşımını sağlayarak beyne gidecek oksijen ve glikoz miktarını artırıyor, dopamin ve serotonin üretimi ile kişinin ruh halini iyileştiriyor, anksiyete ve depresyona iyi geliyor. Gün içerisinde psikolojik, zihinsel ve fiziksel yenilenme sağlayarak motivasyonu artırıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-52554" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-5.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-5-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-5-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-5-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Zamanı esnetmeyi öğrenin!</strong></span></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç “Havanın erken karardığı soğuk kış akşamlarında çoğu planımızı erteliyor, erkenden eve gidip dinlenmeyi tercih ediyoruz. Havanın geç karardığı yaz akşamlarında ise uzun süreler dışarıda kalabiliyor, dışarıda veya evde arkadaşlarımızla daha fazla vakit geçirebiliyoruz. Yapılan araştırmalar da, bir arkadaş çevresi ve güçlü sosyal ağlar içinde yer almanın, insanın beden ve ruh sağlığına olumlu şekilde güçlü etkide bulunduğunu gösteriyor. Zamanı esnetmenin ruhumuza iyi geldiğini ve mutlu hissettirdiğini unutmayın ve yazın bu avantajıyla ilk adımı atın” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-52551" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-2-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-2-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-2-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sağlıklı beslenme düzenine geçin!</strong></span></p>
<p>Kış aylarına göre taze sebze ve meyve tüketimi yazın daha fazla oluyor. Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç yaz beslenmesinin vücudun yenilenmesi için fırsat oluşturduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Yapılan bilimsel çalışmalar; düşük kalorili beslenmenin ömrü uzattığını gösteriyor. Yaz aylarında kışa nispeten daha düşük kalorili ve daha sağlıklı beslendiğimiz, çoğunlukla sebze ağırlıklı hafif yiyecekler tükettiğimiz için protein ve doğal şeker başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarımızı dengeli alabiliyoruz. Yazın sağlıklı beslenme düzenine geçerek ve sürdürülebilir diyet uygulayarak yenilenme yolunda sağlıklı ve güzel bir başlangıç yapabilirsiniz.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-52552" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-3-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-3-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-3-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kendinize yeni alanlar açın!</strong></span></p>
<p>Televizyon, internet ve sosyal medyada ‘işinize yaramayacak ya da ruhunuza iyi gelmeyecek’ konular ya da kişilere ayıracağınız zaman yerine, zamanınızı doğru yöneterek kendinize yeni alanlar açın. Sanal dünyalar, kişilerin gerçeklik algısını etkiliyor ve bazen önemli durumları atlayıp, unutturabiliyor. Bazen de fazla duygusallaşarak takılınmaması gereken olaylar büyütülüyor, abartılı tepkiler veriliyor. İlgi alanlarınızda yapacağınız değişimler, ruh sağlığınızı da olumlu etkileyecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-52553" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-4.jpg" alt="" width="624" height="417" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-4-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-4-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/08/yazin-yenilenme-4-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Zihin detoksu yapın!</strong></span></p>
<p>Yaz mevsimi pozitif düşünce sistemimizi destekliyor, kışın bunalan ruhumuza yazın doğan güneş, umut oluyor. Mevsime göre farklılık gösteren duygusal değişimlerin nedeni; beynin melatonin salgısından ileri geliyor. Melatonin bize mutluluk veren bir salgı. Ve gelin görün ki melatonin gün ışığıyla bağlantılı olarak salgılanıyor. Bu nedenle yaz ayını fırsat bilip, olumlu düşüncelere yelken açın. Ruhunuza, zihninize ve bedeninize iyi gelmeyen kötü düşünceleri silip zihinsel detoks uygulayın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Mutluluğu seçin</strong></span></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Seren Öztoprak Kılıç “Sizi mutlu edecek konular ve insanlar seçin. Burada, anlık mutluluklardan bahsetmiyoruz. Sonrasında ve devamında insana kendisini iyi hissettiren, huzur ve mutluluk veren, bir adım ötesine taşıyabilecek seçimler yapmak lazım.  Bizleri mutsuz eden kişilerden ve durumlardan uzak durarak, bize olumlu enerji veren insanlar ile vakit geçirmeliyiz. Unutulmamalıdır ki; mutluluk bulaşıcıdır ve mutluluğu yakalayıp, sahip çıkmak bizim elimizdedir” diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TİYATRO SEL SUNAR..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/tiyatro-sel-sunar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 May 2022 09:55:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=51400</guid>

					<description><![CDATA[22 Mayıs Pazar akşamı saat 20.00’da Çekmeköy Hamidiye Kültür Merkezi’ndeki tiyatro oyununa davetlisiniz..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>22 Mayıs Pazar akşamı saat 20.00’da Çekmeköy Hamidiye Kültür Merkezi’ndeki tiyatro oyununa davetlisiniz..</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-51401" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/tiyatro.jpg" alt="" width="624" height="468" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/tiyatro.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/05/tiyatro-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PANDEMİDE GÖZLER ALARM VERİYOR!.</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/pandemide-gozler-alarm-veriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Apr 2022 15:52:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=50475</guid>

					<description><![CDATA[İki yılı aşkın süredir yaşam alışkanlıklarımızda radikal değişikliklere neden olan Covid-19 pandemi sürecinde bir çok hastalık gibi göz hastalıkları da yaygınlaştı. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bu süreçte hiç olmadığı kadar ekran karşısında geçirilen uzun saatlerin ve Covid-19 endişesiyle hastaneye gitmeye çekinip göz şikayetlerinin ertelenmesinin göz sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor. Göz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>İki yılı aşkın süredir yaşam alışkanlıklarımızda radikal değişikliklere neden olan Covid-19 pandemi sürecinde bir çok hastalık gibi göz hastalıkları da yaygınlaştı. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bu süreçte hiç olmadığı kadar ekran karşısında geçirilen uzun saatlerin ve Covid-19 endişesiyle hastaneye gitmeye çekinip göz şikayetlerinin ertelenmesinin göz sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, iki yıllık pandemi sürecinde artan göz hastalıklarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </strong></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-50477" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-1.jpg" alt="" width="624" height="690" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-1-271x300.jpg 271w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p>Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19’un etkisini hala devam ettirdiği günümüzde, pandeminin sağlığımıza en olumsuz etkilerinden biri de gözlerimizde oldu. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Covid sürecinde evden çalışma ve online derslerle öğrencilerin derslerini bilgisayar ekranından takip etmeleri dijital ekran kullanım süresini çok artırdı. Ayrıca yine dijital ekranlar karşısında göz kırpma refleksinin azalması nedeniyle gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde kuru göz ve göz yorgunluğu şikayetleri başta olmak üzere göz kızarıklığı, gözde kanlanma, konjonktüvit ve miyopi derecelerinde artış yaşanıyor” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-50483" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-7.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-7-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-7-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-7-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Dikkat! Covid-19 bulgusu olabilir!</strong></span></p>
<p>Gözlerde kızarıklık, sulanma ve çapaklanma ile seyreden konjonktivitin (göz yüzeyinin enfeksiyonu) Covid-19 enfeksiyonunun bulgusu olabildiğine dikkat çeken Dr. Neslihan Sinim Kahraman, özellikle bu şikayetlerin yanında halsizlik, kas ağrısı, ateş ve öksürük gibi bulgular da varsa çok dikkatli olunması ve mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söylüyor. Dr. Neslihan Sinim Kahraman şöyle konuşuyor: “Covid-19 enfeksiyonunun pıhtılaşma bozukluklarına yol açması ve gözde damar tıkanıklığı yapabileceği akılda tutulmalıdır. Covid-19 enfeksiyonu sürecinde görmede ani zayıflama gelişen bir durumda vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurulmalıdır.” Göz yüzeyinin enfeksiyon için bir bulaş yolu olması nedeniyle dikkat edilmesi gereken bir nokta olduğunu, özellikle kuru göz ve alerjik konjonktivit gibi olguların gözde yanma, kaşıntı ve batma hissine yol açtıklarından, ellerin gözlere sık temas etmesine yol açtığını belirten Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bunun da Covid-19 enfeksiyonunun gözden bulaş riskini artırdığına dikkat çekiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-50480" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-4.jpg" alt="" width="624" height="255" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-4-300x123.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Görme kaybına yol açabilir!</strong></span></p>
<p>Pandemi sürecinde kronik rahatsızlığı olan ve ileri yaş hastaların hastaneye başvuruda çekincelerinin olmasının da, bu hastalıkların takibinde sıkıntılara yol açtığına dikkat çeken Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Özellikle glokom (göz tansiyonu), üveit (gözün uvea denilen orta tabakasının iltihaplanması), diyabetik retinopati (retinadaki kan damarlarında gelişen hasarlanma) ve yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (merkezi görmenin kaybı) gibi yakın takip ve tedavi gerektiren hastalarımızın pandemi sürecinde hastaneye gitme endişesiyle tedavilerinde aksaklıklar yaşandı. Ancak ertelenen göz sorunları tedavinin daha güç bir hal almasına, kalıcı hasarlara ve görme kaybına yol açabilir” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-50481" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-5.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-5-300x169.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-5-200x113.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Pandemide göz sağlığı için 9  etkili önlem! </strong></span></p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman</strong>,</span> pandemide göz sağlığı için gerekli önlemleri şöyle anlatıyor;</p>
<ul>
<li>Ekran karşısında uzun süre kalmayın. 20 dakikada bir mola vererek gözlerinizi dinlendirin.</li>
<li>Ekrana çok yakın bakmayın ve mutlaka gözlerinizi sık sık kırparak kurumasını engelleyin.</li>
<li>Bu süreçte mümkünse lens kullanımına ara vererek gözlük kullanın. Böylece gözlüğün koruyucu bir bariyer oluşturması ve ellerin göze temasının azaltılması sağlanabilir.</li>
<li>Maskenin gözlükte buharlanmaya yol açmaması için gözlüğünüzü maskenin üzerine gelecek şekilde takın. Buna karşın maske takmak buhar oluşmasına yol açarak gözlük kullanmayı zorlaştırdı.</li>
<li>Gözlüğe sık dokunmak, çok sık çıkarıp takmak, enfekte olabilecek kirli yüzeylere bırakmak da risk oluşturduğundan bu konularda dikkatli olun.</li>
<li>Ellerinizi gün içerisinde gözlerinize ve yüzünüze götürmeyin. Ellerinizi sık yıkamanız olası riskleri azaltacaktır.</li>
<li>Kontakt lenslerin temizliğine her zamankinden fazla dikkat edin. Lenslerinizi takıp çıkarmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayın.</li>
<li>Kronik göz hastalığınız (glokom, diyabetik retinopati, yaşa bağlı makula dejenerasyonu vb) varsa mutlaka tedavinize devam edin, tedavinizi aksatmayın.</li>
<li>Olası bir göz sorununuzda ‘geçer’ diye beklemeyip, daha büyük sıkıntılara yol açmaması için hekime başvurun. Özellikle ani gelişen görme azalması durumunda zaman kaybetmeyin. <img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-50479" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-3.jpg" alt="" width="624" height="410" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-3-300x197.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-3-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2022/04/pandemi-goz-3-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIŞIN SAĞLIKLI CİLT İÇİN 10 ALTIN ÖNERİ..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/kisin-saglikli-cilt-icin-10-altin-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2021 18:31:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=47818</guid>

					<description><![CDATA[Kış aylarıyla birlikte havaların iyice soğuması ve havadaki nem miktarının azalmasına, pandemi sürecinde kullanımı artan dezenfektanlar da eklendiğinde cildimiz hızla yıpranıyor, bazı cilt hastalıkları kolayca tetiklenebiliyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan; “Kış aylarında cildi korumak için çok daha fazla özen göstermek gerekiyor. Yani; kış aylarında bol su içmeyi ihmal etmemek, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Kış aylarıyla birlikte havaların iyice soğuması ve havadaki nem miktarının azalmasına, pandemi sürecinde kullanımı artan dezenfektanlar da eklendiğinde cildimiz hızla yıpranıyor, bazı cilt hastalıkları kolayca tetiklenebiliyor.</strong> <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan;</strong></span> “Kış aylarında cildi korumak için çok daha fazla özen göstermek gerekiyor. Yani; kış aylarında bol su içmeyi ihmal etmemek, uyku düzenine, beslenmeye özen göstermek, sigaradan kaçınmak, stresi yönetebilmek ve cildi koruyacak önerilere dikkat etmek, cildin rutinini kışa göre düzenlemek büyük önem taşıyor&#8221; diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan, kışın sağlıklı bir cilt için 10 altın kuralı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-47819" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-1.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-1-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-1-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-1-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Banyo süresini kısaltın</strong></span></p>
<p>Bu dönemde havadaki nem oranının azalmasına bağlı, cildimiz daha çok kuruyacaktır. Cildimizi daha da kurutmamak adına mümkünse banyo sürelerimizi kısaltalım. Zaten kurumuş olan cildimizin doğal bariyerini daha çok bozmamak adına, daha nazik, mümkünse yağ bazlı temizleyicileri tercih edelim. Cildimiz çok kuru ise atopik ciltler için üretilen temizleyiciler iyi bir seçenek olabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-47826" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-8.jpg" alt="" width="624" height="665" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-8.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-8-282x300.jpg 282w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cildinizi nemlendirin</strong></span></p>
<p>Cildimiz kış aylarının soğuk, yağışlı, rüzgarlı ve çetin şartlarına karşı savunmasız kalacağından, özellikle nem dengesini iyi sağlamak gerekir. Bu dönemde daha kalın ve daha güçlü nemlendiriciler özellikle yüzümüz ve ellerimiz için tercih edilmelidir. Nemlendiricilerimizi gün içerisinde daha sık tekrar etmemiz gerekebilir. Cildi nemlendirmenin en doğal ve en etkili yolu bol su içmektir. Bu nedenle kış aylarında susamayı beklemeyip, gün içerisinde en az 2 litre su içmek büyük fayda sağlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-47822" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-4.jpg" alt="" width="624" height="414" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-4-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-4-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-4-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>A vitaminlerine yer verin</strong></span></p>
<p><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan</strong> “Güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte, yazın kullanamadığımız retinol, retinaldehit gibi bileşikler bu dönemde kullanılabilir. Ancak kış aylarında da güneş ara ara kendini gösterebileceğinden bu molekülleri özellikle geceleri tercih etmeliyiz. Krem ya da serum formunda olanlar tercih edilebilir. Bu ürünleri kullanırken güneş koruyucu kullanımına özen göstermeliyiz” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-47824" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-6.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-6-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-6-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-6-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><strong> </strong><span style="color: #ff0000;"><strong>Ölü hücrelerden arındırın</strong></span></p>
<p>Cildi ölü hücrelerden arındırmak için glikolik asit, madelik asit, salisilik asit, azaleik asit gibi AHA ve BHA türevi kimyasal ürünler gece rutinimizde yer edinebilirler. Böylece güneşin etkisiyle cildimizde oluşan leke, kırışıklık, cansız görünüm gibi sorunlara veda edebiliriz. Ya da dermatoloğunuzun önerisiyle fraksiyonel lazer, kimyasal peeling gibi soyucu işlemlere bu dönemde başlanabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-47825" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-7.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-7-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-7-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-7-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Gündüz antioksidan kullanın</strong></span></p>
<p>Çevrenin ve güneşin yaratabileceği zararlı etkilere karşın gündüz antioksidan kullanmayı ihmal etmeyelim. C vitamini, E vitamini, ferulik asit gündüz kullanılabilen krem ya da serum formunda antioksidanlar arasındadır. Bu ürünler cildimizi zararlı etkenlere karşı korumaktadır. Ayrıca havuç, yeşil yapraklı sebzeler, yumurta gibi antioksidandan zengin gıdalarla da cildimizi koruyabiliriz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-47823" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-5.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-5-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-5-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-5-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Dudak bakımını ihmal etmeyin</strong></span></p>
<p>Özellikle kuru derili kişilerde, bu dönemde dudaklarda çatlama, tahriş ve kanama görülebilir. Bu dönemde dudaklarımız için de sık sık nemlendirici kullanmayı ihmal etmeyelim.<strong> </strong>Dudaklarımızı yalama alışkanlığımız varsa, bunu keselim. Kalkan kabukları yolmayalım. Dudaklarımız için de bol su içmeyi ihmal etmeyelim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-47821" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-3.jpg" alt="" width="624" height="459" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-3-300x221.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yeterli ve kaliteli uyuyun</strong></span></p>
<p><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan</strong> “Gece uykusu cildimiz için olmazsa olmazlardandır. Yapılan bir çalışmada, katılımcıların 2 saat uyku kısıtlaması sonucunda daha yorgun göründüğü gözlemlenmiştir. Gece uykusunda salgılanan melatonin güçlü bir antioksidandır. Gece salınan büyüme hormonu cildimizdeki hücrelerde çoğalmayı artırır ve kolajen sentezini tetikler. Yetersiz uyku özellikle göz çevremizde damar genişlemesine sebep olur ve göz çevresinde görülen şişkinliği artırır. Yetersiz uyku kan kortizol düzeyini yükseltir ve bu da çeşitli cilt problemlerinin artmasına sebep olur” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-47820" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-2-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-2-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/12/cilt-2-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sigaradan kaçının</strong></span></p>
<p><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan</strong> “Sigaranın içeriğindeki toksinler ve serbest radikaller cilt altı kolajen ve elastin yapısına zarar verir. Bunun sonucunda erken yaşlanma görülür. Kırışıklıklar belirginleşir ve cilt sarkar. Özellikle dudak çevresinde sigara çizgileri denen yapılar oluşur. Ciltteki melanin sigara etkisiyle artar. Bunun sonucunda da cilt lekeleri artabilir. Bunun dışında sedef, egzama, akne gibi cilt hastalıkları sigara etkisiyle artabilir. Cildimiz ve sağlığımız için sigaradan uzak durmamız gerekir” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Stresi yönetmeyi öğrenin</strong></span></p>
<p>Hem kısa hem de uzun süreli streste kan kortizol seviyeleri yükselir. Yükselen kortizol ciltte yağ üretimini artırır. Bunun sonucunda akne gibi cilt problemleri azalan güneşle birlikte daha ciddi sorunlara sebep olabilir. Bunun dışında fazla stres cildimizin bariyer fonksiyonunu etkileyebilir. Bozulan bariyer ve kuru havanın da etkisiyle egzama gibi cilt problemlerimiz daha şiddetli seyredebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sağlıklı beslenin</strong></span></p>
<p><strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. Süleyman İzzet Karahan</strong> “Bu dönemde bedenimizin ve aynı zamanda cildimizin de sağlığını korumak için beslenmemize dikkat edelim. Somon gibi omega 3 yönünden zengin balıklar, kuruyemişler, A ve E vitamininden zengin yumurta, havuç gibi gıdalar bu dönemde tercih edilebilir. Kolajenin yapımında gerekli olan C vitamini tüketimine de özen gösterelim” diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OKULA GİDEN ÇOCUKLARI VİRÜSTEN NASIL KORUYACAĞIZ?..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/okula-giden-cocuklari-virusten-nasil-koruyacagiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 09:55:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=46538</guid>

					<description><![CDATA[Uzun bir aranın ardından çocuklar yüz yüze eğitime başladı. Okula dönüşle birlikte aileler çocuklarını hastalıklara karşı koruma konusunda biraz endişe yaşıyor. İstanbul Alerji’den Beslenme Uzmanı Ecem Tuğba Özkan, güçlü bir bağışıklık için beslenmenin önemli olduğunu, çocukları korona virüsten korumak ve bağışıklığı güçlendirmek için nasıl beslenilmesi gerektiğini anlattı.  Çocuklarınız ister yeni eğitim-öğretim yılına online öğrenimle başlasın, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><span style="color: #333399;"><strong>Uzun bir aranın ardından çocuklar yüz yüze eğitime başladı. Okula dönüşle birlikte aileler çocuklarını hastalıklara karşı koruma konusunda biraz endişe yaşıyor. İstanbul Alerji’den Beslenme Uzmanı Ecem Tuğba Özkan, güçlü bir bağışıklık için beslenmenin önemli olduğunu, çocukları korona virüsten korumak ve bağışıklığı güçlendirmek için nasıl beslenilmesi gerektiğini anlattı. </strong></span></p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-46541" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-2.jpg" alt="" width="624" height="312" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-2-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p dir="ltr">Çocuklarınız ister yeni eğitim-öğretim yılına online öğrenimle başlasın, ister fiziksel olarak okula geri dönüyor olsun, soğuk algınlığı ve grip mevsimi yaklaşırken hastalıklar her zaman ebeveynler için büyük bir endişe kaynağıdır. Bu yıl pandemi sebebiyle daha hassas olan aileler çocuklarını, sınıfta veya evde karşılaştıkları diğer tüm mikroplara karşı korumaya yardımcı olmak için, bazı besin ve vitaminlere ihtiyaç duyarlar. Bağışıklık sistemi güçlü çocuklarda enfeksiyonlara yakalanma riski düşüktür ve enfeksiyon sonrası toparlanma daha hızlıdır. Kötü beslenme ve yetersiz uyku da enfeksiyon riskinde artışa neden olur.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-46543" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-4.jpg" alt="" width="624" height="390" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-4-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<h2 dir="ltr"><span style="color: #ff0000;">Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için yapmamız gerekenler şunlardır;</span></h2>
<p dir="ltr">1-Her besin grubundan mutlaka günlük olarak tüketim yapılmalı, besin çeşitliliği sağlanmalıdır.</p>
<p dir="ltr">2-Et ve et ürünleri iyi pişmiş olarak tüketilmelidir.</p>
<p dir="ltr">3-Hergün mutlaka 3 porsiyon taze sebze ve meyve tüketimi olmalıdır.</p>
<p dir="ltr">4-Beyaz undan yapılmış ekmekler yerine tam tahıllı ürünler tercih edilmelidir.</p>
<p dir="ltr">5-Günlük En az 1,5-2 litre su tüketilmelidir.</p>
<p dir="ltr">6-Haftada 3 gün kurubaklagil, en az 2 gün ise yağlı balıklar tercih edilmelidir.</p>
<p dir="ltr">7-Hergün 1 avuç badem, fındık, fıstık  tüketilmelidir.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-46545" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-6.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-6-300x169.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-6-200x113.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<h2 dir="ltr"><span style="color: #ff0000;">Meyve ve sebzeler </span></h2>
<p dir="ltr">Meyve ve sebzeler, hücreleri hasar ve hastalıktan koruyan çeşitli antioksidanlar içerir. Antioksidan bakımından zengin besinler arasında brokoli, yeşil sebzeler, ıspanak, lahana, karalahana gibi besinler bulunur. Bu güçlü besinler A, C, E, B2, B6, K, potasyum, folat, magnezyum, potasyum ve çinko gibi vitamin ve mineraller açısından zengindir.  Her gün 3-4 porsiyon sebze ve meyve tüketimi önerilir.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-46544" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-5.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-5-300x169.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-5-200x113.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<h2 dir="ltr"><span style="color: #ff0000;">Bağırsak sağlığı için probiyotikler ve prebiyotikler</span></h2>
<p dir="ltr">Bağırsaklarımızda milyonlarca bakteri bulunuyor. Probiyotikler, sağlıklı ve sağlıksız bakteriler arasında daha iyi bir denge oluşturmaya yardımcı olur.  Yoğurt, fermente gıdalardan kefir ve lahana turşusu en iyi probiyotik kaynaklarına örnektir. Ayrıca elma sirkesi de iyi bir probiyotik kaynağıdır. Bunlara ek olarak, çocuklarınızın prebiyotik aldığından emin olmalısınız. Prebiyotikler, iyi bakterilerin beslenmesini sağlayan bitki lifleridir. En iyi prebiyotik kaynakları yeşil muz, tatlı patates, kuşkonmaz, fındık ve diğer yağlı tohumlar, ceviz, kabak çekirdeği, chia tohumu ve öğütülmüş keten tohumlarıdır. Diyetisyen veya doktor önerisiyle bu besinleri tüketmeyen çocuklara uygun probiyotik kullanımı tavsiye edilir.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-46540" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-1.jpg" alt="" width="624" height="624" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-1-300x300.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-1-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<h2 dir="ltr"><span style="color: #ff0000;">PEKİ YA TAKVİYELER? </span></h2>
<p dir="ltr">Yeterli ve dengeli beslenen bir çocuğun tespit edilmiş bir vitamin veya mineral eksikliği yoksa hekim tarafından önerilmedikçe rutinde bir takviye kullanmasına ihtiyacı yoktur. Seçici ve tek tip beslenen, diyetini çeşitlendiremediğiniz bir çocuğun beslenmesinde ihtiyaç duyduğu içerikleri alması için takviyeler yardımcı olabilir.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-46544" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-5.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-5-300x169.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/09/ogrenci-beslenme-5-200x113.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p dir="ltr">Multivitaminler piyasada çok fazla çeşitte bulunmaktadır. Alırken dikkat etmemiz gereken noktalar ürün içeriği, günlük gereksinimi ne kadar karşıladığı, içeriğindeki maddelerin formu, onay alınan kurumlar, marka güvencesi ve fiyat skalasıdır. Buna en iyi örnek D Vitaminidir. Çocuklar yaz aylarında güneş ışığından D Vitamini alabilirken, soğuk aylarda ve okul yılı boyunca yetersizlik oluşabilir.</p>
<p dir="ltr">Bu nedenle, bağışıklığı desteklemek ve kalsiyum emilimine katkı sağlamak için D vitamini takviyesi önerilir. D Vitamini düzeyini bir kan testi ile kontrol ettirmeniz ve sonucuna göre bir sağlık uzmanının size uygun D Vitamini dozu planlaması gerekir.</p>
<p dir="ltr"><span style="color: #ff0000;"><strong>Çocuklar ve ergenler için önerilen günlük ortalama D vitamini miktarları şöyledir;</strong></span></p>
<p dir="ltr">Doğumdan 12 aya kadar: 10 mcg (400 IU),</p>
<p dir="ltr">1-12 yaş arası çocuklar: 15 mcg (600 IU),</p>
<p dir="ltr">13-19 yaş arası gençler: 15 mcg (600 IU).</p>
<p dir="ltr">Çinko: Genellikle protein bazlı gıdalarda bulunur. Bu nedenle kırmızı et ve kümes hayvanları en iyi kaynaklardan bazılarıdır. Aynı zamanda fasulye ve kuruyemişler de çinko için iyi bir bitkisel kaynaktır. Çinko diyette eser mineraldir ve bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklığı artırır. Okul dönemi çocuklarının yaklaşık günlük olarak 7,5 mg çinko alması gerekmektedir. Zerdeçal: Zerdeçaldaki ana biyoaktif madde olan curcumin, anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Biyoyararlanımının yüksek olması için karabiber ile beraber tüketilmesi etkili sonuçlar yaratabilmektedir. Bu yüzden zerdeçal karabiber ile kullanıldığında vücut daha iyi emilim sağlar. Çocuklar için günde yarım çay kaşığı tüketim önerilir.</p>
<h2 dir="ltr"><span style="color: #ff0000;">BESLENME DIŞI İPUÇLARI </span></h2>
<p dir="ltr">Çocuklarınızın okul yılı boyunca sağlıklı kalmasına yardımcı olabilecek öneriler sadece yiyecekler ile ilgili değildir. Çocuklar için iyi bir uyku alışkanlığı çok önemlidir. Uyku, vücudumuzun dinlendiği, yenilendiği ve iyileştiği zamandır. Bağışıklık sistemimizin en iyi şekilde çalışmasını sağlamanın önemli bir parçasıdır. Egzersiz yapmak vücudunuzun hastalıklara karşı direncinin artmasına yardımcı olur. Çocuklarınızın pandemi koşullarında kendisi için en doğru ve güvenli egzersizi tercih ettiğinden emin olun. Çocukların sağlıklı olmasına yardımcı olmanın bir yolu da, devam eden pandemi ve çocuklar üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, stres ve kaygıyı en aza indirmektir. Hastalanma endişelerinden arkadaşlardan ayrılma stresine kadar, bu süreç çocuklar için de zor bir dönemdir ve farkındalık sağlamak onlara yardımcı olabilir. Bu belirsiz zamanlarda yaşayabilecekleri olumsuz duyguları en aza indirmek için birlikte bu konu üzerine sohbet edip, onların duygularını dinleyerek yardımcı olabilirsiniz.</p>
<h2 dir="ltr"><span style="color: #ff0000;">OKUL DÖNEMİ ÇOCUKLARI İÇİN ÖRNEK BESLENME PROGRAMI </span></h2>
<h3 dir="ltr">KAHVALTI</h3>
<p dir="ltr">Taze sıkılmış meyve suyu (tercihen turunçgiller, nar)  veya kuşburnu/ekinezya çayı,</p>
<p dir="ltr">Haşlanmış yumurta,</p>
<p dir="ltr">Beyaz peynir,</p>
<p dir="ltr">Zeytin,</p>
<p dir="ltr">Avokado veya ceviz içi ,</p>
<p dir="ltr">Bol yeşillik, kırmızı/yeşil biber,</p>
<p dir="ltr">Tam buğday ekmeği.</p>
<h3 dir="ltr">ÖĞLE</h3>
<p dir="ltr">90 g et  (haftada 2 gün balık,  3 gün et ve 2 gün kurubaklagil),</p>
<p dir="ltr">Haşlanmış sebze yemeği (brokoli, tatlı patates, kabak, karnabahar, havuç ) üzerine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenmeli,</p>
<p dir="ltr">Bulgur pilavı,</p>
<p dir="ltr">Salata (marul, havuç, maydanoz limon suyu).</p>
<h3 dir="ltr">İKİNDİ</h3>
<p dir="ltr">3-4 yemek kaşığı yulaf,</p>
<p dir="ltr">1 su bardağı süt/bitkisel süt,</p>
<p dir="ltr">1 adet meyve (kivi, turunçgiller, nar),</p>
<p dir="ltr">1 avuç içi kadar yağlı tohum, kabak çekirdeği.</p>
<h3 dir="ltr">AKŞAM</h3>
<p dir="ltr">Balkabağı çorbası/mercimek çorbası,</p>
<p dir="ltr">Kıymalı sebze yemeği,</p>
<p dir="ltr">4 yemek kaşığı yoğurt (mümkünse probiyotik takviyeli),</p>
<p dir="ltr">Salata (tere, roka, marul, mor lahana, limon suyu),</p>
<p dir="ltr">Tam buğday ekmeği.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>RAMAZAN&#8217;DA SAĞLIKLI BESLENMEK İÇİN 6 ÖNERİ..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/ramazanda-saglikli-beslenmek-icin-6-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2021 13:29:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Örnek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=43810</guid>

					<description><![CDATA[Ramazan ayında oruç tutmanın sağlık açısından da faydaları var. Fakat bu faydayı görebilmek için süreci iyi yönetmek gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bunun için öncelikle herhangi bir sağlık problemimiz olmamalı, sahurda mutlaka bir öğün yapmalıyız, iftarda ağır ve dengesiz beslenmemeliyiz” dedi.  Sağlıklı beslenme ve yeterli fiziksel aktivite ile geçirilen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Ramazan ayında oruç tutmanın sağlık açısından da faydaları var. Fakat bu faydayı görebilmek için süreci iyi yönetmek gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bunun için öncelikle herhangi bir sağlık problemimiz olmamalı, sahurda mutlaka bir öğün yapmalıyız, iftarda ağır ve dengesiz beslenmemeliyiz” dedi. </strong></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43812" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/ramazan-beslenme-2.jpg" alt="" width="624" height="440" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/ramazan-beslenme-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/ramazan-beslenme-2-300x212.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/ramazan-beslenme-2-80x55.jpg 80w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p>Sağlıklı beslenme ve yeterli fiziksel aktivite ile geçirilen oruç tutma sürecinin insanı gereksiz kilo alımından da koruduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “COVID-19 salgını sebebiyle bağışıklık sistemimizi güçlü tutmayı önemsiyoruz. Bu yüzden yetersiz beslenerek tutulan oruçların da aşırı beslenerek tutulan oruçların da bizi virüse karşı zayıf düşüreceğini unutmamalıyız” diyerek 6 beslenme önerisinde bulundu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43813" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/ramazan-beslenme.jpg" alt="" width="624" height="404" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/ramazan-beslenme.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/ramazan-beslenme-300x194.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/04/ramazan-beslenme-510x330.jpg 510w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<ul>
<li>Dehidratasyonu (Vücudun susuz kalması) önlemek için oruç öncesi ve sonrası yaklaşık 2 litre su tüketin.</li>
<li>Aşırı kaloriye sebep olabilecek şekerli, kremalı, kaymaklı, kızartılmış ağır yiyeceklerden, salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş yağlı yiyeceklerden, asitli, şekerli içeceklerden uzak durun.</li>
<li>Sahurda yavaş sindirilen ve gün boyu etkisini sürdürebilecek lifli besinleri tercih edin. Sebze, meyve ve lifli ekmekler en önemlilerindendir. Aynı zamanda kahvaltı tarzında olup protein içeren peynir ve yumurta tüketin.</li>
<li>İftarda yemeğe 2-3 tane hurma ile başlanmak uygundur. Hurma karbonhidrat, posa, potasyum ve magnezyumun iyi bir kaynağıdır. Sonrasında çorba ile hafif bir başlangıç yapıp dinlenerek ve yavaş çiğneyerek fazla baharatlı olmayan kızartılmadan ve az tuzlu yapılmış ana yemeğe geçilebilir. Yemeğinize tam tahıllar eşlik edebilir. Salata ve yoğurt her iftar yemeğinizde bulunsun. Sebze ve salatalarınızı çeşitlendirin.</li>
<li>Kafeinli içeceklerin (çay, kahve vb) tüketimini sınırlayın. Çünkü bunlar diüretik etkiye sahiptir. Yani vücuttan sıvı kaybına sebep olurlar. Çay-kahvenin iftardan sonra fazla tüketimi su içmeyi unutturabiliyor, dikkat!</li>
<li>İftardan 2 saat sonra meyve ile birlikte süt/yoğurt/kefir tüketin. Ceviz, fındık, bademi de 1 avuç kadar tüketebilirsiniz.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BEYNİ ERKEN YAŞLANDIRAN 6 ÖNEMLİ TEHLİKE!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/beyni-erken-yaslandiran-6-onemli-tehlike/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 14:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=43076</guid>

					<description><![CDATA[Beyniniz yaşlanmaya hazır mı? TUİK verilerine göre; ülkemizde 65 yaş üzeri birey sayısı 10 milyon civarında ve 2040 yılında bu rakamın 16 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Tıp alanındaki gelişmeler de yaşam sürelerinin uzamasını sağlıyor. Toplumdaki yaşlı bireylerin oranı her geçen gün artarken, bilimsel çalışmalarla yeni soruların yanıtları aranmaya başlandı: İleri yaşlara ulaşmayı başaran bir bireyin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Beyniniz yaşlanmaya hazır mı? TUİK verilerine göre; ülkemizde 65 yaş üzeri birey sayısı 10 milyon civarında ve 2040 yılında bu rakamın 16 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Tıp alanındaki gelişmeler de yaşam sürelerinin uzamasını sağlıyor.</strong> </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-43080" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-4.jpg" alt="" width="624" height="235" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-4-300x113.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Toplumdaki yaşlı bireylerin oranı her geçen gün artarken, bilimsel çalışmalarla yeni soruların yanıtları aranmaya başlandı:</strong> </span>İleri yaşlara ulaşmayı başaran bir bireyin beyni diğer organları kadar sağlıklı kalabilecek mi? Bir bireyin böbrekleri, akciğerleri, karaciğeri ve kalbi  sağlıklı kalırken, beyni bu organlara oranla daha hızlı yaşlanabilir mi? Bu sorunun yanıtı ne yazık ki “evet”. Bunlarla ilişkili olarak son yıllarda üzerinde durulan “Bilişsel Rezerv Teorisi”; beynimizin bir kumbara gibi doğuştan itibaren beslenme biçimimiz, aldığımız eğitim, yaşam tarzımız ve geçirdiğimiz hastalıklar sonucunda zenginleştiği ya da fakirleştiği, bir başka ifadeyle ‘erken yorulduğu’ esasına dayanıyor. Peki beynimizi hızla yaşlandıran faktörler neler?  <strong>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı, Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin </strong>beynimizde hasar oluşturan 6 problemi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43081" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-5.jpg" alt="" width="624" height="624" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-5-300x300.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-5-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>COVID-19 ENFEKSİYONU</strong></span></p>
<p>Imperial College London’da yapılan bir araştırmada; Covid-19’un bilişsel (kognitif) etkileri incelendi. Araştırmada; bu hastaların bir bölümünde Covid-19 enfeksiyon bulguları düzeldikten aylar sonra dahi devam edebilen dikkat, bellek ve odaklanma bozukluğu tarzında bir çeşit ‘zihin bulanıklığı’ tanımlandı. Yapılan IQ testlerinde ise hastaların Covid-19 enfeksiyonu öncesine oranla yüzde 10’a varan kayıp yaşadığı gösterildi. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin,<strong> </strong>“Bu tablo da Covid-19 geçiren hastaların bazılarının beyinlerinin en az 10 yıl yaşlandığı anlamına geliyor ve pandemi önlemlerine sıkı sıkı bağlı kalmanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.” diyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-43079" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-3-300x200.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-3-170x113.jpg 170w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-3-120x80.jpg 120w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BEYİN DAMAR HASTALIKLARI </strong></span></p>
<p>Kolesterol yüksekliği,  kalp ritim ve kapak bozuklukları, yüksek kan basıncı (hipertansiyon) ve diyabetin neden olduğu beyin-damar hastalıkları, beyni yoran önemli hastalıklar arasında yer alıyor. İyi kontrol edilemeyen şeker ve kan basıncı düzeyleri, kalp ritmini etkileyen durumlar ve damar sertliğine (ateroskleroz) neden olabilen kolesterol yükseklikleri, beynin kanlanmasını bozarak yavaş veya ani gelişen beyin hasarına yol açabiliyor. “Ani gelişen olaylar genellikle semptomatiktir, yani belirti verir. Ancak tanı konularak tedavi edilebilse de çoğu hastada beyin dokusunda ciddi kalıcı hasar oluşuyor.” uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, şöyle devam ediyor. “Özellikle kontrol altında olmayan diyabet ve hipertansiyon gibi durumların neden olduğu küçük damar hastalıkları ise eğer beynin kritik alanlarını, örneğin bellekle ilgili alanları etkilemediyse çoğunlukla sessiz ve sinsi seyrediyor. Küçük damarların etkilenmesi sonucunda görülen milimetrik hasarlar yıllar içerisinde birleşerek geniş bir alanın etkilenmesine neden olabiliyor ve bir çeşit bunama veya parkinsonizm bulguları ortaya çıkarabiliyor.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-43077" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-1.jpg" alt="" width="624" height="384" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-1-300x185.jpg 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/beyin-1-243x150.jpg 243w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>UYKU BOZUKLUKLARI </strong></span></p>
<p>Uyku, beynin dinlendiği, çöplerini boşalttığı ve gücünü tazelediği bir süreç. Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin<strong> </strong>uyku sırasında salgılanan hormonların beyin ve ruh sağlığı için büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Ayrıca gün içerisinde beyinde üretilen anormal yapıdaki proteinler uyku sırasında beyinden temizleniyor. Uyku düzensizliği bu anormal proteinlerin birikerek Alzheimer hastalığına yol açan patolojik sürece katkıda bulunmasına yol açıyor. Bu nedenle uyku bozuklukları sadece beyni yoran değil aynı zamanda doğrudan Alzheimer hastalığıyla ilişkili olabilen ciddi klinik durumlardır.” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BESLENME BOZUKLUKLARI </strong></span></p>
<p>Çoğunlukla beslenme eksikliği ile ilişkili olan, ancak mide ve bağırsak hastalıkları sonucunda emilimin bozulması nedeniyle de görülebilen B1, B6, B12 ve D vitamini, folik asit gibi vitaminlerin veya demir gibi önemli yapıların eksikliği sinir hücrelerinin fonksiyonunu bozuyor ve bu eksiklik uzun sürerse, beyinde kalıcı hasara yol açabiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin<strong> </strong>çok basit tarama testleriyle tanı konulabilen bu durumların en hızlı ve kolay şekilde düzeltilebilen sorunlar arasında yer aldığını vurgulayarak, “Ayrıca son yıllarda özellikle genetiği değiştirilmiş buğday ve benzeri tahıllarda normalden çok daha yüksek miktarda bulunan bir protein olan gluten ağırlıklı beslenmenin beyinde kronik bir yangı, yani enflamasyon yaratarak baş ağrısı, depresyon, motivasyon bozuklukları, hatta Alzheimer ve Parkinson hastalıkları gibi nörodejeneratif süreçleri tetikleyebileceği gösterilmiştir.” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BÖBREK HASTALIKLARI </strong></span></p>
<p>Sinir hücrelerinde her saniye yüzlerce kimyasal reaksiyon gerçekleşiyor. Bu kimyasal reaksiyonların en önemli yapıtaşları arasında; sodyum, potasyum, klor ve magnezyum gibi elektrolitler yer alıyor. Beslenme yoluyla bu elektrolitlerin eksik veya fazla alınmaları, yetersiz su içmek veya kronik böbrek hastalıkları vücutta elektrolit bozukluklarına yol açabiliyor. Elektrolit dengesizliği; unutkanlık, yorgunluk ve uyuklama halinden, anlamsız konuşma hatta komaya varabilen bilinç bozukluklarına, felç benzeri kas gücü kaybına ve epileptik nöbet benzeri ataklara neden olabiliyor. Ayrıca böbrek yetmezliğinde idrarla atılamayan toksik maddeler dolaşım yoluyla beyne ulaşarak doğrudan hasar verebiliyor. Bu hasar diğer metabolik bozukluklarda olduğu gibi beyin fonksiyonlarının direkt olarak etkilenmesi şeklinde olabiliyor. Böbreklerin filtreleme görevini yapamaması sonucunda böbrekten atılması gereken ilaçların kan düzeyinin çok yükselmesi aşırı dozda ilaç almışçasına beyinde yan etkilere neden olabiliyor. Örneğin kan sulandırıcı bir ilacın böbrekten atılamaması ve kanda aşırı doza ulaşması beyin ve diğer organlarda kanamaya yol açabiliyor. Yaşlılıkta görülen böbrek bozukluklarının önemli bir bölümü yetersiz su içmeye bağlı olarak görülüyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>HAREKETSİZLİK VE STRES </strong></span></p>
<p>Beyni erken yaşlandıran bir başka önemli etken ise; pandemide sosyal izolasyon nedeniyle çoğumuzun dert yandığı; ‘hareketsizlik’. Covid-19 pandemisindeki önlemlere uyarak hiç evden çıkmayan, hareketsiz kalan ve yoğun stres yaşayan yaşlı bireylerin Covid-19 geçirmedikleri halde bilişsel yetilerinin beklenenden çok daha hızlı bozulduğu belirtiliyor. Bu da hareketsizliğin ve stresin beynin yaşlanması üzerindeki olumsuz etkilerini gösteriyor. Ayrıca gençlik yıllarından itibaren kronik depresyon yaşayan bireylerin stres hormonlarının etkisi ile beyinlerinde bellek fonksiyonlarından sorumlu hipokampal alanlarda küçülme olabiliyor. Bu da yaşlılıkta demans riskini arttırabiliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Beynin yorulduğunu gösteren 6 önemli işaret! </strong></span></p>
<p>Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Seçkin, “Beynin yorulduğunu, bir başka deyişle hasar gördüğünü gösteren en önemli işaret, işlevselliğimizin azalmış olmasıdır.” diyerek yorgun bir beynin ilk sinyallerini şöyle anlatıyor:</p>
<ul>
<li>Daha önce kısa sürede yaptığınız bir işi daha uzun sürede yapmaya başlamışsanız, hatta tamamlamakta zorlanıyorsanız,</li>
<li>Aynı anda birden fazla işi yürütmekte güçlük çekiyorsanız,</li>
<li>Randevuları, faturaları takip etmekte zorlanıyorsanız,</li>
<li>Gün içi yorgunluk, uyuklama hali başlamışsa,</li>
<li>Hobilerinize karşı ilgi ve motivasyonunuz azaldıysa,</li>
<li>Basit bir alışveriş listesini yazılı olmadan hatırlamakta zorlanıyorsanız işlevselliğiniz etkilenmeye başlamış demektir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇEKMEKÖY SİNEMA AKADEMİSİ BAŞLIYOR..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/cekmekoy-sinema-akademisi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2021 22:12:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çekmeköy Sinema Akademisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=42495</guid>

					<description><![CDATA[Çekmeköy Belediyesi tarafından sinema severler için kurulan akademiye kayıtlar başladı. Çekmeköy Belediyesi Sinema Akademisi, sinema sanatına gönül veren gençlere yol göstermek için hazırlanan dopdolu bir eğitim programı ile kapılarını açmaya hazırlanıyor. Ünlü oyuncular Yeşim Dalgıçer, Erdem Baş ve Barış Başar ‘ın eğitmenliğinde gerçekleşecek sinema akademisinde; senaryo, kamera, diksiyon ve fonetikle ilgili dersler verilecek. Çekmeköy’de ikamet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Çekmeköy Belediyesi tarafından sinema severler için kurulan akademiye kayıtlar başladı.</strong></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-42496" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/cekmekoy-sinema.png" alt="" width="624" height="625" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/cekmekoy-sinema.png 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/cekmekoy-sinema-300x300.png 300w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2021/02/cekmekoy-sinema-150x150.png 150w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></p>
<p>Çekmeköy Belediyesi Sinema Akademisi, sinema sanatına gönül veren gençlere yol göstermek için hazırlanan dopdolu bir eğitim programı ile kapılarını açmaya hazırlanıyor. Ünlü oyuncular Yeşim Dalgıçer, Erdem Baş ve Barış Başar ‘ın eğitmenliğinde gerçekleşecek sinema akademisinde; senaryo, kamera, diksiyon ve fonetikle ilgili dersler verilecek. Çekmeköy’de ikamet eden 15 yaş üstü tüm vatandaşların başvurabileceği sinema akademisinde dersler bu yıl pandemi tedbirleri kapsamında online olarak gerçekleşecek. <a href="http://www.denesprojesi.com/">www.denesprojesi.com</a> web sitesi üzerinden alınan başvurular 26 Şubat’ta son bulacak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TURŞU, COVİD-19 DÜŞMANI..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/tursu-covid-19-dusmani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2020 10:41:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=41066</guid>

					<description><![CDATA[Bir yandan Covid-19 enfeksiyonu, bir yandan mevsimsel hastalıklar derken bağışıklık sisteminin güçlü olması her zamankinden çok daha önemli. Lezzetli olduğu kadar bağışıklığı güçlendirmeye katkı sağlamasıyla da öne çıkan besinlerden turşuya sofralarda yer vermek gerektiğini belirten Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, “Turşu yararlı bakterilerden oldukça zengin bir besindir ve başta bağırsak sağlığı olmak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Bir yandan Covid-19 enfeksiyonu, bir yandan mevsimsel hastalıklar derken bağışıklık sisteminin güçlü olması her zamankinden çok daha önemli.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-7.jpg" alt="" class="wp-image-41072" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-7-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Lezzetli olduğu kadar bağışıklığı güçlendirmeye katkı sağlamasıyla da öne çıkan besinlerden turşuya sofralarda yer vermek gerektiğini belirten</strong> <strong>Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş</strong>, “Turşu yararlı bakterilerden oldukça zengin bir besindir ve başta bağırsak sağlığı olmak üzere bağışıklığın güçlenmesinde, metabolizmanın hızlandırılmasında ve kan şekerinin dengelenmesinde sağlığa olumlu katkıları bulunur. Yapılan son bilimsel çalışmalar ise turşunun kanserden koruyucu etkilerinin de olabileceği yönündedir. Ancak bu kadar çok faydası bulunan bir besinin kurulması, saklanması veya tüketilmesi sırasında yapılabilecek birtakım hatalar yararlı bakterilerin yerine zararlı bakterilerin sayısını arttırarak sağlığı olumsuz etkileyebilmektedir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ece Öneş, turşu kurarken, tüketirken ve saklarken dikkat edilmesi gereken 10 önemli kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="441" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-5.jpg" alt="" class="wp-image-41070" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-5-300x212.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Turşu yapacağınız besinleri özenle seçin</strong></p>



<p>Turşusunu kuracağınız meyve ve sebzelerin taze, zedelenmemiş ve kaliteli olmasına özen gösterin. Eğer çürümeye veya bozulmaya başlamış bir meyve veya sebzeyi turşu kurmak için kullanırsanız turşu oluşum mekanizmasında gerekli olan yararlı bakterilerin oluşmasını/ çalışmasını engelleyebilir ve zararlı bakterilerin artmasına neden olarak besin zehirlenmelerine yol açabilirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="306" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-4.jpg" alt="" class="wp-image-41069" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-4-300x147.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Plastik yerine cam kapları kullanın</strong></p>



<p>Turşunuzu kuracağınız kabın cam olmasına dikkat edin. Çünkü sağlığa uygun olmayan plastik kapların yapımında kullanılan kanserojen maddeler turşunun içerisine geçebilir ve bu durum sağlık için oldukça büyük bir risk yaratır. Sağlık için riskinin yanı sıra küresel ısınmayı arttırmamak için de plastik kullanımını en aza indirmemiz gerektiğinden turşu kurmak için en iyi tercihin cam kaplar olduğunu unutmamak gerekir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-3.jpg" alt="" class="wp-image-41068" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Turşu kurmadan önce besin ve kap temizliğine dikkat edin</strong></p>



<p>Turşu kurarken kullanacağınız besinlerin öncesinde çok iyi temizlenmiş olması gerekmektedir. Aynı şekilde kullanacağınız kap, kaşık, kepçe vb. malzemelerin de iyi temizlenmesi gerekmektedir ancak bu malzemelerde temizlik malzemesi kalıntısı da kalmamasına dikkat edilmelidir. Kalıntı temizlik malzemeleri sağlık için risk oluşturmakla beraber mayalanmanın oluşmasını da engeller.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="418" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-6.jpg" alt="" class="wp-image-41071" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-6-300x201.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>İçme suyu kullanın</strong></p>



<p>Besinlerinizi koyacağınız tuzlu salamura suyun temiz olması oldukça önemlidir. Bu nedenle güvenli olmayan kaynaklardan alınmış veya çok beklemiş suların içerisinde zararlı bakterilerin olduğu unutulmamalı ve turşu için asla kullanılmamalıdır. Temiz olmayan su ile hazırladığınız turşunun içerisinde zararlı bakteriler çok fazla üreyeceğinden besin zehirlenmelerine yol açabilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-1.jpg" alt="" class="wp-image-41067" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/turşu-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Tuzu kararında kullanın</strong></p>



<p><strong>Uzman Diyetisyen Ece Öneş</strong>&nbsp;“Turşu için tuz olmazsa olmazdır. Turşunun oluşum mekanizmasındaki yararlı bakterilerin üremesi ve zararlı bakterilerin oluşumunun engellenmesi için yeterli miktarda tuz varlığı çok önemlidir. Turşunun tuzu az konulduğunda yumuşama ve suda bulanıklaşma görülürken; tuzu fazla konulduğunda ise olgunlaşma süresi uzadığı gibi tadı da fazla tuzlu olacaktır. Bu nedenle hazırlanacak salamura suyunun 1 litre suya 80 gram tuz eklenerek (yüzde 8’lik tuzlu su) hazırlanması oldukça önemlidir” diyor.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Kaya tuzu tercih edin</strong></p>



<p>Eğer turşunuzun yumuşamasını istemiyorsanız tuz tercihinizi kaya tuzundan yana kullanın. Sofra tuzuyla yapılan turşular kaya tuzuyla yapılan turşulara göre çok daha kısa sürede yumuşamaktadır. Kaya tuzu kullandığınızda da yüzde 8’lik (1 litre suya 80 gram kaya tuzu) tuzlu su hazırlamanız yeterli olacaktır.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Sirke ve limon tuzu kullanın</strong></p>



<p>Eğer turşunuzu taze fasulye gibi asitliği az olan bir sebze veya meyveyle kuracaksanız turşu oluşumunu sağlayabilmek için daha fazla tuz koymanız gerekir. Ancak tuzu ne kadar arttırırsanız sağlık açısından o kadar risk oluşturacağından tuz yerine limon tuzu kullanarak aynı mekanizmanın gerçekleşmesini sağlayabilirsiniz. Turşu oluşumunda zararlı bakterilerin kontrolsüz üremesini engelleyen sirkeden de turşu yapımı sırasında destek alabilirsiniz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Karanlıkta, uygun sıcaklık ve uygun sürede bekletin</strong></p>



<p>Turşunuzu kurdunuz, sıra geldi bekletmeye. Turşunuzun karanlıkta ve 18-20 derecede beklemesi gerekmektedir. Eğer 20 derecenin üzerinde bir sıcaklıkta bekletilirse zararlı bakterilerin hızla artması söz konusuyken 18 dereceden daha düşük bir sıcaklıkta bekletilmesi ideal bir turşu oluşumunu engeller. En ideal bekletme süresi ise genellikle 4-6 haftadır.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Beyaz tabakayı takip edin</strong></p>



<p>Sebze veya meyveleriniz mayalanmaya başladıktan sonra en üst kısımda oluşan beyaz tabakanın takip edilmesi ve görüldüğü anda hemen alınması gerekir. Bu tabaka hemen alınmazsa küf oluşmasına ve dolayısıyla turşunun bozulmasına neden olur. Eğer uygun oranda tuz eklenmediyse ve/veya uygun sıcaklıkta bekletilmediyse beyaz tabaka görülme olasılığı daha yüksektir.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Tüketirken dikkat!</strong></p>



<p><strong>Uzman Diyetisyen Ece Öneş</strong>&nbsp;“Turşunun sağlığa yararları oldukça fazladır ancak tuzlu bir besin olduğu ve sodyum içeriğinin yüksek olduğu unutulmamalıdır. Örneğin beyaz lahananın 100 gramında 12 mg sodyum bulunurken 100 gram lahana turşusunda yaklaşık 300 mg sodyum bulunmaktadır. Bu nedenle eğer hipertansiyon hastasıysanız, herhangi bir kalp-damar hastalığınız varsa, kronik böbrek yetmezliği hastasıysanız, sık sık ödem problemleri yaşıyorsanız veya mide problemleriniz varsa turşunun sık tüketilmesi size yarar sağlamadığı gibi zarar verecektir” diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEPREM, RUH SAĞLIĞIMIZI NASIL ETKİLİYOR?..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/deprem-ruh-sagligimizi-nasil-etkiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 22:01:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=40830</guid>

					<description><![CDATA[İzmir’de yaşanan deprem başta çocuklar olmak üzere yetişkinlerde ve toplum genelinde hemen herkesi psikolojik anlamda etkiledi. Sürekli depremi düşünmenin bireylerde ruhsal hastalıkların başlamasına yol açtığına dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Gerekli tedbirlerin alınması ve rutin hayattan kopulmaması şart. Özellikle çocuklar gözlem yaptığı için anne ve babaların depremle ilgili haberleri izlerken ve deprem anında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>İzmir’de yaşanan deprem başta çocuklar olmak üzere yetişkinlerde ve toplum genelinde hemen herkesi psikolojik anlamda etkiledi. Sürekli depremi düşünmenin bireylerde ruhsal hastalıkların başlamasına yol açtığına dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Gerekli tedbirlerin alınması ve rutin hayattan kopulmaması şart. Özellikle çocuklar gözlem yaptığı için anne ve babaların depremle ilgili haberleri izlerken ve deprem anında soğukkanlı olması, deprem gerçeğini uygun bir beden diliyle anlatmaları gerekiyor” dedi.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="346" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/tarhan-deprem0.jpg" alt="" class="wp-image-40836" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/tarhan-deprem0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/tarhan-deprem0-300x166.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, depremi psikolojik açılardan değerlendirdi.</strong> Depremle yaşamak gerçekten zor bir duygu diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Böyle bir durumda ne yapmamız gerekiyor? Bazı kişiler 24 saat devamlı depremi düşünüyor. Onu düşünerek yaşıyorlar. Tek ilgi odağı bu olduğu için kaygılarını, korkularını kontrol edemiyorlar ve ruhsal hastalıklar başlıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Ruh hastalıkları bozuklukları pandemisi bekleniyor’ diye açıklaması var. Bunun üzerine bir de deprem geldi” diye konuştu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/nevzat-tarhan-1.jpg" alt="" class="wp-image-40835" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/nevzat-tarhan-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/nevzat-tarhan-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Çocuklara deprem gerçeği anlatılmalı</strong></p>



<p>Deprem ülkesi olduğumuz için psikolojik olarak da depreme hazırlanmamız gerektiğinin altını çizen Tarhan, “Özellikle çocuklar önemli çünkü onlar anne babaya bakarlar. Özellikle 5-6 yaşındaki gerçeklik duygusu gelişmemiş çocuklar deprem haberi izlerken veya deprem olduğu zaman anne ve babalarını gözlemlerler. Anne ve baba soğukkanlıysa, rahatsa çocuk da soğukkanlı olur. Eğer ebeveynler çocuğun yanında değil uzaktaysa böyle durumlarda çocuk daha çok korkar. Böyle durumlarda yanında anneanne ve babaanne gibi güven veren kişilerin olması gerekiyor. Çocuk erişkinleri taklit ederek rahatlıyor ya da korkusunu gideriyor. Ebeveynleri kaygılıysa çocuk daha çok kaygılanıyor. O yüzden çocuğu haberlerden, bu gibi durumlardan uzaklaştırmak yerine böyle bir gerçek var demeleri gerekiyor” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="378" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-2.jpg" alt="" class="wp-image-40832" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-2-300x182.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Deprem anı için beyin egzersizleri yapılmalı</strong></p>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ‘Türkiye deprem bölgesi olduğu için neredeyse her yıl farklı yerlerde oluyor. O yüzden deprem anında neler yapılabileceği ile ilgili çocuklarla birlikte beyin egzersizleri yapılmalı’ dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Hiçbir şey yapmamak belirsizliktir ve kaygıyı arttırır. Ayda ve Elif bebek kurtuldular. Yani güvenli bir şekilde olursa en kötü durumda bile kurtulabiliyor. Çocuğa grip olduğunda nasıl aşı yapılıyorsa psikolojik, şiddet aşısı gibi deprem olduğu zaman ne yapacağını öğretmemiz gerekiyor. Bir şeyler yapılabileceğini bilmesi çocuğu rahatlatır. Tedbirimizi alacağız, deprem yok gibi yaşamaya devam edeceğiz.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="351" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-4.jpg" alt="" class="wp-image-40834" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-4-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Rutinden kopmak kaygıyı artırıyor”</strong></p>



<p>Deprem çantasının edindikten ve depremle ilgili önlemlerin aldıktan sonra günlük yaşama, işlere devam edilmesi gerektiğine dikkat çeken Tarhan, “Rutinden koptuğumuz an kaygı artıyor. Bu sefer ruh sağlığı bozuluyor ve hayat yaşanılmaz oluyor. Depremi düşman gibi görmek büyük bir kaygıya sebep oluyor. Anne ve babalar ‘Deprem bir gerçektir, bu gerçeği kabul edelim, bundan gelecek tehlikeye karşı tedbirimizi alalım, hayattaki yolumuza devam edelim’ düşüncesiyle ilerlerse çocuk da o şekilde kabulleniyor. Ayrıca küçük yaşta stres yönetimini öğrenmiş oluyor. Bu aynı zamanda psikolojik sağlamlık eğitimidir. Bu eğitimi deprem bölgesinde veya hastalık durumunda travma yaşayan çocuklara vermekte fayda var. Özellikle çocuklar açısından ve tabi ki yetişkinler için de psikolojik sağlamlık önemli” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="337" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-3.jpg" alt="" class="wp-image-40833" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-3-300x162.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yakınını kaybedenlere yalnız olmadığı hissetirilmeli</strong></p>



<p>‘Elif’in parmak tutmasını hepimiz gördük. Sembol bir fotoğraf oldu’ diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan sözlerine şöyle devam etti: “İnsanın o anda en büyük ihtiyacı bağlanma ve yalnızlığını giderme ihtiyacıdır. Güvende hissetmek çok önemli. Yakınını kaybeden birisi yalnız olmadığını hissetmeli. Bunun için bizim kültürümüzde 40’ıncı gün, 52’inci gün gibi yöntemler geliştirilmiş. Bunların arka planında yakınını kaybedenlere yalnız değilsin mesajı veriliyor. Bazıları böyle durumlarda hemen ilaç vermeyi deniyor. Halbuki bu bir acıdır, kişi o acıyı yaşamazsa ve örterse daha sonradan başka türlü çıkıyor. Bu bir travma. Travma sonrası bizim uyguladığımız büyüme ölçeği var Bu ölçekte travmayı doğru karşılayıp karşılamadığı sorulur. Bazıları da tamamen yok sayıyor ama beyin o travmayı unutmuyor. En ufak bir travmada ortaya başka türlü çıkıyor.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="351" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-1.jpg" alt="" class="wp-image-40831" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/11/deprem-1-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Çocuklara beden dili ile anlatılmalı</strong></p>



<p>Çocukta korku duygusunu arttırarak, pişmanlık, suçluluk yahut da dehşet duygusu uyandırılarak verilen eğitimin tehlikeli olduğunu belirten Tarhan, “Trafikte nasıl kırmızı ışıkta geçmemenin bir kural olduğunu anlatıyorsak çocuğa bunun da bir kural olduğunu o şekilde anlatmalıyız. Abartılı davranıldığı zaman çocukların rüyalarına girmeye başlıyor. Çocuk bunu taşıyamaz, abartmaya gerek yok. Çocukta korku ve panik duygusu uyandırmadan beden diliyle anlatmalıyız. Beden dili çok daha önemli” ifadelerini kullandı.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Deprem anında yukarı katlar daha güvenli</strong></p>



<p>Tarhan, “Yalova depremi olduğu zaman herkes dışarı çıkmaya çalışırken Japonlar yukarı çıkmaya çalışmış. Depremde giriş katlar değil yukarı katlar daha güvenlidir. Burada esas dikkat edilmesi gereken binaların sağlam olup olmadığı. Deprem öldürmez, kötü inşaat öldürür. Kişi yaşadığı yer güvenliyse, tedbirini alacak depremi de unutacak. Ama yeni bir yere girdiyse ve yakın zamanda da deprem olduysa özellikle o zaman kişinin ‘Burada deprem olursa ne yapabilirim?’ diye düşünebilmesi gerekiyor” dedi.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Narsistik kişiler hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyor</strong></p>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, depremden sonra hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam eden insanların olduğunu ifade etti ve sözlerine şöyle devam etti: “Bu da bir savunma sistemidir, kaçıştır. Aslında onlar en çok korkan, empati yoksunu, benmerkezci ve narsistik özellikleri fazla olan kişilerdir. Depremle yüzleşmekten korktukları için de bu şekilde davranıyorlar. Toplumda böyle insanlar olur ama önemli olan bu kişilerin az olmasıdır. Türkiye bu konuda gerçekten dünyaya örnek olacak nitelikte. Enkaz alanlarında çalışanların hayat kurtardıklarında ağladıklarını görüyoruz. Bu özellik dünyanın pek çok yerinde bulunmaz. Bu özellikleri çocuklara da küçük yaşta öğretmek gerekiyor. Böyle durumlarda haberleri izlemesin diye çocuğu odaya kaçırmaktan daha önemlisi, ‘böyle bir durum olsa biz ne yapmalıyız, bak oradaki insanlar nasıl yardım ediyor’ diye çocuğa bilgi vermektir. Yanlışı ve doğruyu konuşma yöntemiyle çocuğumuzla büyük insan gibi konuşmalıyız. Ama ondan büyük insan gibi anlamasını beklememeliyiz. Bunu yaparsanız emin olun o çocuk erken yaşta olgunlaşan bir çocuk olur. Hem çocukluğunu yaşar hem de hayatı öğrenir.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOÇ, TERAZİ, YENGEÇ VE OĞLAK BURÇLARI&#8230;</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/koc-terazi-yengec-ve-oglak-burclari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2020 20:16:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=40332</guid>

					<description><![CDATA[Gökyüzünde retro Mars ve Satürn karesi dolaşıyor. Haritalarınızda Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak burçlarında ve derece olarak 20-25 derece arası yerleşimde bir gezegeniniz varsa bu dönem sizi daha çok ilgilendiriyor. Gökyüzündeki bu konum sizin haritanızı bu derecelerde tetikleyebilir. Ta ki 16 Ekim Terazi burcundaki Yeniay’a kadar tetiklenmeye oldukça açıksınız.&#8221; açıklamasını yapan Astrolog Kenan Yasin Bölükbaşı, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Gökyüzünde retro Mars ve Satürn karesi dolaşıyor. Haritalarınızda Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak burçlarında ve derece olarak 20-25 derece arası yerleşimde bir gezegeniniz varsa bu dönem sizi daha çok ilgilendiriyor. Gökyüzündeki bu konum sizin haritanızı bu derecelerde tetikleyebilir. Ta ki 16 Ekim Terazi burcundaki Yeniay’a kadar tetiklenmeye oldukça açıksınız.&#8221; açıklamasını yapan Astrolog Kenan Yasin Bölükbaşı, bu burçların harekete geçmek ve bir şeyleri başlatmakla ilgili mücadele vermesi ve çaba göstermesi gerektiği hakkında önemli bilgiler paylaştı.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="350" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-0.jpg" alt="" class="wp-image-40333" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-0-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>Eylem öncesi planlar yapmak ve o planlarınıza sadık kalmak için çaba göstermek size zaman kaybı gibi geliyor olabilir. Yaşamınızın kontrolünü kaybettiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Hayatlarınızı başkaları için yaşıyor gibi hissedebilirsiniz. Bilmeniz gereken bu durumun geçici olduğu konusunda kendinizi telkin etmek olmalı. Bu sürecin geçmesi için de durup beklemeyeceğiz. İçsel bir farkındalık için uğraş vermemiz gerekir. İçe dönmeli, içi güzelleştirmeli, içteki dürtülerimizin ne olduğunu kontrol etmeliyiz<em>.</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="326" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-2.jpg" alt="" class="wp-image-40335" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-2-300x157.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Eğer bu burçlarda ve bu derecelerdeki gezegeniniz:</strong></p>



<p><strong>Ay ise:</strong>&nbsp;Evinizle ilgili konularla ilgilenmelisiniz. Mahrem alanlarınıza yeni sınırlar çekmek için çaba göstermeli ve ihtiyaçlarınızı karşılamak için onları bir düzene sokmayı denemelisiniz.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="534" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-1.jpg" alt="" class="wp-image-40334" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/burçlar-1-300x257.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Güneş ise:</strong>&nbsp;Kariyeriniz ve hayatınızdaki otoriter kişilerle aranızdaki iletişime dikkat etmelisiniz. Kendi istek ve hedeflerinizi ortaya çıkarırken sabır göstermeli ve irade kullanmayı denemelisiniz.</p>



<p><strong>Merkür ise:</strong>&nbsp;Fikir ve düşüncelerinizi eyleme geçirmek konusunda zorluklarla karşılaşmanız olası. Bu dönem becerilerinizi fark etmeli ve onları nasıl geliştirebileceğinizle ilgili hayatınızı yapılandırmayı denemelisiniz.</p>



<p><strong>Venüs ise:</strong>&nbsp;Haz ve ilgi duyduğunuz alanları ortaya çıkarmakta zorlanabilir, keyif aldığınız çoğu şeyin hayatınızdan uzaklaştığını gözlemleyebilirsiniz. Bugün elinizde olanları nasıl elde ettiğinizi düşünmeli ve kendinizi cesaretlendirmeyi deneyimlemelisiniz.</p>



<p><strong>Mars ise:</strong>&nbsp;Hiddet, öfke ve stresle başa çıkmayı öğrenmelisiniz. İçinizdeki potansiyel enerjiyi ortaya çıkarmadan evvel stratejiler geliştirmek için B planları üretmeli ve diplomasi kurmak üzerine yoğunlaşmalısınız.</p>



<p><strong>Jüpiter ise:</strong>&nbsp;Etik ve ahlaki yargılarınızı zorlayan ve kültürel değerlerinizi darmadağın eden olaylarla karşı karşıya kalabilirsiniz. &#8220;Eğer isteklerim için adım atarsam karşı tarafın yaşamına müdahale eder miyim?&#8221; gibi düşünceleriniz adım atmanıza engel olmamalı. Kendi içinize dönmeli ve sezgilerinize güvenmeyi denemelisiniz.</p>



<p><strong>Satürn ise:</strong>&nbsp;Devlet, kurum ve otorite figürleri ile ilgili zorluklarınız yaşamınızı zorlaştırıyor olabilir. Dikkatli davranmaya çalıştıkça sınırlarınızı ihlal eden olay ve kişilerle yüzleşiyor olabilirsiniz. Bu durumda korku ve kaygılar geliştirmek yerine sınırlarınızı yeniden yapılandırmak için içe dönmeyi duvarların iç yüzeyini güçlendirmeyi deneyimlemelisiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BURÇLARI 21 EYLÜL HAFTASINDA NELER BEKLİYOR?..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/burclari-21-eylul-haftasinda-neler-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2020 20:20:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Yasin Bölükbaşı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=39895</guid>

					<description><![CDATA[Yeni Ay’ın etkileri devam ederken Merkür’ün Terazi burcunda seyrediyor olmasını avantaja çevirebileceğimiz bir haftaya başladık.” diyen Astrolog Kenan Yasin Bölükbaşı, 21 Eylül haftasında 12 burcun hangi önlemleri almaları gerektiğini ve onları nelerin beklediğini açıkladı. Haftanın ilk gününde olaylara daha yüzeysel bakabilmeyi deneyimleyerek +1 tecrübe kazanarak başlayabiliriz. Elimize geçen fırsatları daha rahat değerlendireceğimiz bolluk ve bereket [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Yeni Ay’ın etkileri devam ederken Merkür’ün Terazi burcunda seyrediyor olmasını avantaja çevirebileceğimiz bir haftaya başladık.” diyen Astrolog Kenan Yasin Bölükbaşı, 21 Eylül haftasında 12 burcun hangi önlemleri almaları gerektiğini ve onları nelerin beklediğini açıkladı.</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="730" height="410" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-1.jpg" alt="" class="wp-image-39896" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-1.jpg 730w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-1-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /></figure>



<p>Haftanın ilk gününde olaylara daha yüzeysel bakabilmeyi deneyimleyerek +1 tecrübe kazanarak başlayabiliriz. Elimize geçen fırsatları daha rahat değerlendireceğimiz bolluk ve bereket kapılarımızın nerelerden geleceğini kavrayabileceğimiz bir süreç yaşayabiliriz. Otorite figürleri ile güç savaşlarına girmek yerine daha uzlaşmacı bir tutum içerisine yerleşmek isteyebiliriz.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-3.jpg" alt="" class="wp-image-39898" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Haftanın ikinci gününde 15:30 itibari ile Güneş Terazi burcunda</strong></p>



<p>Haritalarımızda Terazi burcu nerede ise o ev konularına idrakimiz çekilecek. Kendimizden çok karşımızdakini düşündüğümüz ve kendimizi feda edebileceğimiz konular deneyimleyebiliriz. “İYİ Kİ DOĞDUNUZ TERAZİ BURÇLARI!”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="730" height="410" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-1.jpg" alt="" class="wp-image-39896" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-1.jpg 730w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/burçlar-1-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Hafta ortalarında daha özgürlükçü tavırlarla karşı karşıya kalabiliriz</strong></p>



<p>Karşı tarafın hislerini göz ardı edip sonuçlarını düşünmeden kurulan cümlelere şahitlik edebiliriz. Partnerimizle olan ilişkimizde uyumu ve ilgiyi yakalamak için daha neşeli aktiviteler içerisinde bulunmak faydalı olabilir. İlişkilerimizde daha esnek bir tutum içerisinde olmak bugüne özel bir tutum olabilir. Kendi kişisel zevklerimiz ve aktivitelerimizle meşgul olmak isteyebiliriz. Ticari konularda ya da ilişkilerimizde kendi çıkarlarımızı ön planda tutmak yersiz polemiklere sebebiyet verebilir. Önceliğimiz agresyon yaratmadan güçlü bir şekilde ne istediğimizi ifade edebilmeyi tecrübe etmeliyiz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Perşembe günü Ay’ın Oğlak burcuna geçişi ile kaygı ve korkular geliştirebiliriz</strong></p>



<p>Karar almakta zorlanabiliriz. Özellikle kesinleşen Merkür Mars karesi bizlere zorlu dakikalar yaşatabilir. Özde yapısal anlamda kendimizi feda ettiğimizi düşündüğümüz konularda kendimizle yüzleşmeden atacağımız her adım riskli olabilir. Marsın Retro olması ve Koç burcundaki etkisinin gölge yönlerini aktive etmek kalıcı ve kırıcı problemlere vesile olabilir. Ortada bir problem varsa dengede kalabilmeli ve “ağzımızdan çıkanı kul bilir kalbimizden geçeni Allah” deyip geçebilmeliyiz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Cuma, Cumartesi ve Pazar ise kendimize güven duyduğumuz bir hafta sonu deneyimleyeceğiz</strong></p>



<p>Aşırıya kaçmadan, şartlarımızı zorlamadan hareket etmeyi deneyimlemeli ve “dediğim dedik” tutumunu üstlenmemeye önem ve özen göstermeliyiz. Hafta sonu içe kapanma enerjisi yansıtabilir, kaygı ve korkularımızı tetikleyecek ortamlardan uzak durmaya da ayrıca önem ve özen gösterebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Koçlar</strong></p>



<p>Bu hafta değiştirmek ve dönüştürmek istediğimiz konular üzerine eğilebiliriz. Eski sevgilimiz, korkularımız ve yaşadığımız zorlukları yenilemek için yeni imkanlar yaratabiliriz. Varsa aşırı harcama alışkanlıklarımız düzene sokmak isteyebiliriz. Süre gelen davalarımız varsa yeni bilgiler edinebilir ve bu bilgiler ışığında dava ile zaman kazanma şansı yakalayabiliriz. Ayrılık kararı aldığımız ortaklıklarımız ya da evliliğimize son vermeyi düşünebiliriz. Varsa bu gibi durumlar hafta başında bu konularla ilgili kendimizi gergin ve stresli hissedebiliriz.</p>



<p>Haftanın ikinci gününde idrakimizi otorite figürleri ve patronumuzla yeni girişim ve projeler için strateji geliştirmek adına toplantı gerçekleştirmek için kullanabiliriz. Gerçekleştirilecek toplantılarda gergin dakikalara şahitlik edebiliriz. Evlilik ortaklık ilişkilimizde ise zamanı doğru değerlendirmek isteyebilir ve bunun için ortak kararlar almak isteyebiliriz. Öncelikle yapmak istediğimiz görüşmelerden önce kendi isteklerimizin gerçekte ne olduğuna karar vermeli ve isteklerimizin anlık olmadığı kanaatine varmak için kendimize zaman tanımayı deneyimlemeliyiz.</p>



<p>Perşembe ve Cuma günü içsel huzursuzluk yaşayabiliriz. Kaygılar ve korkular geliştirebiliriz. Gerçekleştirmek istediğimiz hedeflerimize ulaşmak için nerden başlayacağımıza karar veremeyebiliriz. Çalışıyorsak mesleki anlamda kariyer planlaması yapmak ya da çalışmıyorsak hangi mesleği yapacağımızı netleştirmek isteyebiliriz. Beklediğimiz hukuksal yargı süreçleri varsa sonuçlanmasını beklediğimiz için gergin anlar yaşayabiliriz. Cumartesi ve Pazar günü yapacağımız programla ilgili aksaklıklar söz konusu olabilir. Siz yapmak istediğiniz programı hafta başından ayarlamanın daha uygun olacağını savunurken karşı taraf her şeyin günü geldiğinde organize edilmesi gerektiğini savunabilir. Tartışmalara açık olan bir hafta sonunu! Beklentilerimizin farklı olması nedeniyle daha sosyal olmak isteyebilir ve harcamalarımızda aşırıya kaçabiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Boğalar</strong></p>



<p>Bu hafta varsa bildiğimiz ve aşina olduğunuz düşmanlarımız onlarla yüzleşmek isteyerek başlayabiliriz. Yenilenmeyi bekleyen kontrat ve anlaşmalar için hafta başını tercih edebiliriz. Yenilemeyi düşündüğümüz evimizle ilgili de yeni araştırmalara başlayabiliriz. İnançlarımız doğrultusunda hak etmediğiniz bir hiyerarşi içerisinde isek yeni başlangıçlar yapabilmek adına işimizi ve iş yerimizi değiştirmek isteyebiliriz. Çalışmayan ve iş arayanlarımız varsa başvurularımıza olumlu dönüşler alabiliriz. Haftanın ikinci gününde idrakimizi sosyal çevremiz ya da bulunduğumuz organizasyonlara çevirebiliriz. Öte yandan aldanma ve aldatılmalara maruz kalabilir yalan konuşan ya da konuşulan ortamlarda gergin dakikalara şahitlik edebiliriz. Çalışma ortamımızda görüşmelerimizin hızlıca sonuca ulaşmasını ve neticelenmesini isteyebiliriz. İsteklerimizi dile getirdikten sonra sakin kalıp doğru zamanda beklentilerimizin karşılanacağını beklemeyi tercih edebiliriz.</p>



<p>Perşembe ve cuma günü çocuklarımızla ilgili eğitim konuları gündeme gelebilir. Sınıf içi toplantılar söz konusu olabilir. “Başarılı fakat bu özelliklerini ortaya çıkarmakta çekingen tavırlar sergiliyor” gibi geri dönüşler söz konusu olabilir. Becerilerimizi ön plana çıkartmak için yeni aktiviteler türetebilir ve daha aktif olmasını sağlayabiliriz. Evlerimizde isek ve çalışmıyorsak gar dolabımızı düzene sokmak isteyebiliriz. Farklı bilgiler edinmek adına seminerlere dahil olabiliriz. Dış ticaret ile meşgulsek yeni bağlantılar sağlayabiliriz. Cumartesi ve Pazar günü gergin açılar hakim olacağından inançlarımıza ters düşüne durumlarla karşı karşıya kalabilir ve agresif bir tutum içerisine girebiliriz. Hesapta olmayan planlar programlar söz konusu olabilir. Uyum sağlamakta zorluk çekebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen İkizler</strong></p>



<p>Bu hafta yoğun ve detaylı çalışmalar içerisine girebiliriz. Kiracı isek mal sahibimizden ek süre talep etmek durumunda kalabilir ve onay alabiliriz. Evcil hayvanlarımızla meşgul olabilir ve onları veterinere götürüp sağlık kontrollerini yaptırabiliriz. Haftanın ikinci gününde ikili ilişkilerde uyumu yakalamak ve yenilemek için konuşma isteği içerisinde olabiliriz. Hedeflerimizi netleştirmek ve zamanı daha stratejik kullanmak isteyebiliriz.</p>



<p>Perşembe ve cuma günü aldığımız sorumlulukların üstesinden gelebilmek için destek bekleyebilir, isteyebiliriz. Daha girişken ve sosyal olmak grup aktivitelerine katılmak yeni fırsatlar yakalamamıza vesile olabilir. Cumartesi ve Pazar günü bulunduğumuz ortamlarda fikir alışverişleri yapma gereğinde olabiliriz. Ne şekilde mücadele etmemiz gerektiğine dair toplum içerisinde patavatsız bir üslupla karşı karşıya kalabilir gergin dakikalar yaşayabiliriz. Pazar günü daha özgür hareket edebileceğimiz programların içerisinde olmak isteyebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Yengeçler</strong></p>



<p>Bu hafta değişip dönüşmek ve yenilenmek isteyerek başlıyoruz. Yeni hobiler edinmek isteyebiliriz. Aşklarımızı gözden geçirmek ve artık ilişkimize yön vermek istediğimizi dile getirmek isteyebiliriz.</p>



<p>Haftanın ikinci gününde idrakimizi aile içerisinde uyuma çevirebiliriz. Perşembe ve cuma günü ikili ilişkilerimizde keyifli anlara şahitlik edebiliriz. Daha önceden programladığımız Yurt dışı seyahatlerimizin iptali can sıkıcı bir hal alabilir. Her şeyin bu seyahate bağlı olması ve gerçekleşmiyor olması evlilik ya da ortaklı işlerimizde de gergin dakikalar yaşatabilir. Fakat maalesef ki covit sürecinde olduğumuzu hatırlamalı ve sağlımıza şükür diyebilmeliyiz. Bazen oluşan sıkıntılar ardından yeni güzel fırsatlar doğabilir.</p>



<p>Cumartesi ve pazar günü kaygı ve korku geliştirebiliriz. Evli isek ev içinde huzursuzluklar söz konusu olabilir. Bu huzursuzluk nedeni ile kendimizi çalışmaya adayabilir ve yorucu bir hafta sonu geçirebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Aslanlar</strong></p>



<p>Bu hafta ev içi ilerimizde değişikliklere gitmek isteyerek başlayabiliriz. Eskileri atmak yenilerini almak isteyebiliriz. Çalışanlarımız ise işlerimizin akıbeti ile ilgili gidişatı gözden geçirmek isteyebilir. Günlük yoğun bir telefon trafiği içerisinde olabilir ve her türlü yazılı anlaşma sözleşme ve medya işlerimizi düzene koymak isteyebiliriz. Haftanın ikinci gününde idrakimizi yakın çevre kardeşler kuzenler ya da komşularımıza çevirebilir onlarla keyifli sohbetler içerisine girmek isteyebiliriz. Perşembe ve cuma günü yapacağımız anlaşma sözleşme ya da medya işleri ile ilgili görüşmelerimizde kaygılanabiliriz. Tüm olumsuzluklar beni bulabilir diyebilir ve ufak da olsa fırsat bulup seyahat etme isteğine girebiliriz. Bulunduğumuz ortamdan uzaklaşmak yenilenme isteğimize ii gelebilir. Her şey olacağına varır diyebilmeliyiz. Cumartesi ve Pazar günü evlilik ortaklı işlerimizde daha özgür olmak ve bireysel hareket etme isteğinde olabiliriz. Evliliğimizde ya da iş yerimizle alakalı ani kararlar almak isteyebilir hafta sonumuzu bu düşünce ile geçirebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Başaklar</strong></p>



<p>Bu hafta motorlu araçlarımızın sigortası, sözleşmeler ve anlaşmalarımızla ilgili yinelemek istediğimiz evrak işlerimizi gündemimize alarak başlayabiliriz. Gelir ve giderlerimiz, para kazanma ve harcama tarzımızla ilgili de düzenlemeler yapmak isteyebiliriz. Haftanın ikinci gününde idrakimizi sahip olduğumuz duran varlıklarımız, mal mülk ve manevi kaynaklarımızla ilgili yeni düzenlemeler getirmek isteyebiliriz. Perşembe ve cuma günü kredi kartı ödemelerimiz ya da kredi ödemelerimizle ilgili yanlış anlaşılmalardan kaynaklanan yanlış ya da fazla ödemelerimizle ilgili bankalarla mücadeleci görüşmeler içerisine girebiliriz. Varsa çocuklarımızın eğitim sistemleri ile ilgilenmek durumunda kalabiliriz. Yeni düzene alışmakta zorluk çekebiliriz.</p>



<p>Cumartesi ve Pazar günü çocuklarımızla ilgili yaşadığımız endişeleri farklı aktiviteler ve organizasyonlar yaparak çözüme ulaştırmak isteyebiliriz. Pazar günümüzü her şeyden uzak geçirmek ve uzaklaşmak isteğinde olabiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Teraziler</strong></p>



<p>Bu hafta şahsi kaynaklarımızla ilgili düzenlemelere girme ihtiyacı içerisinde olarak başlayabiliriz. Evimizle ilgili satış işlemleri için emlakçımızla temas halinde olabiliriz.</p>



<p>Haftanın ikinci gününde idrakimizi kendi motivasyon alanlarımıza çevirmek isteyebiliriz. Kendi uyum ve dengemizi yakalamak isteyebiliriz. İyi ki doğdunuz. Perşembe ve cuma günü iş ortamımıza da ve iş arkadaşlarımızla arkamızdan dönen işlere şahitlik edebiliriz. Aile ve yuva hanemizdeki düzensizlikten de şikayet ediyor olabilir, bunun için aileyi toplayım bu düzensizliğe bir son vermek isteyebiliriz. Cumartesi ve Pazar günü aile içerisinde uyumu yakalayamıyor olmak huzursuzluklara ve kaygılara vesile olabilir. Bu hafta sonunu kendimize ve hobilerimize ayırmak isteyebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Akrepler</strong></p>



<p>Bu hafta kendimizle ilgili ve motivasyon alanlarımızla ilgili düzenlemeler yapma isteği ile başlayabiliriz. Haftayı planlayarak başlamak fayda sağlayabilir. Ticari işlerimizle ilgili kendimizi pasifize edebiliriz. Haftanın ikinci gününde idrakimiz kendimizi ihmal ettiğimiz konular üzerine çekmek isteyebiliriz. Çocuklarımızın eğitim konularıyla ilgili yeni düzenlemeler getirmek ve bunun için görüşmeler gerçekleştirmek isteyebiliriz. Perşembe ve Cuma günü evcil hayvanlarımızla meşgul olabiliriz. Evcil hayvanı olmayanlarımızhenüz yeni doğmuş bir sokak hayvanını sahiplenebiliriz. Evin içerisinde yeni bir yaşam enerjinin girmesi evin dengesini sağlamakta faydalı olabilir ve bu süreci gözlemlemek keyif verebilir. Cumartesi ve Pazar günü yeni edindiğimiz evcil hayvanımızla meşgul olabilir ve yeni düzene uyum sağlamakta zorluk çekebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Yaylar</strong></p>



<p>Bu hafta pasif olduğumuzu düşündüğümüz konular üzerine eğilerek başlayabiliriz. Arkadaşlar ve tanıdığımız kişilerle bu durumu paylaşma isteğinde olabiliriz. Ancak bizlerin fedakar tavırları karşısında onların aynı hassasiyette davranmıyor olmalarından rahatsızlık duyabiliriz.</p>



<p>Haftanın ikinci gününde idrakimizi organizasyon ve geleceğe yönelik beklentilerimize çevirebilir ve bu konularla ilgili araştırmalarımızı yapabiliriz. Potansiyelimizi genişletmek ve deniz aşırı hizmetler içerisinde yer almak isteyebiliriz. Perşembe ve Cuma günü nereden başlayacağımıza karar vermekte zorlanabiliriz. Varsa çocuklarımızla ilgili iletişimde sıkıntılar söz konusu olabilir. Karşılıklı aynı dili konuşmak için arkadaş olabileceğimizi izah etmek isteyebiliriz. Romantik ilişkilerimizde ise tam olarak nasıl bir ilişki istediğimize dair sohbetlere yerleşmek ve kendimizi ifade etmek isteyebiliriz. Cumartesi ve Pazar günü ikili ilişkimizde kaygı ve huzursuzluk geliştirebiliriz. Bu hissiyat nedeniyle agresif bir tutum sergileyebiliriz. Sosyal çevremizle yapacağımız hafta sonu toplantılarında keşke bir araya gelmeseydik ve dilediğim gibi işlerimi halledebilseydim gibi düşünebilir ve bulunduğumuz ortamdan biran evvel uzaklaşmak isteyebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Oğlaklar</strong></p>



<p>Bu hafta geleceğe yönelik planlarımız ve beklentilerimizle ilgili değişim dönüşümlere girerek başlıyoruz. Arkadaş ve tanıdıklarımızla ilgili yeni düzenlemeler getirmek isteyebiliriz. Motivasyonumuzu düşüren ve sürekli sıkıntı ile karşımıza gelenleri elemek isteyebiliriz.</p>



<p>Haftanın ikinci gününde idrakimizin yönünü mesleki anlamda kariyer planlamalarımıza çevirebiliriz. İş yeri sahibimizle uzlaşmak istediğimiz konular üzerinde görüşmeler gerçekleştirebiliriz. Çalışmıyorsak otorite figürleri ile yaşadığımız problemleri çözmek isteyebiliriz. Zamanımızın ne kadar kıymetli olduğunu düşünüp daha motive edici işler içerisinde olmak isteyebiliriz. Perşembe ve Cuma günü inançlarımız doğrultusunda kendimizi motive edecek konulara eğilim gösterebilir ve yeni eğitimlere dahil olmak istetebiliriz. Kaygı ve korku geliştirdiğimiz konularla ilgili yeni fırsatlar yakalayabiliriz. Yeni iş imkanları ve yeni bereket kapıları sağlayabiliriz. Cumartesi ve Pazar günü aile içerisindeki düzensizlikten yakınabilir düzeni sağlamak isteyebiliriz. Çocuklarımızla ilgili düzenlemeler ve sistemler geliştirmek birlikte aktivitelere katılmak isteyebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Kovalar</strong></p>



<p>Bu hafta mesleki anlamda kariyerimizle ilgili değişim ve dönüşümlerle başlayabiliriz. Yaşam yönümüzü belirlemek için iş yerimizden ayrılmak kendi başımıza bir şeyler yapmak isteyebiliriz. Çalışmıyorsak otorite figürleri ile bir araya gelip geleceğimize dair planlarımızı ve yapmak istediklerimizi paylaşmak isteyebiliriz. Haftanın ikinci gününde idrakimizi inançlarımıza, eğitim ve öğretim konularımıza hukuki süreçlerimize çevirebilir ve bu konularla ilgili stratejiler geliştirmek isteyebiliriz. Pasif olduğumuzu düşündüğümüz konuları aktive etmenin zamanı geldiğini düşünebiliriz. Perşembe ve Cuma günü kaygı ve korkularımızı gündemimize getirebiliriz. Bu konularla üzerine eğilim göstermek ve arınmak isteyebiliriz. Günlük trafiğimiz konuyla ilgili yoğun geçebilir. Nakliye ulaşımla ilgili uğraşlarımız söz konusu ise ufak aksaklıklar yaşanabilir. Cumartesi ve Pazar günü kardeşler, kuzenlerle görüşebilir ve görüşme esnasında agresif tutumlar sergileyebiliriz. Sakin kalmak ve çözümsüz hiçbir şey olmayacağını kendimize hatırlatabilmeyi deneyimleyebiliriz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yükselen Balıklar</strong></p>



<p>Bu hafta sezgilerimizin kuvvetli olduğu ve inançlarımız doğrultusunda hareket etmek isteyerek başlayabiliriz. Yabancı ve yurt dışı kaynaklarla ilgili görüşmeler yapabilir ve eğitim konularımıza eğilim gösterebiliriz. Haftanın ikinci gününde idrakimizi al ver dengemizi koruma isteğimize çevirebiliriz. Vermiş olduğumuz borçların tahsilatı ile ilgilenmek durumda kalabiliriz. Sonuç almakta zorluk çekebilir uzlaşmanın yollarını arayabiliriz. Perşembe ve Cuma günü ortaklı işlerimizle ilgili taşınacağımız yerlerle ilgili araştırmalar yapabiliriz. Baş ağrılarımızda yoğunluk olabilir. Düşünce ve hareket kabiliyetimiz arasında kalabiliriz. Tam olarak ne yapmak istediğimize karar veremeyebiliriz. Haftayı tamamlarken ne istediğimize artık karar vermiş olabilir ve hedeflediğimiz yolu inşa etmek isteyebiliriz. Cumartesi ve Pazar günü ihtiyaçlarımızı belirledik fakat nereden başlayacağımızı bilemeyebiliriz. Dengede kalmaya çalıştıkça ve bir çıkış yolu bulmaya çalıştıkça köşeye sıkışmış hissedebiliriz. Bu durum biraz can sıkıcı bir hal aldığı için özgürleşmek isteyebiliriz. İstikrarsız tavırlarımızdan uzak durmak fayda sağlayabilir. Sakin ve akışta kalmayı tercih edebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİKKAT! BU HASTALIK YAZIN ARTIYOR!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/dikkat-bu-hastalik-yazin-artiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 10:29:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=39198</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizde her yüz erkekten 14’ünde her iki kadından birinde görülebilen idrar yolu enfeksiyonu özellikle yaz aylarıyla birlikte artışa geçiyor. Deniz ve havuzdan sonra ıslak mayo ile kalınması başta olmak üzere birçok nedenden kaynaklanabilen idrar yolu enfeksiyonunun kimi zaman hafife alınması ağır sonuçlara yol açabiliyor.  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri, tedavi edilmediğinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Ülkemizde her yüz erkekten 14’ünde her iki kadından birinde görülebilen idrar yolu enfeksiyonu özellikle yaz aylarıyla birlikte artışa geçiyor. Deniz ve havuzdan sonra ıslak mayo ile kalınması başta olmak üzere birçok nedenden kaynaklanabilen idrar yolu enfeksiyonunun kimi zaman hafife alınması ağır sonuçlara yol açabiliyor. </strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-1.jpg" alt="" class="wp-image-39199" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri</strong>, tedavi edilmediğinde böbreklere geçebilen enfeksiyonun ölüme bile neden olabildiğini belirtiyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri, yaz keyfini kabusa dönüştürebilen idrar yolu enfeksiyonunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="502" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-7.jpg" alt="" class="wp-image-39205" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-7-300x241.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>Özellikle kavurucu yaz sıcaklarında pek çok kişinin umursamadığı ıslak mayo ve ıslak bikini ile güneşlenmek tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor. Onların başında da, ülkemizde sık rastlanan idrar yolu enfeksiyonu geliyor. Özellikle yaz aylarında artışa geçen; bakteri, mantar ve virüslerin neden olduğu idrar yolu enfeksiyonu her iki kadından birinin kapısını çalarken, her yüz erkekten de 14’ünde görülüyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri,idrar yolu enfeksiyonunun idrar yaparken yanma ve acı hissi, sık idrara çıkma arzusu, idrarı bitirememe hissi, kanama, bulanık idrar, ağır ya da kötü koku, kasıklarda ve kasıklardan sırtın arka bölümüne yayılan ağrı ve ateşe yol açabildiğini belirterek “Bu belirtilerden biri bile idrar yolu enfeksiyonuna işaret edebilir. Bu nedenle belirti ortaya çıkar çıkmaz doktora başvurmalısınız” diyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-3.jpg" alt="" class="wp-image-39201" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Hafife almanın bedeli ağır olabilir!</strong></p>



<p>İdrar yolu enfeksiyonu; böbrekler, mesane (idrar kesesi) ve üretraya (dış idrar yolu) genellikle insanların kalın bağırsak florasında bulunan bakterilerin yerleşmesi sonucu oluşuyor. Üretra ve mesanede olan enfeksiyonlara ‘alt idrar yolu enfeksiyonu’ denilirken, böbreklerde oluşan idrar yolu enfeksiyonuna ‘üst idrar yolları enfeksiyonu’ adı veriliyor. “İdrar yolu enfeksiyonunu hafife almanın ağır bir bedeli olabilir” uyarısında bulunan Doç. Dr. Hakan Özveri, tedavi edilmediğinde bakterilerin böbreğe ve kana ulaşabildiğini ve daha ağır seyrederek hastaneye yatış gerektirebildiğini hatta ölüme neden olabildiğini belirterek şu bilgileri veriyor: “Hastalığın ilerlemesi durumunda tedavi için güçlü antibiyotiklerin uzun süre kullanılması gerekiyor. Yine tedavi edilmezse bakterilerin kana yayıldığı “üro-sepsis” olarak tanımlanan çok daha ciddi bir tablo ortaya çıkabiliyor. Kronik rahatsızlığı bulunanlar, bağışıklık sistemi hastalığı olanlarda üro-sepsis şoka veya çoklu organ yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Bu nedenle tedaviye başlamada kesinlikle geç kalınmamalıdır.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-5.jpg" alt="" class="wp-image-39203" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-5-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Kadınlarda üreme çağında sık rastlanıyor!</strong></p>



<p>Araştırmaların, günümüzde her iki kadından birinin yaşamı boyunca en az bir kez idrar yolu enfeksiyonuna yakalandığını gösterdiğini belirten Doç. Dr. Hakan Özveri, bu hastalığın kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülmesinin nedenlerini de şöyle anlatıyor: “Kadınlarda özellikle üreme çağında sık rastlanmasının başlıca nedeni cinsel ilişki. Anatomik olarak kadının dış idrar yolu, erkeğe göre daha kısa olduğundan bakterilerin kat etmesi gereken mesafe çok azdır. Bu da sık idrar yolu iltihabına neden olur. Önemli bir diğer etken tuvalet alışkanlığıdır. Tuvalet sonrası yapılan temizliğin arkadan öne doğru olması, anüs çevresindeki organizmaları vajinaya taşıyabiliyor. Cinsel ilişki esnasında meydana gelen mikroskobik travmalar ve ilişki ile genital bölgedeki yuvalanan bakterilerin mekanik olarak dış idrar yoluna taşınması da enfeksiyona olan eğilimi artırıyor. Ayrıca idrar yapma ile birlikte mekanik bir temizleme de olduğu için bakteriler erkek mesanesine ulaşamadan idrar ile vücut dışına atılıyor.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="417" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-2.jpg" alt="" class="wp-image-39200" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/08/yaz-hastalığı-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>İdrar yolu enfeksiyonundan korunmanın 5 etkili yolu!</strong></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Bol su içmek</li><li>Tuvalet hijyenine dikkat etmek</li><li>Genital bölge temiz ve kuru tutmak</li><li>Pamuklu iç çamaşırı giymek ve çamaşırı her gün değiştirmek</li><li>Genital bölgede kozmetik ürünler kullanmamak</li></ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>COVID-19’A KARŞI DUYGUSAL-RUHSAL ZİNDELİĞİ ARTIRMANIN 9 YOLU..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/http-www-yerelgazete-com-tr-wp-admin-post-phppost36788actionedit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2020 20:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Sibel Yücesan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=36788</guid>

					<description><![CDATA[Uzmanlar, koronavirüs Covid-19 ile mücadelede hijyen ve sosyal izolasyon kadar bireylerin duygusal-ruhsal zindeliğinin de çok önemli olduğunu belirtiyor. Dünya genelinde etkisini gösteren Covid-19 salgınının Türkiye’de de etkisini göstermesiyle tüm toplumun kaygı seviyesi yükseldi. Bireyler, salgının olası etkilerine karşı hem kendilerinin hem de sevdiklerinin hayatını önemseyerek uzmanlara kulak veriyor. Yükselmiş, sürekli devam eden kaygı seviyesi, duygusal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong><em>Uzmanlar, koronavirüs Covid-19 ile mücadelede hijyen ve sosyal izolasyon kadar bireylerin duygusal-ruhsal zindeliğinin de çok önemli olduğunu belirtiyor.</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="350" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-0.jpg" alt="" class="wp-image-36789" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-0-300x168.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>Dünya genelinde etkisini gösteren Covid-19 salgınının Türkiye’de de etkisini göstermesiyle tüm toplumun kaygı seviyesi yükseldi. Bireyler, salgının olası etkilerine karşı hem kendilerinin hem de sevdiklerinin hayatını önemseyerek uzmanlara kulak veriyor. Yükselmiş, sürekli devam eden kaygı seviyesi, duygusal ve ruhsal zindelik için iyi olmayacağı gibi bağışıklık sistemini de olumsuz etkileyebiliyor. Covid-19 salgını ile ilgili bilinmeyen ve kontrol edilemeyen durumlar kişileri daha da kaygılandırıyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="890" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-5.jpg" alt="" class="wp-image-36794" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-5-210x300.jpg 210w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>SiZe Bütünsel Yaklaşım Kurucu Ortağı Sibel Yücesan, kaygıları azaltmak için yapılması gerekenin kontrol edilebilecek olguların farkında olmak ve bunlarla ilgili eylemlerde bulunmak olduğunun altını çiziyor. Sibel Yücesan, Covid-19 pandemisine karşı duygusal-ruhsal zindeliği artırmak için önerdiği 9 maddeyi şöyle sıralıyor:</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-2.jpg" alt="" class="wp-image-36791" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>1. Endişeliyim, öfkeliyim, üzüntülüyüm diye kendimizi suçlamayalım.</strong></p>



<p>Tüm bu duyguları hissetmemiz hayatımızın tam da merkezinin bir parçası. Bu tür duygularımızı tamamen kontrol etmeye çalışmak yerine, tüm bunları duymanın normal olduğunu hatırlayalım. Duygularımızdan kaçmak değil, durup yüzleşmek ve bize verdikleri mesajları dinlemek önemli. Duygularımızı dışarı sağlıklı bir biçimde dökmenin farklı yollarından yararlanabiliriz. Mesela, her gün 6 dakika veya 3 sayfa duygularımız hakkında içimizden geldiği gibi yazı yazalım. Günlük tutmak, duyguları düşünceleri not etmek terapatik etki yapar.Sanat ile müzik ile ifade etmek de bir yöntem olabilir. Kısaca onların bir şekilde akmasına izin verelim.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="415" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-1.jpg" alt="" class="wp-image-36790" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/koronavirüse-karşı-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>2. Ne izlediğimiz, ne dinlediğimiz, ne paylaştığımız konusunda seçici olalım.</strong></p>



<p>Sürekli haber kanallarında gezinmek, sosyal medya paylaşımlarında kaybolmak ve kaygı seviyemizi artırmak immün sistemimize olumsuz yansıyacaktır. Hiçbir şey izlememek de bizi bilgiden mahrum kılacağından, günde bir iki kez güvenilir kaynaklara başvurmak ve oralardan doğru bilgileri takip etmek izleyeceğimiz bir yöntem olabilir. Doğruluğundan emin olmadığımız haberleri de paylaşmamak dahi, bizi topluma faydalı bir hareket yapmamızdan dolayı iyi hissettirir. Seçimlerimize dikkat edelim, kendimizi kaptırmayalım, bize iyilik yaratan, olumlu, pozitif alternatifleri seçelim. Bize sunulan değil, bizim seçtiklerimiz hayatımızda yer alsın.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>3. Sakinleşme teknikleri kullanalım: Meditasyon ve minfulness pratikleri öğrenelim ve uygulayalım.</strong></p>



<p>2020 hızlı bir başlangıç yaptı, endişelendiğimiz ve kaygı düzeyimizin yükseldiğini farkettiğimiz zamanlarda zihinsel molalar alalım. Zihin olumsuz düşüncelere çok kolay saplanır. Felaketleştirme senaryolarımızı fark edelim. Ve böyle anlarda sakin bir köşeye çekilip, basit nefes ve mindfulness teknikleri uygulayabiliriz. Basit diyorum çünkü bu tip bilim temelli nefes ve mindfulness tekniklerini öğrenebileceğimiz pek çok eğitim, kitap ve app’ler var. Çok uzun zaman ayırmamıza gerek yok. Her sabah her akşam ve aralarda ihtiyaç duydukça 10 dakika ayırmamız dahi yeterli olabiliyor. Bunlarla bir başlangıç yapabilir ve zihinsel duygusal zindelik için bu teknikleri hayatımıza katabiliriz. Bunlar dışında hiçbir şey yapmadan gözümüzü kapatmak, nefesimize odaklanmak, en zor ve olumsuz anda bile bizi yatıştıracaktır.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>4. Her gün bize iyi geleceğini düşündüğümüz bir kaç aktivite planlayalım</strong>.</p>



<p>Kitap okumak, olabiliyorsa açık havada yürüyüş, meditasyon, kısa uykular, şarkı söylemek, resim çizmek, yapboz, mandala, duş almak, ilgimizi çeken konularda online eğitimler almak. Kısa da olsa bu tür aktiviteleri hayatımıza katalım. Sosyal mesafelendirme hayatımıza girdi bu uzun sürerse bize iyi gelmeyecektir. Bu açıdan muhakkak sevdiğimiz insanlarla telefon konuşmaları yapmak, haberleşmek, olumlu şeylerden bahsetmek ruhsal zindeliğimiz için önemli olacaktır.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>5. Aklımızdan günde on binlerce düşünce geçmesi son derece normal bir akış.</strong></p>



<p>Zor zamanlarda genelde bir ya da bir kaç düşünceye saplanır kalırız. Hep aynı düşünce yapısı çevresinde döner dururuz, bu da tabi ki bizde olumsuz duyguları tetikler.Veya tam tersi,duyguların yarattığı olumsuz düşüncelerin çevresinde dolanırız. Böyle zamanlarda aklımızdan çıkmayan düşünceleri tek tek ele alıp aşağıdaki soruları sormak çok yardımcı olacaktır:</p>



<p>Bu düşünce doğru mu?</p>



<p>Bu düşüncenin kesinlikle doğru olduğunu nerden biliyorum?</p>



<p>Bu düşünceye inandığım zaman nasıl tepki veriyorum, bende neler oluyor?</p>



<p>Bu düşünce olmadan ben nasıl biri olurdum? Hayatımda neler olurdu?</p>



<p>Bu düşüncenin yerine hangi olumlu düşünceyi koyabilirim?</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>6. Sağlıklı sınırlar geliştirelim.</strong></p>



<p>Her işi üstlenmek, her şeye evet demek bizi gereğinden fazla yorabilir. Sağlıklı sınırlar insanlarla olduğu kadar, teknolojiyle, dijital dünya ve kendimizle olabilir. Mesela yatak odamızdan cep telefonunu çıkartmak gibi. Okuduğumuz her olumsuz haber, stres hormonunu tetikleyecek ve sonuçta uyku dahil düzenimizi bozacaktır. Daha çok evde geçireceğimiz zamanlar olacak, bu zamanlarda kendimize ait alanlarımızı koruyalım sevdiğimiz şeyleri yapalım, aile fertleriyle sürekli bir arada ve iletişimde olmak güzel gibi dursa da, duygusal zorlanmalar yaşayabiliriz bunları fark edip park edelim ve kendimize sessiz alanlar sağlayalım.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>7. Şükür en güzel ruhsal ilaç.</strong></p>



<p>Şükür listesi yapalım. Akşam yatarken o güne ve genel olarak hayatınıza odaklanarak şükür edecek en az üç tane maddeyi bir deftere ya da kağıda yazarak günü kapatalım. Bu listeyi sabah kalktığınızda da okuyup güne bu motivasyonla başlayabilirsiniz. Ruhumuza iyi gelenleri hayatımıza ekleyelim mesela dua etmek gibi.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>8. Hayatın komik taraflarını görmeye gayret edelim.</strong></p>



<p>Hayatın uzun vadede sunacağı esprileri, eğlence alanlarını anımsamak, çevremizdeki olaylara, kişilere biraz mizah penceresinden bakmak da psikolojik iyi olma halimizi destekler.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>9. Başkası için güzel bir şey yapalım.</strong></p>



<p>Başkası için güzel bir şey yapalım. Ne zaman davranışlarımız olumlu olursa, duygularımız da olumlu oluyor. Birine iyilik yapmak, anında o kişinin yüzünde gördüğümüz gülümseme, içten bir bakış ile bizde mutluluk hissi yaratıyor. Başkası için güzel bir şey yapmamıza engel olacak hiç bir şey yok. Bir bardak su getirmek de olabilir, bir teşekkür maili atmak da, telefon edip hayatınızdaki anlamını paylaşmak da olabilir. Olasılıklarımız düşündüğümüzden çok olabilir.</p>



<p>Dalgaları durduramayız ama sörf yapmayı öğrenebiliriz. Hiçbir şey sonsuza kadar kalıcı değil, en büyük dertler bile. Kendimize yapacağımız en büyük iyilik, dengeye gelebileceğimizi hatırlatmak ve bunun için çok sayıda kaynağımız olduğunu unutmamak.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BÖBREK TAŞINDAN KORUNMANIN 7 ETKİLİ YOLU&#8230;</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmanin-7-etkili-yolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2019 18:27:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Özveri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=34621</guid>

					<description><![CDATA[Özellikle de gece saatlerinde şiddetli sancılarla uykudan uyandıran, yaşamı kabusa çeviren bir sorun; böbrek taşı. Halk arasında ‘idrar yollarından kum dökme’ olarak bilinen bu hastalık erkeklerde kadınlara göre iki üç kat daha fazla görülüyor.  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri, böbrek taşının en çok yetersiz sıvı alımından kaynaklandığını belirterek “Bununla birlikte, son [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Özellikle de gece saatlerinde şiddetli sancılarla uykudan uyandıran, yaşamı kabusa çeviren bir sorun; böbrek taşı. Halk arasında ‘idrar yollarından kum dökme’ olarak bilinen bu hastalık erkeklerde kadınlara göre iki üç kat daha fazla görülüyor. </strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="394" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-0.jpg" alt="" class="wp-image-34629" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-0-300x189.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri</strong>, böbrek taşının en çok yetersiz sıvı alımından kaynaklandığını belirterek “Bununla birlikte, son yıllarda sağlıksız beslenme, aşırı tuz tüketimi ve yüksek proteinli diyetler yapılması da idrardaki mineral yoğunluğunun, böbreğin eritebileceğinden fazla miktarda olmasına ve böbrek taşları oluşumuna neden oluyor” diyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="654" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-7.jpg" alt="" class="wp-image-34628" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-7-286x300.jpg 286w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>Taşa bağlı bir idrar yolu tıkanıklığının, böbreklerde hızla ilerleyen bir enfeksiyona zemin hazırlayabildiğini, hastalarda ateş, üşüme ve titremenin de görülebildiğini belirten Doç. Dr. Hakan Özveri, böbrek taşı tedavi edilmediği takdirde ileride böbrek kaybına bile yol açabildiğini söylüyor. Doç. Dr. Hakan Özveri, böbrek taşından korunmanın 7 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-5.jpg" alt="" class="wp-image-34626" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-5-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Bol su için</strong> / Özellikle havaların soğumasıyla yaz aylarının aksine su tüketimi azalıyor, birçok kişi su içmek için adeta susamayı bekliyor. Oysa yetersiz su ve sıvı tüketimi böbrek taşı sorununa yol açan temel etkenlerin başında geliyor. Bu nedenle her gün mutlaka yeterli miktarda su içmeye özen gösterin, günde 2,5 litre su için.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="394" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-1.jpg" alt="" class="wp-image-34622" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-1-300x189.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Egzersiz yapın</strong> / Hareketsizlik sağlığın en büyük düşmanlarından biri olduğu gibi böbrek taşı oluşumuna da zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmaya dikkat edin. Haftada en az üç gün 45 dakikadan az olmamak üzere tempolu yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirin.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="754" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-3.jpg" alt="" class="wp-image-34624" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-3-248x300.jpg 248w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Aşırı tuz tüketiminden kaçının</strong> / Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramdan fazla olmaması (1 çay kaşığı) konusunda uyarıyor. Tuz tüketiminizi kısıtlayın. Aşırı tuz tüketimi birçok hastalığa zemin hazırladığı gibi böbrek taşının da kolayca oluşmasına neden oluyor. Hazır gıdalar da yüksek tuz içerdiğinden dolayı fast-food tarzı beslenmeden ve ambalajlı hazır gıdalardan uzak durun.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-6.jpg" alt="" class="wp-image-34627" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-6-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>İdeal kilonuza ulaşın</strong> / Yapılan çalışmalar ideal kilosuna göre kilo fazlalığı olanlarda, obezite tanısı alanlarda böbrek taşı oluşum sıklığının arttığını gösteriyor. Vücutta oluşan fazla yağ taş oluşumunda etkili hormonal ve mineral mekanizmaların bozulmasına ve taş oluşumuna neden oluyor. Bu nedenle vücut kitle endeksinizi yaşınıza ve cinsiyetinize göre ideal tutmaya özen gösterin.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-2.jpg" alt="" class="wp-image-34623" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/12/böbrek-taşı-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Hayvansal proteinleri ölçülü tüketin</strong> / Özellikle hayvansal proteinleri ölçülü tüketin çünkü hayvansal proteinlerden zengin beslenme taş oluşumu açısından risk içeriyor. Taş oluşumu sırasında hayvansal proteinlerin taşın çekirdeğini oluşturması ve bu ana çekirdeğin üzerine kalsiyum gibi taşlaşan kristallerin çökmesi taş oluşumunu hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor. Bu nedenle kilogram başına 1 gr. olacak şekilde 24 saatte tüketilecek hayvansal proteinin hesaplanarak tüketilmesi (örn: 70 kg. bir insan için 70 gr) böbrek taşı oluşum riskini önemli ölçüde azaltıyor. Salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş etler de sağlığa zararlarının yanı sıra, ciddi miktarda tuz içerdiğinden böbrek taşının oluşmasında da önemli rol oynuyor.</p>



<p><strong>Genetik inceleme yaptırın</strong> / Sık tekrarlayan taş hastalığı olanların, gerekirse ileri görüntüleme yöntemleri ile olası anatomik ve fonksiyonel bozuklukların tespit edilerek tedavi edilmesi ve risk faktörlerinin azaltılması gerekiyor. Düzenli kontroller ile saptanan taşların takibi ve büyümesini engelleyici, koruyucu tedbirlerin planlanması şart. Ailenizde böbrek taşı hastalığı öyküsü varsa genetik inceleme yaptırmayı ihmal etmeyin.</p>



<p><strong>Her gün limon tüketin</strong> / <strong>Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri “</strong>Limon suyu içerdiği sitrat nedeni ile taş oluşumunda engelleyici ve koruyucu bir rol oynuyor. Sitrat özellikle kalsiyum okzalat taşlarının oluşumunu engelliyor. Özellikle sabah saatinde başlamak üzere günlük tüketilmesi planlanan suyun içerisine 1-1.5 limonun kesilerek konulması taş oluşumunun azaltılmasında büyük fayda sağlıyor” diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GRİP AŞISI OLMANIN TAM ZAMANI&#8230;</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/grip-asisi-olmanin-tam-zamani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Oct 2019 18:32:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Batıgöz Sağlık Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Özkutucu]]></category>
		<category><![CDATA[Grip Aşısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=33643</guid>

					<description><![CDATA[Havalar soğumaya, enfeksiyonlar kendini göstermeye başladı. Ekim ayı ile birlikte grip vakaları da maalesef artıyor. Vücudu savunmasız bırakan gribe karşı aşı olmanın zamanı geldi… Batıgöz Sağlık Grubu’ndan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Özkutucu, koruyuculuğu açısından en geç Ekim ayında yapılması gereken grip aşısı hakkında bilgiler verdi… Grip aşısının Ağustos ayından itibaren Ocak ayına kadar olan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Havalar soğumaya, enfeksiyonlar kendini göstermeye başladı. Ekim ayı ile birlikte grip vakaları da maalesef artıyor. Vücudu savunmasız bırakan gribe karşı aşı olmanın zamanı geldi…</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-2.jpg" alt="" class="wp-image-33645" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>Batıgöz Sağlık Grubu’ndan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Özkutucu, koruyuculuğu açısından en geç Ekim ayında yapılması gereken grip aşısı hakkında bilgiler verdi… Grip aşısının Ağustos ayından itibaren Ocak ayına kadar olan dönemde, sonbaharda risk arttığı için özellikle Ekim ayında yapılması gerekir. Grip aşısının; 65 yaşın üzerindeki yaşlı grupta, şeker, kronik bronşit, kronik obstrüktif akciğer hastalarına (KOAH), hipertansiyon ve kronik iskemik kalp hastalarına, kronik böbrek yetmezliği hastalarına ve dalağı alınmış hastalara özellikle yapılması gerekir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="614" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-4.gif" alt="" class="wp-image-33647"/></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>HER YIL YAPTIRILDIĞINDA KORUYUCULUĞU ARTAR</strong></p>



<p>Grip aşısı her sene yeni suş olarak Eylül-Ekim aylarında piyasaya sürülür. Gribin arttığı mevsimler özellikle sonbahar dönemidir. Sonbaharın yanı sıra bahar döneminde tekrar bir artış gösterir. Grip aşısının her yıl Eylül-Ekim ayı civarında yapılması gereklidir ama koruyuculuğu birkaç yıl üst üste yaptıktan sonra daha artmaktadır; ilk yıl koruyuculuğu daha az olabilir. Grip aşısında üç tane virüs suşuna karşı aşı hazırlanmaktadır. Aşı, bir önceki senenin en sık görülen virüsleri üzerine yapılır. Her yıl tekrarlanan aşılamalar sonrasında hastaların bağışıklık sistemi sürekli aktif olduğu için gribe karşı gerçekten dayanıklı olur.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-1.jpg" alt="" class="wp-image-33644" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ VE KANSIZLIĞA DİKKAT!</strong></p>



<p>Sadece kronik böbrek yetmezliği hastalarında iki doz aşı yapılır, diğerlerinde yılda bir tek doz aşının bir yıl boyunca koruyuculuğu mevcuttur. Batıgöz Sağlık Grubu’ndan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Özkutucu, “Gripten korunmada öncelikle genel sağlığın iyi olması lazım; vücutta D vitamini eksikliğinin olmaması, bağışıklık sistemi için vücudun kansız olmaması, şekerin kontrol altında olması gerekiyor” diyor. Uzm. Dr. Füsun Özkutucu, gripten korunma yöntemlerini şu sözlerle anlatıyor: “Salgın olduğu dönemlerde çok kalabalık yerlere özellikle risk faktörü olan kişilerin girmemesi, toplu taşıma araçlarında ya da kalabalık bölgelerde kişilerin kendisini koruması şart.”</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-3.jpg" alt="" class="wp-image-33646" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/grip-aşısı-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>EN KOLAY KORUNMA YOLU EL HİJYENİ</strong></p>



<p>En kolay bulaşma yolu solunumdan ziyade; göz, burun akıntısı gibi sıvıların ele bulaşması, elden de tekrar ağza götürülmesi ile olur. Onun için en önemli korunma yöntemi aslında kişilerin dışarıdayken ellerini ağızlarına, burunlarına ya da gözlerine götürmemesi, eve gelir gelmez ellerini yıkamalarıdır. “Grip bir hafta kadar sürebilen, yüksek ateş ile seyreden bir hastalıktır” diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Füsun Özkutucu, “Gribin en önemli tarafı gerçekten grip olup olmadığının anlaşılır olması, soğuk algınlığı ile karıştırılmamasıdır. Gripte; yüksek ateş, yaygın vücut ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, öksürük, genel durum bozukluğu olur” diyerek gribin soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiği konusunda uyardı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK&#8217;ÜN İSTANBUL&#8217;DAKİ AYAK İZLERİ..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/gazi-mustafa-kemal-ataturkun-istanbuldaki-ayak-izleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2019 20:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dolmabahçe Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=33356</guid>

					<description><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal Atatürk, savaştan sonra ilk kez 1 Temmuz 1927 yılında İstanbul’a geri dönüş yaptı. Vefatına kadar İstanbul’da bulunan Mustafa Kemal Atatürk, bu süre boyunca İstanbul’da yaşadığı yerlerde izler bıraktı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’da geçirdiği 1927-1938 yılları arasında Şişli Halaskargazi Caddesi’nde bulunan evinde, Dolmabahçe Sarayı’nda,&#160; Florya Deniz Köşkü’nde, annesi Zübeyde Hanım, kız kardeşi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Gazi Mustafa Kemal Atatürk, savaştan sonra ilk kez 1 Temmuz 1927 yılında İstanbul’a geri dönüş yaptı. Vefatına kadar İstanbul’da bulunan Mustafa Kemal Atatürk, bu süre boyunca İstanbul’da yaşadığı yerlerde izler bıraktı.</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/ata-istanbul.jpg" alt="" class="wp-image-33357" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/ata-istanbul.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/ata-istanbul-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’da geçirdiği 1927-1938 yılları arasında Şişli Halaskargazi Caddesi’nde bulunan evinde, Dolmabahçe Sarayı’nda,&nbsp; Florya Deniz Köşkü’nde, annesi Zübeyde Hanım, kız kardeşi Makbule Hanım ve manevi oğlu Abdürrahim Tuncak ile birlikte Akaretler’de bulunan evinde ve Pera Palace’ın 101 numaralı odasında kaldı.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Atatürk Müzesi</strong></p>



<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele Çalışmaları (Aralık 1918-16 Mayıs 1919) sırasında kiracı olarak kaldığı Halaskargazi Caddesi üzerinde bulunan ev, 28 Mayıs 1928’de İstanbul Belediyesi (Şehremaneti) tarafından satın alındı. 15 Haziran 1942’de İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından Atatürk İnkılabı Müzesi olarak ziyarete açıldı.</p>



<p>Mustafa Kemal Paşa döneminde evin giriş katında yaver ve yemek odaları, ikinci katında toplantı ve çalışma salonu ile yatak odaları bulunuyordu. Üçüncü kat ise annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule Hanım tarafından kullanılıyordu.</p>



<p>Atatürk Müzesi koleksiyonunun önemli bölümünü Atatürk’ün kişisel eşyaları, kıyafetleri, üniformaları, askeri ve sivil yaşamına ait fotoğrafları, el yazısı ile yazdığı çeşitli belgeleri, madalyaları, hatıra eşyaları oluşturuyor. Ressam İbrahim Çallı ve Zeki Kocamemi tarafından yapılmış yağlı boya tablolar da müze içerisinde bulunan önemli parçalar arasında yer alıyor.</p>



<p>(<a href="https://istanbul.ktb.gov.tr/TR-165468/ataturk-muzesi.html">https://istanbul.ktb.gov.tr/TR-165468/ataturk-muzesi.html</a>)</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Ataturk-Muzesi-Sisli-_3_.jpg" alt=""/></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Mustafa Kemal Müzesi</strong></p>



<p>Beşiktaş Akaretler’de yer alan üç katlı ev, Atatürk’ün İstanbul’da kiraladığı ilk ev olarak biliniyor. Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, kız kardeşi Makbule Hanım ve manevi oğlu Abdürrahim Tuncak’ın 1912-1919 yılları arasında kaldığı bu ev, Mayıs 2011 tarihinde müze haline getirildi.</p>



<p>Müze planlamasında, giriş katında genel bilgilendirme; birinci katta Balkan Savaşları ve göç, Çanakkale’de Mustafa Kemal ve Mustafa Kemal’in çalışma odası canlandırmaları yer alıyor. Müzenin ikinci katında Mustafa Kemal ve ailesinin yazdığı mektuplar sergileniyor. Çatı katında ise idari birimler, arşiv, kütüphane ve toplantı salonu yer alıyor.</p>



<p>(<a href="https://www.vgm.gov.tr/faaliyetler/k%C3%BClt%C3%BCrel-faaliyetler/m%C3%BCzeler">https://www.vgm.gov.tr/faaliyetler/k%C3%BClt%C3%BCrel-faaliyetler/m%C3%BCzeler</a>)</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Akaretler-_1_.jpg"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Akaretler-_1_.jpg?width=200" alt=""/></a></figure>



<figure class="wp-block-image"><a href="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Akaretler-_2_.jpg"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Akaretler-_2_.jpg?width=200" alt=""/></a></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Dolmabahçe Sarayı</strong></p>



<p>Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’da izini bıraktığı en önemli yerlerden birisi, 1927-1949 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılan Dolmabahçe Sarayı’dır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında Dolmabahçe Sarayı’nda bulundu ve 10 Kasım 1938 yılında burada vefat etti.</p>



<p>T.C. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlı Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid (1839-1861) tarafından yaptırıldı. İnşasına 13 Haziran 1843 tarihinde başlanan Saray, çevre duvarlarının tamamlanması ile birlikte 7 Haziran 1856 tarihinde kullanıma açıldı. Dolmabahçe Sarayı, 1856 yılından halifeliğin kaldırıldığı 1924’e kadar aralıklarla altı padişaha ve son Osmanlı Halifesi Abdülmecid Efendi’ye ev sahipliği yaptı.</p>



<p>Saray&#8217;ın ana yapısı; Mâbeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muâyede Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Mâbeyn-i Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn; Padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölümün arasında yer alan Muâyede Salonu ise; Padişah&#8217;ın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve devlet törenlerinde kullanılıyordu. 1926-1984 yılları arasında protokol ve ziyarete kısmen açık olan Dolmabahçe Sarayı, 1984 yılından itibaren “müze-saray” olarak ziyarete açıldı. </p>



<p>(<a href="http://www.millisaraylar.gov.tr/saraylar/dolmabahce-sarayi">http://www.millisaraylar.gov.tr/saraylar/dolmabahce-sarayi</a>)</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Dolmabahce-_1_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Dolmabahce-Sarayi-_1_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Dolmabahce-Sarayi-_10_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Dolmabahce-Sarayi-_16_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Dolmabahce-Sarayi-_2_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Dolmabahce-Sarayi-_3_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Dolmabahce-Sarayi-_9_.jpg" alt=""/></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Florya Atatürk Köşkü</strong></p>



<p>Atatürk’ün ilgisiyle önem kazanan, Marmara Denizi kıyısında Yeşilköy ile Küçükçekmece arasında bir yerleşim bölgesi olan Florya’da Atatürk’ün kullanımı için bir köşk yapılma kararı alındı. İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında açılan proje yarışmasını kazanan mimar Seyfi Arkan’a yaptırılan köşk, yazlık bir konut olarak deniz tabanına çakılan sütunlar üzerine inşa edildi ve karaya bir köprüyle bağlandı.</p>



<p>Mustafa Kemal Atatürk, 14 Ağustos 1935 tarihinde kullanıma açılan köşkte 1936 yılının Haziran ve Temmuz aylarını geçirdi. Siyasî ve bilimsel toplantılar için köşkü özellikle kullanan Atatürk’ün köşkteki son günü 28 Mayıs 1938 olarak tarihe geçti. Köşk, Atatürk’ün vefatının ardından bir süre Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın yazlık konutu olarak kullanılmaya devam etti. 16 Eylül 1988 tarihinde Milli Saraylar’a devredilen köşk, restorasyonu tamamlandıktan sonra tarzına uyacak dönem eşyası ile donatılarak Atatürk Müzesi haline getirildi.</p>



<p>(<a href="http://www.millisaraylar.gov.tr/saraylar/florya-ataturk-deniz-kosku">http://www.millisaraylar.gov.tr/saraylar/florya-ataturk-deniz-kosku</a>)</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Florya-Ataturk-Kosku-_1_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Florya-Ataturk-Kosku-_7_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Florya-Ataturk-Kosku-_3_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Florya-Ataturk-Kosku-_4_.jpg" alt=""/></figure>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Florya-Ataturk-Kosku-_6_.jpg" alt=""/></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Pera Palace 101 Numaralı Oda</strong></p>



<p>İstanbul’da günlerini geçirdiği sırada Mustafa Kemal Atatürk, Beyoğlu’nda yer alan Pera Palace Hotel’de 101 numaralı odada konakladı. Mustafa Kemal’in doğumunun 100. yılında müze-oda haline getirilen 101 numaralı odada Atatürk’ün özel eşyaları, kitapları, kendisine gönderilen armağanlar, dönemin gazeteleri ve dergileri sergileniyor.</p>



<p>(<a href="https://www.perapalace.com/tr/ataturk-muze-odasi">https://www.perapalace.com/tr/ataturk-muze-odasi</a>)</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="http://www.istanbul.gov.tr/kurumlar/istanbul.gov.tr/promo/Ataturk-Istanbul/Pera-Palace-_1_.jpg" alt=""/><figcaption>Kaynak:  <a href="http://www.istanbul.gov.tr/ataturkun-istanbuldaki-izleri">http://www.istanbul.gov.tr/ataturkun-istanbuldaki-izleri</a> </figcaption></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAZ AYLARINDA SAĞLIKLI BESLENMENİN 10 ÖNEMLİ PÜF NOKTASI..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/yaz-aylarinda-saglikli-beslenmenin-10-onemli-puf-noktasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jun 2019 20:38:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Herbalife Nutrition]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Tamer]]></category>
		<category><![CDATA[Yazın Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=32025</guid>

					<description><![CDATA[Yaz aylarında beslenmenizde belirli değişiklikler yapmanız sağlığınız açısından büyük önem taşıyor. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak artan vücut ısısı metabolizmayı yavaşlatırken sıvı kaybı da birtakım sağlık problemlerini beraberinde getiriyor. Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer yazın beslenmemizde takip etmemiz gereken 10 kritik öneride bulundu. Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Yaz aylarında beslenmenizde belirli değişiklikler yapmanız sağlığınız açısından büyük önem taşıyor. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak artan vücut ısısı metabolizmayı yavaşlatırken sıvı kaybı da birtakım sağlık problemlerini beraberinde getiriyor. Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer yazın beslenmemizde takip etmemiz gereken 10 kritik öneride bulundu.</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="406" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-0.jpg" alt="" class="wp-image-32026" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-0-300x195.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte sodyum, klor, potasyum gibi mineral ve elektrolitleri yerine geri koymamız gerektiğinin önemini vurgulayan Herbalife Nutrition Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmet Tamer “Her gün 2 bardak maden suyu içine bir dilim limon atıp serin serin içmenizi; yemeklerde ve ara öğünlerde mineral deposu olan yeşil yapraklı taze sebzelerden, su deposu yaz meyvelerinden mutlaka yemenizi öneriyorum” dedi ve dikkat etmemiz gereken noktaları sıraladı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="760" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-2.jpg" alt="" class="wp-image-32028" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-2-246x300.jpg 246w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Sabah kahvaltısı altın öğün, mutlaka yapın</strong></p>



<p>Uyandıktan sonraki ilk saatler içinde bir şeyler yiyip kahvaltı etmemiz gerekir, aksi halde kan şekerimiz çok düşer ve gün boyunca sürekli tatlı, şekerli bir şeyler yeme isteği duyarız. Kahvaltıyı atlamak ya da karbonhidrat ve yağ ağırlıklı bir kahvaltı yapmak gafletinde bulunursak, yazın sıcağında metabolizmamızı yorar, dikkat eksikliği, halsizlik, bitkinlik yaşarız; çabuk yorulur ve baş ağrısı gibi sorunlar yaşamaya başlarız. Fiziksel ve zihinsel performansımız düşer. Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltı, ister çalışıyor, isterse tatilde olalım, güne çok daha iyi başlamamız ve gün boyu enerjik kalmamızın ilk adımıdır!</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="411" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-3.jpg" alt="" class="wp-image-32029" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-3-300x198.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Yağlı besinlerden uzak durun</strong></p>



<p>Vücudumuzun sıcak yaz günlerinde de besin ve enerji ihtiyaçları var ve günlük hayatımızı devam ettirebilmek için yeteri kadar protein, karbonhidrat ve vitamini aynı şekilde almaya devam etmemiz gerekli. Ancak yaz aylarında yağlı besinlerden olabildiğince uzak kalmakta fayda var. Eğer metabolizmanızı hızlandıracak egzersizler yapmıyorsanız yağlı yemek sizi daha da sıkıntıya sokacaktır. Özellikle öğlen ve akşam yemeklerini yağsız haşlama, sulu ya da ızgara yemeklerle donatın, sık aralarla azar azar yemeye özen gösterin, her fırsatta zeytinyağlı ya da söğüş sebzelerden tüketin. Geç saatte yerseniz de, yemekten sonra en az 2-3 saat geçmeden yatmamaya dikkat edin.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-4.jpg" alt="" class="wp-image-32030" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-4-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Susamayı beklemeden su için</strong></p>



<p>Diğer mevsimlerde de bol bol su içmeyi öneriyoruz fakat sıcak yaz günlerinde terleme ile kaybedilen su miktarı arttığından tüketmemiz gereken suyu da artırmamız gerekli. Vücudumuz terleyerek sıcağa karşı ısı dengemizi korumaya çalışır, ancak sıcakla beraber nem de artınca bu iş daha da zor bir hale gelebilir. Her zaman günde en az 8 bardak su içilmesi önerilir fakat sıcak havalarda bunu en az 10 bardağa çıkarın, vücut ağırlığınızın kilosu başına yaklaşık 30 ml kadar su tüketmeye çalışın, hatta en iyisi siz “susamadan su içmeye özen gösterin”! Su içmediğiniz zaman susuzluğunuzu kola, gazoz gibi gazlı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suyu, bitkisel soğuk çaylar ve ayran gibi daha doğal içeceklerle gidermeniz her zaman daha sağlıklı birer seçenektir.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-5.jpg" alt="" class="wp-image-32031" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-5-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Elektrolit ve mineral kaybını mutlaka telafi edin</strong></p>



<p>Ayrıca sıvı ile beraber kaybedilen sodyum, klor, potasyum gibi mineral ve elektrolitleri de yerine geri koymamız gerekiyor, aksi halde yeterince su içsek bile halsiz ve yorgun hissetmeye devam ederiz. Bunun için de her gün 2 bardak maden suyu içine bir dilim limon atıp serin serin içmenizi; yemeklerde ve ara öğünlerde mineral deposu olan yeşil yapraklı taze sebzelerden ve su deposu yaz meyvelerinden mutlaka yemenizi öneriyorum.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-6.jpg" alt="" class="wp-image-32032" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-6-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Saat 12 ile 15 arasında direkt güneş ışığına maruz kalmayın</strong></p>



<p>Günün en sıcak saatleri olan 12:00 – 15:00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarıda, direkt güneş altında olmamaya özen gösterin. Yürüyüş bile olsa bu saatlerde kesinlikle egzersiz yapmayın. En iyisi soğuk bir içecekle serin bir ortamda keyfinize bakıp akşamüstünü bekleyin.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-1.jpg" alt="" class="wp-image-32027" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/06/yazın-sağlıklı-beslenme-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Mevsim sebze ve meyvelerini değerlendirin</strong></p>



<p>Günümüzde her çeşit meyve ve sebzeye yıl boyu ulaşmak mümkün olsa da mevsiminde toplanmış doğal ve taze olanlar her zaman diğerlerine göre avantaj sağlarlar. Bu yaz bulduğunuz erik, kiraz, karpuz, kavun, şeftali, kayısı gibi yaz meyvelerini; doğal domates, salatalık, biber gibi su deposu ve antioksidan yüklü sebzelerini sakın kaçırmayın, bol bol tüketin.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Zengin içerikli besin desteklerinden faydalanın</strong></p>



<p>Yediklerimizin enerjiye dönüştürülebilmesi, bağışıklık sistemimizin düzgün çalışabilmesi gibi pek çok fonksiyon için yeterli vitamin ve minerali almamız gerekiyor. Ülkemizde yaz aylarında vitamin ve mineral kaynağı meyve ve sebzeleri bolca bulmak mümkün. Ama hem sağlıklı ve dengeli beslenmek, hem dinç ve enerjik kalmak, hem de fazla kalorilerden kaçınmak istiyorsanız; besin ögeleri ve değerleri açısından zengin içerikli takviye edici gıdalardan yararlanabilirsiniz. Bunlar güvenilir ve kaliteli kaynaklardan seçildiğinde protein ve sağlıklı enerjinin yanı sıra yeterli mineral ve vitamini de içerirler.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Gıdaları uygun koşullarda saklamaya ve hijyene dikkat edin</strong></p>



<p>Yaz aylarında açıkta bırakılan ve sıcaktan dolayı kısa sürede bozulan besinler gıda zehirlenmesine sebep olabilir. Protein içeriği yüksek, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri ile yumurta gibi besinler güvenli bir şekilde saklanmaz ve hazırlanmazsa, bakteriyel bozulmalar gelişebilir. Besinlerdeki kirleticilere ek olarak hijyen kurallarına dikkat edilmeden hazırlanan, pişirilen ve servis edilen yiyeceklerin de besin zehirlenmesine yol açtığı unutulmamalıdır. İyi pişmemiş veya hijyen kurallarına uyulmadan hazırlanmış ya da yeterince yıkanmamış besinleri tüketmemeli, pişmiş yiyecekleri buzdolabı dışında uzun süre bekletmemeli ve sık sık ellerimizi yıkamaya özen göstermeliyiz.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Doğal probiyotiklere yer açın</strong></p>



<p>Elma sirkesi ve ev turşusu benzeri fermente sebzeler gibi ekşi yiyecekler prebiyotik etkilidirler, probiyotiklerin fonksiyonunu destekleyen sağlıklı asitleri içerirler. Her öğünde yemeğinize bir tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyebilirsiniz. Yoğurt ve kefir de yaz aylarında hem sindirim sisteminizi, hem de genel sağlık durumunuzu koruyup destekleyecek probiyotik etkili besinlerdir. Beslenmenizde chia ve keten tohumu gibi yüksek kaliteli lifler almak da probiyotiklerin vücudumuzda artmasını sağlayabilir ve yaz aylarını hastalıklardan uzak geçirmemize yardımcı olabilir.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Cildimiz de beslenmeye ihtiyaç duyar, korumaya özen gösterin.</strong></p>



<p>Vücudumuzun ihtiyacı olan D vitamini güneş ışığının etkisi ile cildimizde üretilir. Bu nedenle güneşlenmek gerçekten faydalıdır. Ancak güneş ışınlarının dik geldiği çok sıcak saatlerde ve çok uzun süreler boyunca güneşlenmek, başta cildimiz olmak üzere vücudumuza faydadan çok zarar verebilir. Cilt kurur, çabuk kırışır ve hızlı yaşlanır, üstelik ileri yaşlarda cilt kanserlerine kadar gidebilen durumlar ortaya çıkabilir. O nedenle yine saat 12:00 ile 15:00 arasında doğrudan güneşte kalmaktan kaçınmalı, diğer saatlerde de nemlendirici özelliği de bulunan güneş koruyuculu bir ürün ile cildimizi korumalıyız. Çok yüksek koruma faktörlü ürünler, cildimizin D vitamini üretimini engelleyebilirler, buna da dikkat etmekte fayda var!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GAZ VE ŞİŞKİNLİKTEN KURTULMANIN 9 YOLU</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/gaz-ve-siskinlikten-kurtulmanin-9-yolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 18:11:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Suna Yapalı]]></category>
		<category><![CDATA[Gastroenteroloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=31403</guid>

					<description><![CDATA[Modern çağın getirdiği hareketsizlik ve yanlış beslenme alışkanlıkları günümüzde bazı sağlık sorunlarının daha fazla yaygınlaşmasına neden oluyor. Gaz ve şişkinlik şikayeti de o sorunlar arasında yer alıyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Suna Yapalı, “Gaz ve şişkinlik yaşam kalitesini etkileyen önemli bir sorun. Toplumumuzda yaklaşık her 4 kişiden birinde görülüyor ve gastroenteroloji poliklinik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Modern çağın getirdiği hareketsizlik ve yanlış beslenme alışkanlıkları günümüzde bazı sağlık sorunlarının daha fazla yaygınlaşmasına neden oluyor. Gaz ve şişkinlik şikayeti de o sorunlar arasında yer alıyor. </strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="413" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-0.jpg" alt="" class="wp-image-31404" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-0-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p><strong>Acıbadem Kadıköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Suna Yapalı, </strong>“Gaz ve şişkinlik yaşam kalitesini etkileyen önemli bir sorun. Toplumumuzda yaklaşık her 4 kişiden birinde görülüyor ve gastroenteroloji poliklinik başvurularının önemli bir kısmını oluşturuyor. Hastalar, midede ya da karında gaz, geğirme, karında şişkinlik ve aşırı gaz çıkarma yakınması ile başvurmaktadırlar. Gaz ve şişkinlik tedavisi oldukça zordur, hastalar ilaçlara rağmen şikayetleri tekrarladığı için genellikle mutsuzdurlar. Bu nedenle iyi bir hekim-hasta işbirliği ile hastalara zaman ayrılarak sebeplerin ve düzeltilebilir faktörlerin anlatılması başarı oranlarını artıracaktır” diyor. Karında şişkinlik ve gaz yakınmasının altta yatan faktörlerinin mutlaka araştırılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Suna Yapalı, herhangi bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa kişinin tükettiği besinler ve yaşam tarzı ile ilişkili olduğunu, alınacak bazı önlemlerin sorunla mücadelede fayda sağlayabileceğini söylüyor. Doç. Dr. Suna Yapalı, gaz ve şişkinliktene kurtulmanın 9 yolunu anlattı, çok önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-1.jpg" alt="" class="wp-image-31405" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>1.</strong><strong>Aşırı hava yutmayın!</strong></p>



<p>Yutulan hava, sindirim sistemindeki gazın en önemli sebeplerinden birisi. Hızlı yemek yemek, yemek yerken konuşmak, sakız çiğnemek, sigara, puro ya da pipo kullanmak, içecekleri pipetle içmek, derin iç çekmek daha fazla hava yutulmasına neden olurken gaz ve şişkinliğe yol açıyor. Hava dışarı atılamazsa aşağıya bağırsaklara inerek karında dolgunluk, şişkinlik ve ağrıya yol açabiliyor. Bu nedenle telaşeden uzak, iyice çiğneyerek yemek yemeli, yerken çok konuşmamalı, katı besinleri su ile yutmamalı, içecekler geniş ağızlı bardaklardan içilmeli, puro, pipo, sigara içmemeli, ağız açık uyumamalı ve derin iç çekmelerden kaçınılmalı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="509" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-5.jpg" alt="" class="wp-image-31409" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-5-300x245.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>2.Az yağlı ve küçük porsiyonlar tüketin</strong></p>



<p>Bir oturuşta büyük porsiyonlar yerine, daha az ve daha sık yemeye özen gösterin. Yemekler az yağlı olmalı çünkü yağ ve hava beraberliğinde mide içerisindeki basınç artıyor, ayrıca yağlı gıdalar mide boşalımını yavaşlatarak karında rahatsızlık ve şişkinliğe yol açıyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="471" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-4.jpg" alt="" class="wp-image-31408" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-4-300x226.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>3.Yemek sonrası uzanmayın</strong></p>



<p>Kişinin oturuş ve duruş şekli gazın bağırsaklara iletilmesinde önemli rol oynuyor. Oturma pozisyonunda yutulan hava yemek borusundan geri çıkarak ağızdan atılırken, yatar pozisyonda ise ince bağırsaklara geçiyor. Yemeklerden sonra sırt üstü yatmayın. Dik oturun, ayakta durun ya da yürüyüş yapın. Ayrıca bazı kişilerde yapısal olarak karın kaslarındaki gevşeklik ve yemek sonrası kambur oturmaya bağlı olarak bağırsaklardan gaz çıkışı sağlanamıyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-7.jpg" alt="" class="wp-image-31411" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-7-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>4.</strong><strong>Yürüyüş ve egzersiz yapın</strong></p>



<p>Fiziksel aktivite bağırsakları daha düzenli hareket ettirerek gaz atılımını ve dışkılamayı kolaylaştırıyor. Yemeklerden 2 saat sonra yapılan yürüyüş gazın atılmasını sağlıyor. Ayrıca yoga gibi karın kaslarını çalıştıran egzersizler de sindirim kanalından gaz çıkışına fayda sağlıyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-3.jpg" alt="" class="wp-image-31407" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>5.</strong><strong>Laktoz intoleransına dikkat</strong></p>



<p><strong>Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Suna Yapalı</strong>&nbsp;“Bazı kişiler belirli karbonhidratları sindiremezler. Klasik bir örnek, süt ürünlerinde bulunan ana şeker olan laktozdur. Bu nedenle, büyük miktarlarda laktoz içeren süt, yoğurt, ayran, krema, tereyağı ve dondurma tüketmek, kramp ve ishal ile birlikte artan gaz üretimine yol açabilir. Laktoz içerikleri düşük olduğu için kaşar peyniri, beyaz peynir, süzme peynir, labne peynir ve lor peyniri gibi peynir türleri ciddi semptomlara yol açmıyorsa tüketilebilir” diyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="481" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-6.jpg" alt="" class="wp-image-31410" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-6-300x231.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>6.</strong><strong>Sebze, meyve ve lifli gıdada aşırıya kaçmayın</strong></p>



<p>Lifli gıdalar sindirim sistemi sağlığı için gerekli ancak lifli gıda alımını yavaş yavaş artırın ve vücudunuzun adaptasyonunu sağlayın. Aşırı sebze ve meyve tüketiminin de gaz üretimini artıracağını unutmayın.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-2.jpg" alt="" class="wp-image-31406" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gaz-ve-şişkinlik-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>7.</strong><strong>Gazlı, şekerli içecekler ve tatlandırıcılardan uzak durun</strong></p>



<p>Gazlı içecekler, maden suyu, kola, bira, soda, fruktoz içeren meyve suları, tatlandırıcılar ve bu tatlandırıcıların kullanıldığı sakızlar dahil ürünler ile efervesan tabletlerden (suya atıldığı zaman küçük gaz kabarcıkları çıkartarak köpüren eriyen tabletler) uzak durun.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>8.</strong><strong>Bu besinleri tek başına tüketerek diyet listesi tutun</strong></p>



<p>Brüksel lahanası, lahana, brokoli gibi gıdalar daha fazla gaz üretimine yol açarak gaz ve şişkinlik yakınmasına yol açabiliyor. Bunun yanı sıra, sarımsak, soğan, fasulye, nohut, bakla, bezelye, havuç, kereviz, patates, patlıcan, mantar, turp, pırasa, kuru üzüm, muz, kayısı, erik, kiraz, çilek, kavun,karpuz, elma, ekşi meyveler (portakal, kivi, armut), şeftali, bulgur, mercimek, buğday tohumu, simit, hamur işleri, çok şekerli tatlılar da gaz üretimini artırıyor. Kişiden kişiye farklılıklar olmakla beraber gaz ve şişkinlik yakınmanız varsa bu gıdaları tek başına tüketin. Diyet günlüğü tutarak şikayetinizi artırdığını tespit ettiğiniz gıdadan uzak durun.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>9. Psikiyatrik destek almaktan kaçınmayın</strong></p>



<p>Huzursuz Bağırsak Sendromu&#8217;nda, bağırsaktan mesaj taşıyan sinirler aşırı aktif oluyor ve normal miktardaki gazın daha fazla ve daha aktif hissedilmesine yol açıyor. Karın ağrısı, şişkinlik, ishal ve/veya kabızlığa neden olabiliyor. Huzursuz Bağırsak Sendromu tanısı organik bir hastalık dışlandıktan sonra konulmalı. Hekim önerisi doğrultusunda ilaç tedavisi ve gerektiğinde psikiyatrik destek almaktan kaçınmayın.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Dikkat! Gaz ve şişkinlik bu hastalıkların belirtisi olabilir!</strong></p>



<p>Gaz ve şişkinlik; sindirim sistemi veya diğer karın içi organ kanserleri, bağırsak enfeksiyonları, inflamatuar bağırsak hastalıkları, karaciğer sirozu, kronik pankreatit ya da çölyak hastalığı gibi önemli hastalıkların habercisi olabilir. Ayrıca hassas bağırsak sendromu veya laktoz intoleransı gibi altta yatan organik bir problemin olmadığı ancak kişinin yaşam kalitesini bozan durumlara bağlı da oluşabilir. Organik bozukluklar dışlandıktan sonra altta yatan hastalığı olmayanlarda şişkinliği ve gazı önlemeye yönelik önlemlerle sorunun önüne geçilebilir.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Glutensiz beslenmeyi hekiminiz önerirse uygulayın!</strong></p>



<p><strong>Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Suna Yapalı</strong>&nbsp;“Şişkinlik şikayeti olan pek çok kişi kendisinde gıda intoleransı olduğundan şüphelenerek gıda intolerans testlerine başvurmaktadır. IgG temelli kan örneği ile yapılan ticari testler gıda intoleransı olmayan kişilerde bile yüksek sonuçlar verebilmekte, hatta hayatınızda hiç tüketmediğiniz bir gıdaya bile intolerans olduğunu gösterebilmektedir. Bu testler pahalıdır ve kanıt değerinin düşük olması nedeniyle Allerji, İmmunoloji ve Gastroenteroloji otoritelerince önerilmemektedir. Bunun yerine gıda intoleransından şüphe edilen gıdaların diyetten belirli bir süre ile çıkarılması, şikayetlerin ortadan kalkması ve diyete ilave edilmesiyle şikayetlerin tekrarlaması tanıya yardımcıdır. Ayrıca glutensiz diyet sektörünün büyümesi ile glutenin şişkinlik yaptığı inancı yaygınlaşmış ve glutensiz beslenme alışkanlığı meşhur olmuştur. Ancak bilinçsizce glutensiz beslenme, uzun dönemde kalp ve damar hastalıkları, diyabet, obezite, kalp ve damar hastalıkları riskini artırmaktadır. Bu nedenle Çölyak hastalığı tanısı konulan kişiler dışında uygulanmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÖZ SAĞLIĞINIZ İÇİN SARI VE TURUNCU GIDALAR TÜKETİN..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/goz-sagliginiz-icin-sari-ve-turuncu-gidalar-tuketin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2019 17:15:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen Büşra Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=31190</guid>

					<description><![CDATA[Bol yeşil yapraklı sebze, haftada iki porsiyon balık, fındık, sarı/turuncu meyve ve sebze tüketimi; vücut sağlığınız için olduğu gibi göz sağlığınız için de yararlıdır. Doymuş yağlar, margarin ve kızartmalardan ise uzak durmalısınız Gün içerisindeki yoğun tempomuz, iş hayatındaki stresli ortamımız ve bazen özel hayatın öncelikleriyle çoğu zaman sağlıklı ve dengeli beslenmiyoruz. Oysaki sağlıklı ve dengeli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-color has-vivid-cyan-blue-color"><strong>Bol yeşil yapraklı sebze, haftada iki porsiyon balık, fındık, sarı/turuncu meyve ve sebze tüketimi; vücut sağlığınız için olduğu gibi göz sağlığınız için de yararlıdır. Doymuş yağlar, margarin ve kızartmalardan ise uzak durmalısınız</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-4.jpg" alt="" class="wp-image-31194" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-4-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p>Gün içerisindeki yoğun tempomuz, iş hayatındaki stresli ortamımız ve bazen özel hayatın öncelikleriyle çoğu zaman sağlıklı ve dengeli beslenmiyoruz. Oysaki sağlıklı ve dengeli beslenmek; vücut direncini artırmanın yanında diğer kronik hastalıkların oluşmasını da engelliyor. Göz hastalıkları da beslenmenin doğrudan etkilediği hastalıklardır. Peki, ilerleyen yaşımız, yoğun iş hayatımız ve günün diğer koşuşturmalarının arasında göz sağlığımızı nasıl koruyabiliriz? Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Diyetisyen Büşra Kaya, sağlıklı ve dengeli beslenerek göz sağlığımızı korumanın yollarını anlattı…</p>



<p>Göz sağlığımız için A, B2, C, E vitaminleri ve beta karoten içeren besinleri tüketmemiz daha kaliteli bir görüş alanına sahip olmamıza yardımcı olacaktır. Bu vitaminlerin vücuda alınmasıyla görme kaybı, göz kuruluğu, retinada hasar ve katarakt gibi göz hastalıklarına yakalanmayı veya bu hastalıkların varlığında hastalığın daha yavaş ilerlemesini sağlayabiliriz. Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Diyetisyen Büşra Kaya, A, B2, C, E vitaminleri ve beta karoten içeren besinleri şöyle sıraladı:</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-3.jpg" alt="" class="wp-image-31193" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>A VİTAMİNİ İÇEREN BESİNLER</strong></p>



<p>Karaciğer, balık yağı, süt, tereyağı, yumurta, böbrek, peynir, yoğurt, ıspanak, maydanoz, pazı, kabak, havuç. A vitamininin yeterli miktarda tüketilmesi; başta gece körlüğü olmak üzere, makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu önlemeye katkı sağlıyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-1.jpg" alt="" class="wp-image-31191" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>B2 VİTAMİNİ İÇEREN BESİNLER</strong></p>



<p>Karaciğer, süt, yoğurt, peynir, havuç, elma, incir, ada çayı, yeşil yapraklı sebzeler, balık, baklagiller ve tahıllar. B2 vitamininin yeterli oranda alınması, gözlerde katarakt oluşumunu önlüyor.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="416" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-2.jpg" alt="" class="wp-image-31192" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/04/GÖZ-SAĞLIĞI-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></figure>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>C VİTAMİNİ İÇEREN BESİNLER</strong></p>



<p>Kırmızı biber, yeşilbiber, limon, çilek, kivi, portakal, greyfurt, maydanoz. C vitamini, ışığa ve güneş ışığına karşı koruma sağlayarak katarakt oluşumunu engelliyor.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>E VİTAMİNİ İÇEREN BESİNLER</strong></p>



<p>Badem, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, fındık, ceviz, zeytinyağı gibi bitkisel yağlar. E vitamini kaynakları, sarı nokta hastalığı ve kataraktı önlemeye yardımcıdır.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>BETA KAROTEN İÇEREN BESİNLER</strong></p>



<p>Rengi kırmızı, sarı ve turuncu olan sebzelerde yoğun olarak bulunur. Bal kabağı, havuç, kırmızıbiber, patates, kayısı gibi birçok sebze ve meyvede bulunur.</p>



<p class="has-text-color has-vivid-red-color"><strong>Beta-karoten nedir?</strong></p>



<p>Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Diyetisyen Büşra Kaya, “Beta- karoten karaciğerimizde depolanır ve gerektiğinde vücudumuzda A vitaminine dönüşür. A vitaminine dönüştükten sonra rodopsine çevrilerek retinaya taşınır. Rodopsin pigmenti, ışığın az olduğu durumlarda görme işlevinin gerçekleşebilmesini sağlar. Bu sebepten görme işlevimiz ve diğer göz hastalıklarından korunmada A vitamini ve beta-karoten oldukça önemlidir” dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIŞ DEPRESYONUNA KARŞI 9 ETKİLİ ÖNERİ..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/kis-depresyonuna-karsi-9-etkili-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Jan 2019 17:46:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Fulya Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[kış depresyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Sena Sivri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=28743</guid>

					<description><![CDATA[Dondurucu ve kasvetli bu kış günlerinde pek çok kişi kendisini keyifsiz, isteksiz, halsiz, yorgun hatta tükenmiş hissediyor. Uyku ve beslenme alışkanlıklarının bozulması da cabası. Bu olumsuz hisler 2-3 hafta ile sınırlı kalmıyorsa ‘kış depresyonu’ yaşıyor olabilirsiniz.  Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Psikolog Sena Sivri, “Kışın iyice azalan güneş ışınları, mutluluk hormonu olan seratonin salgılamasının azalmasına, beynin kimyasının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Dondurucu ve kasvetli bu kış günlerinde pek çok kişi kendisini keyifsiz, isteksiz, halsiz, yorgun hatta tükenmiş hissediyor. Uyku ve beslenme alışkanlıklarının bozulması da cabası. Bu olumsuz hisler 2-3 hafta ile sınırlı kalmıyorsa ‘kış depresyonu’ yaşıyor olabilirsiniz. </strong></span></p>
<p><span style="color: #333333;"><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28744" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-0.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-0-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Acıbadem Fulya Hastanesi’nden Psikolog Sena Sivri,</strong></span> “Kışın iyice azalan güneş ışınları, mutluluk hormonu olan seratonin salgılamasının azalmasına, beynin kimyasının değişmesine ve depresyona sebep olabilmektedir” diyor. </span>Yapılan araştırmalara göre, mevsimsel depresyon riskinin kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla olduğunu belirten Psikolog Sena Sivri, kış depresyonuna karşı alınabilecek 9 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-7.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28751" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-7.jpg" alt="" width="624" height="395" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-7-300x190.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Yatağınıza akıllı telefonla yatmayın</strong></span></p>
<p>Uyku düzeninize, yattığınız odanın çok sıcak olmamasına, ışıktan ve televizyon gibi dış seslerden korunaklı olmasına dikkat edin. Yatağınıza yatarken cep telefonunuzu bırakın. Uykudan hemen önce sosyal medyada zaman geçirmek ya da cep telefonundan oyun oynamak uykuyu olumsuz etkiliyor ve güne yorgun başlanmasına neden oluyor. Uyku sırasında salgılanan melatonin hormonu dış etkiler nedeniyle azalırsa kişide mutsuzluk, çökkünlük hali gözlemleniyor. Yapılan araştırmalar kaliteli ve düzenli uyuyanların depresyon geçirme risklerinin daha az olduğunu gösteriyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28748" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-4.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-4-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Gün ışığından faydalanın</strong></span></p>
<p>Gün ışığından faydalanmak için fırsatlar yaratın. İş molalarını, öğle yemek saatlerini açık havada geçirmeye çalışın. Kapalı mekanda kalmayın, eve hapsolmayın. Çünkü özellikle sabah-öğle arası açık havada geçireceğiniz 20-30 dakika, seratonin salınımını artırarak fayda sağlıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28747" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-3.jpg" alt="" width="624" height="417" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Spor yapın</strong></span></p>
<p>Bugüne dek düzenli olarak spor yapma alışkanlığınız olmadıysa bile, artık bunu bir fırsat olarak değerlendirip işe yürüyüş yapmakla başlayabilirsiniz. Haftada en az 3 gün, düzenli, 30 dakika tempolu yürüyüş, sağlığa genel faydalarının yanı sıra mevsimsel depresyona karşı da kişinin kendisini daha iyi ve mutlu hissetmesini sağlayarak katkıda bulunuyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28750" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-6.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-6-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Sevdiklerinize zaman ayırın</strong></span></p>
<p><strong>Psikolog Sena Sivri </strong>“Kışın getirdiği kasvetli hava ve işleri de yoğunluğu nedeniyle kişi içine kapanıp arkadaşlarıyla görüşmeyi kesebiliyor, sosyal çevresinden uzaklaşabiliyor, ailesini bile ihmal edebiliyor. Oysa sevdiklerinizle, ailenizle, arkadaşlarınızla sıkı ilişkiler içerisinde olmanız ruhunuzu besleyecek ve depresyona karşı güçlü bir savaşçı olarak size destek olacaktır. Bu arada imkanınız varsa kış dönemi için küçük bir tatil planı yapmak da motivasyonunuzu yükseltecektir” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28746" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Hamur işi ve tatlıdan uzak durun</strong></span></p>
<p>Sağlıklı beslenmeye özen gösterin. Duygudurumu çökkünken seratonin salınımı azaldığından hamur ve tatlı isteği artıyor. Bunun önüne geçmeye çalışın. Karbonhidrat ve şeker ağırlıklı beslenmekten kaçının. Çünkü aksi halde, size o anda iyi gelen besinler aşırı tüketildiğinde kilo alımına yol açarak, daha da mutsuz olmanıza neden olabiliyor. Aynı zamanda yarattıkları haz ve mutluluk hissi geçici olduğundan, kişilerde bağımlılık benzeri bir durum ortaya çıkararak sürekli tüketme isteğine sebep olabiliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28749" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-5.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-5-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Zihninizi boşaltın</strong></span></p>
<p>Yeni ilgi alanlarınız olsun. Hobi edinin. İş, ev, okul, çocuk sorumlulukları arasında kendinize zaman ayırın ve zihninizi boşaltmanıza yardımcı olacak bir aktivite ile uğraşın. Zihninin boşalması kişileri sorumluluklarından uzaklaştırırken, nefes almalarını ve psikolojik açıdan rahatlamalarını sağlıyor. Aksi halde depresyon daha kolay ve daha yoğun yaşanabiliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28745" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-1.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2019/01/kış-depresyonu-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Sevmediğiniz işleri önce yapın</strong></span></p>
<p>Sorumluluklarımızın hepsi çok istekli yaptığımız şeyler olmayabiliyor. Genel eğilim çoğunlukla, isteksiz olduğumuz işleri ertelemek yönünde olmakta. Fakat sanılanın aksine bu erteleme kişilerin üzerinde daha büyük bir baskı ve o işe dair algının daha negatifleşmesine yol açıyor. Bu yüzden sevmediğiniz ya da istekli olmadığınız için ertelediğiniz işleri bir an önce yapıp aklınızdan atın. Ertelediğiniz, çözümlemekten kaçındığınız başka problemlerinizin de mevsimsel depresyonda etkisi olduğunu unutmayın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Solunum egzersizi yapın</strong></span></p>
<p>Yoga, meditasyon, solunum egzersizleri gibi rahatlama tekniklerini öğrenin. Çünkü yoga, meditasyon ve solunum egzersizleri bedende rahatlama sağlayarak duygu durumuna da fayda sağlıyor. Örneğin; bilimsel çalışmalar, solunum egzersizlerinin vücuda giren oksijen miktarını artırması ve kasları gevşetmesi sebebi ile kişilerde sakinleşme ve rahatlama sağladığını gösteriyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Uzman desteği almaktan çekinmeyin!</strong></span></p>
<p><strong>Psikolog Sena Sivri</strong> “Kimi insanlar her zaman her duygu ve düşünce ile kendi başına baş edemeyebilirler, bu normal bir durumdur. Gerekirse bir uzmandan yardım alın. Çünkü depresyon tedavi edilmediğinde kişinin sağlığının yanı sıra aile hayatı, iş hayatı ve sosyal çevresi ile ilişkilerinde de daha büyük sorunlara neden olabilir” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Mevsimsel depresyonun belirtileri</strong></span></p>
<ul>
<li>İsteksizlik, mutsuzluk, umutsuzluk</li>
<li>Kaygılı düşüncelerde artış</li>
<li>Yorgunluk, halsizlik</li>
<li>Uyku bozuklukları (az ya da çok uyku hali)</li>
<li>İştah değişimleri (iştahsızlık ya da iştah artışı)</li>
<li>Değersizlik, suçluluk hisleri</li>
<li>Dikkati toplamada güçlük</li>
<li>Günün geneline yaygın bir üzgünlük hali</li>
<li>Yaşama dair isteksizlik, pes etme hissi</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kış depresyonu nedir?</strong></span></p>
<p>Gün ışığının kişilerin iyilik hali üzerinde etkisi bulunmaktadır. Sonbahar ya da kış depresyonu olarak adlandırılan mevsimsel duygudurum bozukluklarının gün ışığının azalması ile ilgili olduğu, beynin buna verdiği tepki ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. İnsanda uyku ve uyanıklık döngüsünde etkili olan seratonin ve melatonin hormonlarının seviyelerindeki değişime bağlı olarak, kişilerin ruh halleri ve enerji düzeyleri de değişmektedir. Sonbahar ve kış mevsimlerinde günler kısalmakta, açık havada ve günışığında geçen sürenin azalmakta, buna bağlı olarak da melatonin düzeyinde artış ve serotonin düzeylerinde azalma olmaktadır. Bu da depresyonun oluşması için gereken biyolojik koşulları yaratabilir. Aynı zamanda havaların soğuması ile beraber sosyalleşmede azalma, iş&amp;okul yoğunluklarının artması ile beraber de duygudurumunda değişimler meydana gelmektedir. Meydana gelen isteksizlik, yorgunluk, keyif alamama, iştah ve uyku düzenindeki değişikliklerin iki haftayı geçtiği tabloda kış depresyonundan bahsetmek mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MANDALİNANIN 10 ÖNEMLİ FAYDASI..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/mandalinanin-10-onemli-faydasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Dec 2018 11:16:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Mandalina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=28110</guid>

					<description><![CDATA[Kış aylarının vazgeçilmezi ve turunçgillerin baş tacı olan mandalina C vitamini başta olmak üzere içerdiği A, B vitaminleri, kalsiyum, lif, potasyum, demir, fosfor ile tam bir sağlık deposu. Bağışıklık sistemini güçlendirmekten kanser riskini düşürmeye, iştah kontrolünü sağlamaktan yüksek kan basıncını önlemeye kadar sağlığımız üzerinde pek çok önemli faydalar sağlıyor. Bu nedenle sofralarımızda düzenli olarak bulunmayı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Kış aylarının vazgeçilmezi ve turunçgillerin baş tacı olan mandalina C vitamini başta olmak üzere içerdiği A, B vitaminleri, kalsiyum, lif, potasyum, demir, fosfor ile tam bir sağlık deposu. Bağışıklık sistemini güçlendirmekten kanser riskini düşürmeye, iştah kontrolünü sağlamaktan yüksek kan basıncını önlemeye kadar sağlığımız üzerinde pek çok önemli faydalar sağlıyor.</strong> </span>Bu nedenle sofralarımızda düzenli olarak bulunmayı fazlasıyla hak ediyor. Ancak mandalinanın faydalarından en etkili şekilde yararlanmak için bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor. Örneğin bol gözenekli bir kabuğa sahip olan mandalina diğer turunçgillere göre daha çabuk su kaybettiği için aldıktan sonra 2-3 gün içinde tüketmeniz biyo yararlılığı açısından önemli.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28111" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-0.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-0-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik</span> </strong>mandalinanın sağlığımız üzerindeki önemli yararlarını anlattı, tüketirken nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulundu!</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28115" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-4.jpg" alt="" width="624" height="417" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-4-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Bağışıklık sistemini güçlendiriyor: </strong></span>Zengin C vitamini içeriği ve flavonoidler sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yeni hücrelerin oluşumunu destekliyor: </strong></span>B vitamininden de oldukça zengin olan mandalina vücutta DNA ve RNA oluşumunda görev alarak yeni hücrelerin oluşmasını destekliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28116" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-5.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-5-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Kansere kalkan oluyor: </strong></span>İçeriğindeki folat sayesinde kansere yol açabilecek DNA değişikliklerini önleyerek akciğer, meme, kolon, yemek borusu ve mide kanseri gibi bazı kanser türlerinin gelişimini önlemede etkili oluyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İştah kontrolünü sağlıyor: </strong></span>İçeriğindeki çözünür lif olan pektin daha uzun süre tokluk sağlıyor. Yapılan çalışmalara göre, mandalina obezite sorunu olan kişilerde iştah kontrolüne katkıda bulunarak kalori alımını azaltıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28113" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-2.jpg" alt="" width="624" height="408" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-2-300x196.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Yüksek kan basıncını önlüyor: </strong></span>Mandalinanın potasyum içeriğiyle yüksek kan basıncını önleyerek kalp krizi riskini azalttığı da, yapılan çalışmalar sonucunda tespit edilen faydaları arasında yer alıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik ayrıca içeriğindeki flavonoidler sayesinde kolesterolün düşmesinde de etkili olduğunu belirtiyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kemik erimesine karşı etkili: </strong></span>Potasyum aynı zamanda kemik sağlığı için de gerekli olan bir mineral. Mandalina içerdiği potasyum ve A vitamini sayesinde sağlıklı kemik gelişiminin sağlanmasında ve kemik erimesinin önlenmesinde etkili oluyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28114" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Yaraların daha hızlı iyileşmesine katkı sağlıyor: </strong></span>Mandalinada bolca bulunan C vitamini vücutta kollajen sentezi için önemli. Kollajen yaraların hızlı iyileşmesini sağlıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Demirin emilimini artırıyor: </strong></span>C vitamini aynı zamanda besinlerle alınan demirin vücuttaki emilimini artırıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Göz hastalıklarını geciktirebiliyor: </strong></span>Mandalinada bolca bulunan A vitamini göz sağlığı için de önemli. A vitaminin yeterli alınması başta gece körlüğü olmak üzere makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu geciktiriyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kan şekeri dalgalanmalarına karşı etkili: </strong></span>Mandalinada bulunan flavonoidler diyabetle savaşmada da rol oynuyorlar. Flavonoidler hastalığa neden olan molekülleri nötralize eden antioksidanlar. Uygun porsiyon tüketildiğinde (1 porsiyon meyve=2 küçük mandalina) kan şekerindeki dalgalanmaları önleyerek tatlıya olan ihtiyacı azaltıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ÜÇ KURALA DİKKAT!</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kabuğunu sakın atmayın: </strong></span>Mandalina kabuğunun altındaki beyaz lifler selülozik maddeler bakımından zengin oldukları için sindirim siteminin daha aktif çalışmasında etkili oluyorlar. Ayrıca beyaz liflerin içeriğindeki pektin de diyet lifinin bir bileşeni olduğu için kolesterolün düşürülmesine yardımcı oluyor ve kan şekeri dengesi sağlıyor. Bu nedenle mandalinanın beyaz kısımlarının atmayın ve meyveyle birlikte tüketin.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Porsiyon kontrolüne dikkat! </strong></span>C vitamini suda eriyen bir vitamin olduğu için fazlası depolanmıyor, atılıyor. Bu nedenle yüksek miktarda tüketilen mandalinanın da 1 porsiyon (2 küçük adet) mandalinanın da vücuda sağlayacağı vitamin aynı. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik</strong> ayrıca yüksek miktarlarda tüketilmesinin bazı sağlık problemlerine neden olabileceğini belirterek, “Hassas bünyelerde ciltte kızarma ve döküntü gibi alerjik reaksiyonlar oluşabiliyor. Bunun yanı sıra içeriğindeki fruktoz şekeri nedeniyle diyabet hastalarında kan şekerinin yükselmesine sebep olabiliyor. Bu nedenle mandalina tüketirken porsiyon kontrolü çok önemli.” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-28117" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-6.jpg" alt="" width="624" height="413" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/mandalina-6-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Çekirdeği varsa, mutlaka çıkarın: </strong></span>Çekirdeksiz türleri de bulunana mandalinayı tüketirken çekirdeklerinin çıkarılması gerekiyor. Çünkü çekirdeği apandisit organının tıkanmasına yol açabiliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Mandalina kabuğundan detoks çayı: </strong></span><i></i><i>Mandalinanın kabuğundan yapılan detoks çayları hem sindirim problemlerine iyi geliyor ve bağışıklığınızı destekliyor, hem de vücuttan toksin atılmasını sağlıyor. Bu çayların aynı zamanda yorgunluk ve uykusuzluk problemlerini azaltıcı etkileri de mevcut.</i></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Hazırlanışı:</strong></span> 1 litre kaynayan suya, 2 küçük mandalinanın kabuklarını doğrayarak atın. Ardından ½ limon suyu, 1 çubuk tarçın, 5-6 adet karanfil 2 çorba kaşığı elma sirkesini ekledikten sonra 5 dakika daha kaynatmaya devam edin ve ocağın altını kapatın.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12-8 DEĞİLSE, &#8216;BENİM TANSİYONUM NORMAL&#8217; DEMEYİN&#8230;</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/12-8-degilse-benim-tansiyonum-normal-demeyin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Dec 2018 19:20:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Altınbaş Üniversite Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Çaynak]]></category>
		<category><![CDATA[Tansiyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=27842</guid>

					<description><![CDATA[‘Tansiyon ilacı kullanmayayım, ben idare ederim’ demeyin. Tansiyonu yüksek olarak geçirilen her gün, vücut fonksiyonları biraz daha zarar görüyor. Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Barış Çaynak; “Tedavi olmaktan çekinmeyin. Yeter ki tansiyonunuz düzgün olsun. Çünkü tansiyon damarlara zarar verirse damarların kan pompaladığı pek çok organ ve vücut sistemi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>‘Tansiyon ilacı kullanmayayım, ben idare ederim’ demeyin. Tansiyonu yüksek olarak geçirilen her gün, vücut fonksiyonları biraz daha zarar görüyor. Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Barış Çaynak; “Tedavi olmaktan çekinmeyin. Yeter ki tansiyonunuz düzgün olsun. Çünkü tansiyon damarlara zarar verirse damarların kan pompaladığı pek çok organ ve vücut sistemi zarar görüyor” diyor ve tansiyon hastalığı hakkında önemli bilgiler veriyor.</strong></span></p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27843" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-0.jpg" alt="" width="624" height="434" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-0-300x209.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Barış Çaynak:</strong></span> “Tansiyon, kalp ve damar hastalıklarının tüm risk faktörleri arasında en önlenebilir ve önlendiğinde en fazla ilerleme kaydedilebilen risk faktördür. Tansiyon ile ilgili 1980’li yıllarda Amerika’da yapılan geniş halk sağlığı çalışmalar gösteriyor ki; kalp ve damar hastalıklarını önlemede en etkili yol kan basıncı, yani tansiyon kontrolüdür. Tansiyon sadece kalp damarlarının tıkanmasına sebep olmuyor, aynı zamanda kan dolaşımının ulaştığı her yerde bozukluğa sebep oluyor. Beyin kanaması ve toplumdaki en ciddi ölüm sebeplerinden biri olan inmenin en belirgin tetikleyicisi, tansiyon yüksekliğidir. Kalp damarlarının tıkanması, damar anevrizması ve karın damarı genişlemesi tansiyonun en sık sebep olduğu rahatsızlıklardandır. Tansiyon; böbrekleri bozarak, böbrek yetmezliğine yol açıyor, göz dibi kanaması yapıyor ve göz sağlığı ile ilgili ciddi problemler yaratıyor, beyin anevrizmalarına ve beyin kanamasına sebep oluyor. Bu nedenle tansiyon kontrolü sağlığımız için oldukça önemli” diyor.</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27845" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>EGZERSİZ DEMEK HALI SAHA MAÇI YAPMAK DEĞİLDİR!</strong></span></p>
<p>Tansiyon, genellikle sebebi bilinmeyen genetik bir hastalık olarak ortaya çıkıyor. Ailede tansiyon hastalığı olanlar ciddi risk altındadır. Kişi ne kadar kiloluysa, tansiyonu o kadar yükseliyor. Bu yüzden kilo kontrolü çok önemlidir. Düzenli olarak kardiyo egzersizi yapılmalıdır. Kardiyo egzersizi halı saha maçı yapmak değildir, haftanın en az üç günü, günde minimum 3-5 km. arası yürümektir. Bu yürüyüş yavaş bir tempoda başlatılıp, yavaş yavaş tempoyu hızlandırıp, ardından belli bir tempoya tekrar dönmek şeklinde yapılmalıdır. Eğer basit bir tansiyon yüksekliği ise egzersiz ile tansiyon kontrolü mümkündür.</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27849" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-6.jpg" alt="" width="624" height="483" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-6-300x232.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ÇOCUKLARINIZA SEFER TASI ALIŞKANLIĞI KAZANDIRIN</strong></span></p>
<p>Vücuda alınan tuz miktarının doğru ayarlanması hem sağlık açısından, hem de tansiyon kontrolü açısından çok önemlidir. Aslında insan vücudunun ihtiyacı olan tuz besinlerin içerisinde bulunuyor. Tuz, 18. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlanan bir alışkanlıktır. Tuz kullanımı çocukluktan itibaren azaltılmalıdır. Çünkü tuz miktarı ile tansiyon arasında direkt olarak bir ilişki vardır. Fast-food gıdaların veya işlenmiş, paketlenmiş ürünlerin içerisinde yüksek miktarda sodyum bulunuyor. Bu nedenle fast-food beslenme hem kilo aldırıyor, hem de içeriğindeki tuz miktarından dolayı tansiyona sebep oluyor. Amerika’da fast-food beslenme alışkanlığından dolayı tansiyonla ilgili çok ciddi bir halk sağlığı sorunu yaşanıyor.Özellikle büyük şehirlerde beslenme tarzı ağırlıklı olarak fast-food beslenme üzerine oluyor. Fast-food tarzı yemek toplum tarafından da özendirilen bir yemek tarzıdır. Çocuklar evden hazır kaplarda yemek götürmeye çekiniyorlar. Diğer çocuklar arasında küçük düşecekmiş gibi bir hisse kapılıyorlar ve kantinden hazır gıdalar tüketmek aralarında daha popüler bir alışkanlık haline geliyor. Çocuklara evden sefer tası ile yemek götürme alışkanlığı kazandırılmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27848" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-5.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-5-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SİZ YÜKSEK TANSİYONA ALIŞIRSINIZ AMA VÜCUT ALIŞMAZ!</strong></span></p>
<p>Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Barış Çaynak: “Tansiyon çok sinsi bir rahatsızlıktır. Normalde 14-9 ve üzeri tansiyon değerlerini yüksek tansiyon olarak kabul ediyoruz. Alışık olduğumuz tansiyon düşükse, o tansiyonun yüzde 30-40 üzeri de yüksek tansiyon sayılır. Kişi 9-6 veya 10-5 tansiyona alışık ise 13-8 tansiyon onun için yüksektir. Tansiyon ölçümü önemlidir. Çünkü tansiyon yüksekliği her zaman fark edilen bir rahatsızlık değildir. Tansiyon; baş ağrısı, ense kökü ağrısı, havada yürüyormuş gibi bir his veya bulanık görme belirtileriyle kendini hissettirir. Kişinin heyecan veya panik duygusu yaşamasına da sebep olabilir. Bu belirtiler ciddiye alınmazsa vücut yüksek tansiyonu çok iyi tolere ediyor. Zamanla vücut yüksek tansiyona alışıyor ve kişi tarafından tansiyona dair şikayetlerin hiç biri hissedilmemeye başlıyor. Daha sonra tansiyon biraz daha yükseliyor ve her yükselme aşamasında bu şikayetler hafif hafif hissedilip geçiyor. Siz yüksek tansiyona alışırsınız ama vücut alışmaz. Yüksek tansiyon ile yaşamınızı devam ettirdiğiniz süre boyunca böbrekler, kalp damarları, beyin damarları ve göz sağlığı bozuluyor. Daha sonra bu hastalıkların ortaya çıkması ile tansiyon fark ediliyor” diyerek daha dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarıyor.</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27846" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TANSİYON GÜNDE 4 KEZ ÖLÇÜLMEDEN KARAR VERİLMEZ</strong></span></p>
<p>Tansiyonun normal değeri 12-8’dir. Benim normalim diye bir şey yoktur. Biz kişinin tansiyonu yüksek olduğu için hemen ilaç tedavisine başlamıyoruz. Peki, tansiyon ilacına nasıl başlarız? Tansiyon yüksekse, mutlaka tansiyon ilacı kullanmak gerekiyor. Nasıl bir ilaç kullanılacağına karar verme aşaması çok önemli. Sadece bir kez ölçülen tansiyon hiçbir anlam ifade etmez. O an stresli, sıkıntılı veya yorgun olabilirsin ve tansiyonun bir anlık yükselmiş olabilir. Bu durumda ölçülen tek bir tansiyonu yüksek tansiyon olarak kabul edemeyiz. Yüksek tansiyon diyebilmek için en azından günde 4 kez, 2 kez öğleden önce, 2 kez de öğleden sonra olmak üzere ölçülmelidir. Bu ölçümlerden biri mutlaka sabah tansiyonu, biri de mutlaka gece tansiyonu olmalıdır. Bu 4 ölçümü bize fikir vermesi açısından en az 3 gün üst üste yapmak gerekiyor. Tansiyon mutlaka ayaklar yere basacak şekilde, oturur pozisyonda, bilek kalp seviyesinde olmak üzere ölçülmelidir.</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27847" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-4.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-4-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>“Tansiyon ilacına mutlaka kardiyolog veya kalp-damar cerrahı tarafından karar verilmelidir” diyen Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Barış Çaynak,</strong></span> “Bu karar verilirken ilk defa tansiyon ilacı kullanacaklara veya tansiyon ilacında değişiklik yapılacaklara mutlaka tansiyon holteri takılmalıdır. Tansiyon holteri 15 dakikada bir sürekli kişinin tansiyonunu ölçer. Hastalara tansiyon holterini hafta sonu değil, hafta içi takmalarını öneriyorum. Hafta içi çalışan kişiler holteri hafta içi takmalıdır ki; daha yorucu stresli iş günlerinde tansiyon değerlerini görebilelim. Tansiyon holteri bize çok ciddi bilgiler veriyor. Kişinin gün içerisinde ne zaman tansiyonunun yükselip, ne zaman normal seviyelere döndüğü konusunda bilgiler veriyor. Biz de buna göre hangi ilacın günün hangi saatinde, hangi dozda verileceğine karar veriyoruz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27844" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-1.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/tansiyon-dikkat-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SONBAHAR&#8217;DA HAVALAR SİZİ DEVİRMEDEN ÖNLEM ALIN!</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/sonbaharda-havalar-sizi-devirmeden-onlem-alin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2018 18:44:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sonbahar Besinleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=26928</guid>

					<description><![CDATA[Yazın güneş, tatil ve daha yavaş bir tempodan sonra, şimdi soğuk havaların size getirecekleriyle yüzleşmenin zamanı geldi. Sonbaharın gelmesiyle birlikte mikroplar yüzlerini göstermeye başladı bile. Hafif hafif öksürenler, burnunu çekenler aramızda dolaşıyor. Peki, hasta olup mutsuz mutsuz köşede mi oturalım? Hayır tabii ki. Hazırlık yapalım ve kendimizi soğuk havalara karşı hazırlayalım. Peki sonbahara karşı nasıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Yazın güneş, tatil ve daha yavaş bir tempodan sonra, şimdi soğuk havaların size getirecekleriyle yüzleşmenin zamanı geldi. Sonbaharın gelmesiyle birlikte mikroplar yüzlerini göstermeye başladı bile. Hafif hafif öksürenler, burnunu çekenler aramızda dolaşıyor. Peki, hasta olup mutsuz mutsuz köşede mi oturalım? Hayır tabii ki. Hazırlık yapalım ve kendimizi soğuk havalara karşı hazırlayalım. Peki sonbahara karşı nasıl hazırlanacağız? Yapmamız gerekenler neler?</strong></span></p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26930" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p>“Yılda birden fazla grip veya nezle olur musunuz?”,  “Kendinizi ne sıklıkta yorgun veya halsiz hissedersiniz?”, “Dengeli beslenebiliyor musunuz?”, “Beslenme düzeniniz vitamin ve mineraller açısından zengin mi?” ve “Ağız içinde aft gibi problemler yaşar mısınız?” gibi soruların yanıtları bağışıklık seviyenizi belirlemeniz açısından önemli…</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26931" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Havaların gittikçe soğumaya başladığı ve sonbaharın kendini iyiden iyiye gösterdiği şu günlerde hastalıklardan kendimizi koruyabilmek ve yorgunluğun önüne geçmek için bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Uzmanlar; soğuk havaların sizi devirebileceği dönemde vücut direncinizi ve hayat kalitenizi artırmak için besin destekleri kullanımının önemli olduğunu vurguluyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26933" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-5.jpg" alt="" width="624" height="230" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-5-300x111.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Hangi besin destekleri Sonbahar aylarını enerji ile karşılamamıza destek oluyor?</strong></span></p>
<p><strong>Sambucus Nigra (Kara Mürver):</strong> Halk arasında bilinen adı ile Kara Mürver, bağışıklık sisteminin güçlenmesine destek oluyor.</p>
<p><strong>Çinko:</strong> Yaşam için ihtiyaç duyulan 24 mikro besleyici maddeden de biri olan çinko, bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunuyor. Hormon ve bağışıklık sistemlerinin isleyişi için de çok önemli olan çinko, özellikle büyüme, gelişme, hücre yenilenmesi ve bağışıklık sistemi üzerinde önemli rol oynuyor. Bunun dışında; DNA sentezinde ve hormon metabolizmasında, büyüme ve gelişmenin sağlanmasında, bilişsel fonksiyonun desteklenmesinde görev alıyor.</p>
<p><strong>Demir: </strong>Normal enerji oluşum metabolizmasına katkıda bulunuyor. Yorgunluğun ve bitkinliğin azalmasına ve bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna destek oluyor.</p>
<p><strong>B12 Vitamini:</strong> Yorgunluğun ve bitkinliğin azaltılmasına destek olurken, Normal enerji oluşum metabolizmasına da destek oluyor. Enerjiyi destekleme, sinir ve beyin hücrelerini koruma, hücre bölünmesi, depresyon halinin azaltılması ve bağışıklık sistemini desteklemede rol alıyor.</p>
<p><strong>Çörek Otu Yağı:</strong> Günümüzde çörek otu tohumları ve yağı üzerine yapılmış çok sayıda klinik çalışma bulunuyor ve tarihte de en çok kullanılan, değer verilen tohumlar arasında yer alıyor.  Esansiyel yağ asitleri içeriği açısından zengin olan çörek otu yağı; bağışıklık sistemini güçlendirici, kan lipid seviyelerini düzenleyici etki gösterirken, alerjik rinit tedavisine de yardımcı olarak kullanılıyor. Ayrıca bazı çalışmalar çörek otu yağının açlık kan şekeri, total kolesterol ve LDL düzeylerinin düşmesine de yardımcı olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Zerdeçal: </strong>Zerdeçal içerdiği kurkuminoit benzeri etken madde bileşikleri ile bilimsel araştırmalara konu olmuş sağlık için çok yararlı fonksiyonel gıda olarak karşımıza çıkıyor. Zerdeçal, inflamatuvar durumların tedavisine de destek oluyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26929" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-1.jpg" alt="" width="624" height="414" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-1-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Zade Vital’den bağışıklık sistemimize destek yenilikçi ürünler:</strong></span></p>
<p><strong>Zade Vital Demir;</strong> Yüksek teknolojisi ile demir kullanmanın pek çok dezavantajını bertaraf eder ve düşük dozda daha yüksek biyoyararlanım sağlar. İstediğiniz an, istediğiniz yemekle demir kullanmanın rahatlığına varırsınız. Kapsül olmasına rağmen kapsül açılarak çocuklarda da rahatlıkla kullanılabilir. Enkapsüle demir; yüksek basınç ve sıcaklığa, mide asidine, sindirim enzimlerine karşı dayanıklıdır. Gıdalar ile etkileşime girmediğinden, aç ve tok alımı fark etmez. Emilimi süt, süt ürünleri ve çay gibi gıdalardan etkilenmez, tüm gıdalar ile alınabilir. Tadı yoktur. Kapsül açılarak her türlü gıdaya ilave edilebilir, En Kapsüle olmasından dolayı biyoyararlanımı etkilenmez. Gıdaların tadını değiştirmez ve ağızda metalik tat oluşturmaz.</p>
<p><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26932" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-4.jpg" alt="" width="624" height="414" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/10/sonbahar-beslenme-4-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Zade Vital Çinko;</strong> Enkapsüle form olduğu için fosfolipid bir tabaka ile kaplıdır ve mide asidinden, sindirim enzimlerinden, diyetteki kalsiyum oranından ve diğer gıdalardan etkilenmez. Normalde çinko süt ürünleri ve tahıllar ile birlikte alınamazken Zade Vital Çinko istenilen gıda ile ya da aç-tok kullanılabilir.</p>
<p><strong>Zade Vital Sambucus Nigra;</strong> C vitamini ve Enkapsüle Çinko içermektedir. İçerdiği antosiyanidinler nedeni doğal gıda antioksidan etki göstermektedir.  Antioksidan etkisi E vitamininden daha yüksektir.</p>
<p><strong>Zade Vital Curcumin Forte;</strong> Misel yapı denilen özel kapsülleme teknolojisi ile üretilmiştir. Kapsülün midede açılmayıp doğrudan bağırsakta çözülmesi özelliği ile biyoyararlanımı 185 kat artmıştır.</p>
<p><strong>Zade Vital Nigefix Nazal Sprey;</strong> İçeriğindeki çörek otu bulunmaktadır. Okaliptus ve nane uçucu yağlar ile de burnunuzu ferahlatmaktadır.</p>
<p><em>*Takviye edici gıdaları kullanmadan önce lütfen doktorunuza danışınız.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KALP KRİZİ UYKUDAYKEN DE YAKALAR!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/kalp-krizi-uykudayken-de-yakalar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Sep 2018 20:27:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Karabulut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=26498</guid>

					<description><![CDATA[Uyku düzensizliği olan ve uykusuzluk çekenlerde kalp krizi oranının daha yüksek olduğunu biliyor muydunuz? Ancak paniğe kapılmaya gerek yok. Zira sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanarak ve uyku kalitenizi artırarak uykuda gelişebilecek kalp krizi riskini en az seviyeye indirebilirsiniz. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, uyku apnesi, diyabet, yüksek tansiyon ve uyku bozukluğu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Uyku düzensizliği olan ve uykusuzluk çekenlerde kalp krizi oranının daha yüksek olduğunu biliyor muydunuz? Ancak paniğe kapılmaya gerek yok. Zira sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanarak ve uyku kalitenizi artırarak uykuda gelişebilecek kalp krizi riskini en az seviyeye indirebilirsiniz.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26499" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-0.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-0-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut</strong>,</span> uyku apnesi, diyabet, yüksek tansiyon ve uyku bozukluğu ile panik ve kaygı bozukluğu olanlarda kalp krizi riskinin daha yüksek olduğunu belirtirken “Uykusu düzensiz olanlarda, sık uyananlarda, sık kabus görenlerde uykuda kalp krizi riski fazladır. Uykunun düzensiz olması, uykunun kalitesini azaltarak nabız ve kan basıncında ani değişimlere yol açar. Bu durum uykuda kalp krizine yakalanma riskini artırabilir. Uyku bozukluğu yaşayanlar bu konuda profesyonel yardım ve gerekirse ilaç desteği ile uykuyu düzene sokmalıdır” diyor. Prof. Dr. Ahmet Karabulut <strong>29 Eylül Dünya Kalp Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, uykuda kalp krizi riskini azaltmanın 8 yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26501" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-2.jpg" alt="" width="624" height="506" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-2-300x243.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Göğüs ağrısı ile yatağa girmeyin</strong></span></li>
</ul>
<p>Kalp krizleri çoğunlukla önceden bulgu veriyor. Göğüste sıkıntı hissi, göğüs ağrısı kalp krizinin en sık gözlenen bulgularından. Bu şikayetleri belirgin olan kişilerin bu halde yatağa gitmemesi ve muayene olması gerekiyor. Çünkü hafif başlayan bulgular uyku sırasında belirginleşebiliyor.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Akşam 9’dan sonra yemek yemeyin</strong></span></li>
</ul>
<p>Geç saatte yenilen yemekler, özellikle hamurlu tatlılar kan şekerini ve kandaki stres hormonlarını artırıyor. Özellikle kontrolsüz diyabet hastalarında risk belirgin olarak artış gösteriyor. Geç saatte acıkıyorsanız bir kase yoğurt ya da ceviz, yer fıstığı gibi bitkisel omega3 içeren besleyici atıştırmalıklardan yiyebilirsiniz.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26500" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-1.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Sigara içip yatağa girmeyin</strong></span></li>
</ul>
<p>Sigara kalp krizi riskini artıran temel etkenlerden biri. Sigara tiryakileri uyku öncesi genelde sigara takviyesi yaparken, bu durum kan akışkanlığı ve damar yapısında olumsuz etkilere yol açıyor. Özellikle geç saatte yenilen ağır bir akşam yemeğine sigara ya da nargile türü tütün ürünleri eklenerek yatağa girmek uykuda oluşacak kalp krizine davetiye anlamına geliyor.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Tansiyonunuzu ölçün</strong></span></li>
</ul>
<p>Gece düşmeyen tansiyon uyku sırasında kalbe ek yük bindiriyor. Özellikle tansiyon değerleri dengesiz olan kişilerin yatmadan önce kan basınçlarını kontrol etmesi çok önemli.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26502" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/kalp-krizi-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Uyku saatini kaçırmayın</strong></span></li>
</ul>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut</strong> “Kaliteli uyku kalbin dostu olup, derin ve deliksiz uyku uyuyanlarda kalp krizi riski azalır. Bunun için özellikle gece 23:00-01:00 arasında uyumak çok önemlidir. Bu dönemde melatonin salınımı en üst düzeyde olup, kişinin daha kaliteli uyku geçirmesini sağlayacaktır” diyor.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Uyku ortamınıza düzen verin</strong></span></li>
</ul>
<p>Kaliteli bir uyku için yatılan yatağın kalitesi, ortamın nemi, toz oranı önem taşıyor. Uyku ortamınızın havalandırılması, tozdan arındırılması, ısıtma sistemi, nemin düzenlenmesi ve rahat edeceğiniz ortopedik ve hijyenik bir yatak tercih etmeniz uyku kalitenizi artırmada önemli unsurlar.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Ateşle yatağa girmeyin</strong></span></li>
</ul>
<p>Ateşli hastalıklar kalbin üzerindeki yükü artırıyor. Sıklıkla gece saatlerinde artan ateşe çoğu zaman uyku ve ter atma ile çözüm aranıyor. Özellikle kalp damar hastalığı için riski olanlar, yaşlılar ve kalp yetersizliği hastalarında ateşli hastalıklar uykuda kalp krizi riskini artırıyor.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Hastalıkları önemseyin</strong></span></li>
</ul>
<p>Özellikle uyku apnesi, depresyon, kaygı bozuklukları gibi rahatsızlıklar çoğu zaman dikkate alınmayıp tedaviden de kaçınılıyor. Oysa uyku düzenini bozan, uykuda kalp krizi riskini artıran bu durumlar için mutlaka sosyal ve profesyonel destek alınması gerekiyor. Yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği gibi hastalıkların tedavilerini aksatmamanız, düzenli kontrollerinizi yaptırmanız şart.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Uykuda kalp krizi nasıl bulgu veriyor?</strong></span></p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut </strong>“En sık izlenen bulgu göğüste sıkıntı hissi ve çarpıntı ile uyanmaktır. Bu duruma genelde soğuk terleme eşlik eder. Bunun yanında boyun bölgesine yayılan göğüs ağrısı, güçsüzlük hissi, baş dönmesi ek olarak izlenebilir. Bu şikayetlerle uyanan kişilerin özellikle tuvalete giderken dikkatli olmaları önerilir. Zira, tuvalet sırasında baş dönmesi ve baygınlık gelişebilir. Şiddetli kalp krizlerinde ölümcül ritim bozuklukları tetiklenebilir. Belirtilen şikayetlerle uyanan ve şikayetlerinin şiddeti artarak devam eden kişilerin ambulans çağırması ya da en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları önerilir” diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GÜNEŞ ÇARPMASINA KARŞI 7 ÖNEMLİ KURAL!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/gunes-carpmasina-karsi-7-onemli-kural/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2018 20:56:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Sancak]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş Çarpması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=25691</guid>

					<description><![CDATA[Yaz mevsiminde çocuklar parkta ve bahçede neşeyle koşup oynamak, deniz ile havuzun keyfini çıkarmak için günün büyük bölümünü dışarıda geçirmek istiyorlar. Ancak dikkat! Güneş ışınları çocuğun özellikle kemik gelişiminde önemli rol oynayan D vitamini yapımında kullanılan en değerli kaynak olsa da birçok hastalığa yol açabiliyor. Bunlardan belki de en tehlikelisi, özellikle yenidoğan bebeklerde ve 5 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Yaz mevsiminde çocuklar parkta ve bahçede neşeyle koşup oynamak, deniz ile havuzun keyfini çıkarmak için günün büyük bölümünü dışarıda geçirmek istiyorlar. Ancak dikkat! Güneş ışınları çocuğun özellikle kemik gelişiminde önemli rol oynayan D vitamini yapımında kullanılan en değerli kaynak olsa da birçok hastalığa yol açabiliyor.</strong></span></p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-25697" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-5.jpg" alt="" width="624" height="386" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-5-300x186.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Bunlardan belki de en tehlikelisi, özellikle yenidoğan bebeklerde ve 5 yaş üstü çocuklarda görülen güneş çarpması! Sıcak ortama uzun süre maruz kalmak veya sıcak ortamda aşırı aktivite sonucu gelişen bitkinlik ve koma hali olarak tanımlanan sıcak çarpması geç kalındığında beyin kanaması, böbrek ve kalp yetmezliği gibi kalıcı hasarlar bırakabiliyor, hatta ölüme bile yol açabiliyor. İşte bu nedenle ebeveynlerin sıcaklarda daha dikkatli olmaları yaşamsal öneme sahip. Peki, çocuklarımızı güneş çarpmasından korumak için alabileceğimiz önlemler neler? Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Sancak ebeveynlerin almaları gereken önlemleri anlattı, önemli önerilerde bulundu.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-25696" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-4.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-4-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Öğle güneşinde oyuna bırakmayın! </span></strong>Dış ortam aktiviteler için sabah saatlerini veya akşamüstünü tercih edin. Mecbur kalmadıkça çocuğunuzu güneş ışınlarının en yoğun olduğu 10.00 – 16.00 saatleri arasında sokağa çıkarmayın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-25693" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-1.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Susamasını beklemeyin. </strong></span>Güneş çarpmasından korunmanın en önemli yollarından biri, vücudu susuz bırakmamak. Çünkü su terlemeyle deri nemliliğini, bu sayede de vücut ısısının dengesini sağlıyor. Sıcak havalarda yeterli su alımı olmadığında terleme gerçekleşemiyor, ısı dengesi sağlanamadığı için de vücut ısısı hızlıca artıyor. Bunun sonucunda da sıcak çarpması gelişiyor. “Ancak çocuklar susadıklarının farkına varamayabiliyor.” uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Sancak sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle çocuğunuzun su tüketimini mutlaka takip edin ve 1-3 yaş arasında ise susuz kaldığını fark edemeyebilecek bir dönemde olduğu için aralıklı olarak günde 1-1,5 litre su içirin. İlk 6 ayda ise anne sütü alan bebeklere yaz ayları da dahil ek su verilmesine gerek olmamakla birlikte, formül mamayla beslenen bebeklere mamanın ardından 2-3 çay kaşığı kadar su verilebilir.”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-8.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-25700" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-8.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-8.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-8-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Güneşe çıkarmadan koruyucu sürün. </strong></span>Güneşe çıkarmadan 30 dakika önce 50 faktör ve üstü koruyucu krem uygulayın. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Sancak kremlerin koruyucu etkilerinin 2-3 saat kadar sürdüğünü hatırlatarak, “Dolayısıyla bu süreden sonra kremi tekrarlamaya özen gösterin. Özellikle çocuğunuz denize girdikten sonra güneş koruyucu kremi yeniden uygulamanız çok önemli” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-7.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-25699" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-7.jpg" alt="" width="624" height="380" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-7.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-7-300x183.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Açık renk ve pamuklu olsun. </strong></span>Çocuğunuzu güneş çarpmasından korumanız için özellikle kıyafetlerine dikkat etmeniz çok önemli. Hava giriş çıkışını sağlayan özelliği sayesinde terlemeyi önleyen pamuklu ve açık renkli giysileri tercih edin. Terlettiği için naylon içeriği yüksek giysilerden ise sakının. Uzun kollu tişört de güneşten korunmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-25695" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Şapkasız ve gözlüksüz olmaz! </strong></span>Başın direkt olarak güneş maruziyetini engellemek için geniş kenarlıklı şapka veya şemsiye gibi güneş ışığından koruyan aksesuarlar kullanın. UVA ve UVB’ye karşı koruyuculuğu olan kenarları kapalı güneş gözlüklerini tercih edin.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-25698" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-6.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-6-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Sık sık duş almasını sağlayın. </strong></span>Güneş çarpmasından koruyan önemli bir faktör de ılık suyla duş almasını sağlamak. Çünkü sık sık yaptırılan duş ile sıcak havalarda artmış olan vücut sıcaklığı düşürülebiliyor. Bu amaçla yaz aylarında yenidoğan dönemi de dahil olmak üzere çocuğunuza günlük duş yaptırın. İlk 6 ay her duşta saç-vücut şampuanı gibi ürünler kullanmayın, gereklilik yoksa bu ürünleri gün aşırı tercih etmeli, diğer günler duru suyla duş aldırmalısınız.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-25694" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/08/güneş-çarpması-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Araçta asla bırakmayın. </strong></span>Sıcak bir günde doğrudan güneş alan bir yere park edilen araç içindeki sıcaklık, 1 saat içinde çocuklar için tehlikeli seviyelere yükselebiliyor. Sanılanın aksine gölgede bırakılan otomobiller de güvenli değil. Bunların içindeki sıcaklık da 2 saatte kritik seviyeye yükselebiliyor. Unutmayın ki çocukların vücut sıcaklıkları yetişkinlere göre daha hızlı yükseliyor. Bu nedenle çocuğunuzu gölgede dahi otomobilin içinde bırakmayın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu belirtilere dikkat!</strong></span></p>
<p>Hastalığın ilk döneminde; ateş, (37,8 C ve üzeri), tansiyon düşmesi, nabzın ve solunumun hızlanması, susuzluk hissi, gözyaşı miktarında azalma, ağız ile dilde kuruluk, kas krampları ve kaslarda hassasiyet başlıyor. Bu belirtilere bulantı ve kusma, baş dönmesi, baş ağrısı ve huzursuzluk ya da sersemlik hali genellikle eşlik ediyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Sancak bu dönemde fark edilip bol sıvı alımı sağlandığında koma aşamasına gelinmeden hastalığın kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek, “Bu tabloda çocuk serin olan bir yerde tutulmalı ve kaybettiği sıvı mutlaka verilmeli. Ateş yüksekliği varsa ateş düşürücü kullanılmalı ve ılık bir duş aldırılmalı. Kusma ile ateş ısrarla devam ediyorsa ve bilinç değişikliği varsa acil olarak bir doktora başvurulmalı” diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KANSERDEN KORUYAN 10 ÖNERİ..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/kanserden-koruyan-10-oneri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2018 20:21:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Aziz Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Kanserden Korunma Yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=23430</guid>

					<description><![CDATA[Modern çağın korkutucu hastalığı kanser günümüzde hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde yılda yaklaşık 200 bin kişiye kanser tanısı konulurken, önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde her 2 kişiden birine kanser tanısı konulacağı tahmin ediliyor. Buna karşın teknoloji ve tıp alanında yaşanan hızlı gelişmelerle pek çoğunun gerek erken evrede yakalanabilmesi, gerekse de en yeni yöntemlerle tedavi edilebilmesi hayatta kalma oranını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Modern çağın korkutucu hastalığı kanser günümüzde hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde yılda yaklaşık 200 bin kişiye kanser tanısı konulurken, önümüzdeki 20-30 yıl içerisinde her 2 kişiden birine kanser tanısı konulacağı tahmin ediliyor.</strong></span> Buna karşın teknoloji ve tıp alanında yaşanan hızlı gelişmelerle pek çoğunun gerek erken evrede yakalanabilmesi, gerekse de en yeni yöntemlerle tedavi edilebilmesi hayatta kalma oranını da yükseltiyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Aziz Yazar; “Her ne kadar kanser tanısı konan kişi sayısı artsa da tedavideki gelişmelerle hayatta kalan kanserli insan sayısı da artmaktadır. Kanser tedavisinin en kolay ve başarılı yolu, kanser gelişimini önlemektir. Erken teşhis tedavi başarısını önemli ölçüde yükseltmektedir” diyor. Prof. Dr. Aziz Yazar 1-7 Nisan Kanser Haftasıkapsamında yaptığı açıklamada, kanserden korunmak için yaşam tarzımız haline getirmemiz gereken 10 öneride bulundu.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-23431" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-0.jpg" alt="" width="624" height="268" /></a>Sigaradan kaçının: </strong></span>Sigara kansere yol açan en önemli maddelerden birisi. Yapılan bilimsel çalışmalar, akciğer kanserinin yüzde 90’ının sigaraya bağlı olarak geliştiğini ortaya koyuyor. Sigaranın yol açtığı başka kanserler de var; baş boyun kanserleri, yemek borusu kanseri, mesane kanseri vb. Sigaraya erken yaşta başlanması, günlük içilen sigara miktarı ve sigara içilen süre arttıkça risk de artıyor. Ayrıca sigaranın daha derin nefesle ciğerlere çekilmesi de kanser riskini artırıyor. Sigaraya bağlı kanserlere yakalanmamak için en doğrusu sigaraya başlamamak veya sigarayı bırakmak. Sigarayı bıraktıktan sonra risk zamanla giderek azalıyor ve 10-15 yılda risk sigara içmemiş kişilere yaklaşıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-23433" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Yürüyüş yapın: </strong></span>Düzenli egzersiz kilonun korunmasına ve kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor, kalp krizi riskini azaltıyor ve şekerin yükselmesini önleyebiliyor. Kilonun korunması ile obezitenin yol açtığı kanser riski azalabiliyor. Yapılan araştırmalar egzersiz yapmanın kilodan bağımsız olarak da kanserden koruduğunu gösteriyor. Bu nedenle haftanın iki üç günü günde bir saat ya da haftanın beş günü günde yarım saat egzersiz yapmak son derece faydalı. Egzersiz hoşunuza giden bir aktivite (yüzme, bisiklet, tenis vb) de olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Alkolden uzak durun: </strong></span>Bilimsel çalışmalar alkol tüketiminin özellikle baş boyun kanserlerini, yemek borusu kanserini, pankreas kanserini, meme kanseri ve siroz oluşturarak karaciğer kanseri riskini artırdığını ortaya koyuyor. Alkol alım süresi ve günlük tüketilen alkol miktarı arttıkça kanser riski artıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-23435" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-4.jpg" alt="" width="624" height="525" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-4-300x252.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>İdeal kiloda olun: </strong></span>İdeal kiloda olmak kardiyovasküler hastalıklar kadar kanserden korunmak için de gerekli. Fazla kilolu olmakla meme, yumurtalık, rahim, pankreas ve kalın bağırsak kanseri riskleri artabiliyor. Fazla kilolu olmamak için sebze, tahıl ve baklagillerden zengin bir beslenme alışkanlığı edinmek ve fiziksel aktiviteyi artırmak gerekli.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ultraviyole ve radyasyondan korunun: </strong></span>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Aziz Yazar “Ultraviyole ışınlarına maruziyet cilt kanserleri riskini artırıyor. Özellikle de güneşin dik olduğu saatlerde güneşin altında kalmak ve kozmetik amaçlı ultraviyole (örneğin solaryum) ışınlarına uzun süre maruz kalmak tehlikeli. Mümkün olduğunca güneşin dik olduğu saatlerde korunmak için uzun kollu giysiler, şemsiye ve koruyucu kremler kullanın. Radyasyona maruziyet bazen tedavi amaçlı veya bulunulan ortamdan dolayı (yerden yayılan radon gazı) oluşabiliyor. Tedavi amaçlı uygulanan radyasyon bölgesi risk altındadır. Örneğin tiroit bölgesi veya meme bölgesini içine alan radyoterapilerde bu organların kanser açısından yakın takip edilmeleri gerekmektedir” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-23432" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-1.jpg" alt="" width="624" height="624" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-1-150x150.jpg 150w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-1-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Mevsim sebze ve meyvelerinden tüketin: </strong></span>Mevsiminde olmayan sebze ve meyvelerde daha fazla hormon takviyesi ve kimyasallar kullanılmakla birlikte, mevsim sebze ve meyvelerinin besin değeri de daha yüksek oluyor. Örneğin mevsiminde üretilen domateste likopen daha fazla bulunuyor. Bu nedenle sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek önemli. Mevsiminde toplanıp dondurulmuş sebze ve meyvelerin besin değeri iyi olarak kabul ediliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>İşlenmiş ürünlerden kaçının: </strong></span>Gıdaların mümkün olduğunca taze tüketilmesi önemli. Dayanıklılığını artırmak amaçlı gıdalar bir takım işlemleri tabi tutuluyor. Sebze, meyve ve et ürünlerine böcek ve mantardan koruyucu olarak konulan pestisitler kanser riskini artırabiliyor. İşlenmiş balık ürünlerindeki polikloronil bifenil ve diğer gıda ürünlerinde kullanılan sodyum benzoat kanser riskini artırabiliyor. İşlenmiş et ürünleri (sosis, salam, sucuk, jambon) ile ilgili olarak zararlı olabilecekleri konusunda uyarılar sıkça yapılıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-23434" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-3.jpg" alt="" width="624" height="443" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/03/kanser-korunma-3-300x213.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Mangal yaparken dikkat edin! </strong></span>Et ağırlıklı bir beslenme kalp hastalıkları açısından olduğu kadar kanser hastalıklarından korunmak açısından da önemli. Özellikle kırmızı etin haftada 3-4 porsiyonu geçmemesi gerekiyor. Etleri pişirmek için de mangal uygun bir pişirme yöntemi değil. Mangalda pişirme sırasında ortaya çıkan polisiklik aromatik hidrokarbonlar kanser riskini artırıyor. Pişirme yöntemi olarak yine de mangal tercih edilecekse etlerin yakılmaması şart.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Enfeksiyonlardan korunun: </strong></span>Bazı enfeksiyonların kanseri tetiklediği ve kanser gelişimine neden olduğu bilimsel araştırmalarla ortaya konuluyor. Hepatit B ve C de karaciğer kanserine yol açıyor. Helicobacter pylori bakterisi mide kanserine yol açabiliyor. Bu bakteri antibiyotikle tedavi edilebiliyor. İnsan papilloma virüsü rahim ağzı kanseri, anal kanal kanseri ve baş boyun kanserine yol açabiliyor. Bu virüs için geliştirilen bir aşı ile büyük oranda korunma sağlanabiliyor. Bunların yanında bazı virüslerin (herpes grubu) deri kanserine yol açabiliyor. HIV virüsü AIDS hastalığına yol açarak lösemi ve lenfoma riskini artırırken, kansere yol açan enfeksiyonların çoğunun ya önlenebilir enfeksiyonlar ya da tedavi edilebilir enfeksiyonlar olduklarını bilmek gerekiyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kimyasal ürünlere dikkat edin: </strong></span>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Aziz Yazar “Sanayileşme arttıkça kimyasallara maruziyet artmaktadır. Eskiden Anadolu’da evlerde kullanılan beyaz toprağın içerisinde bulunan asbest, şehirlerde de sanayi ve binalarda ses ve ısı yalıtımında kullanılmakta, bu maddeye maruziyet kanser riskini artırmaktadır. Kömür, odun ve akaryakıt ürünlerinden çıkan ürünler (özellikle dioksinler) kansere yol açmaktadır. Araç egzozlarına daha fazla maruz kalanlarda (örneğin işlek yolların bitişiğinde oturanlarda) daha fazla kanser gelişebilmektedir. Ağır metaller (civa, kurşun, arsenik), alüminyum pişirme kağıtları ve bazı oyuncaklardaki fitalatlar da kanserojen etki oluşturabiliyorlar” diyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tedavide immünoterapi dönemi: </strong></span>Kanser hastalıklarının tedavisinde kaydedilen en önemli ve son gelişmelerden birinin immünoterapi olduğunu vurgulayan Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Aziz Yazar “Kanser hastalıklarının ortaya çıkmasında immün sistemin devre dışı bırakılması çok önemli bir yer tutar. İmmünoterapi kanser tarafından devre dışı bırakılan immün sistemi tekrar aktif hale getirerek kanserle savaşmasını sağlamaktadır. Bu şekilde daha uzun süreli bir antikanser güç sağlanmış olmaktadır. İmmünoterapinin klasik kemoterapilere göre yan etkileri daha azdır ve hastalar tarafından tolere edilmeleri genellikle daha iyidir. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ile hemen hemen her kanserde etkili olabileceği yönünde çalışmalar sonuç vermektedir. Halihazırda imünoterapi bazı kanser türlerinde standart tedavi programına girmişken (akciğer kanseri, melanom, mesane kanseri, böbrek kanseri) diğer kanser türlerinde de çalışmalar devam etmektedir” diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GRİPTEN KORUYAN SAĞLIK DEPOSU 5 KIŞ ÇORBASI..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/gripten-koruyan-saglik-deposu-5-kis-corbasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2018 13:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Çorbalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=22255</guid>

					<description><![CDATA[Havaların buz kestiği bugünlerde üzerinde tüten dumanıyla içimizi ısıtan çorbalar, sağlık açısından faydaları ile de sofralarımızın baş tacı.  Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Kahraman; “Kültürümüzde çorba o kadar yaygın ki kahvaltı da dahil gün içinde her öğünde tüketilebiliyor. Kış aylarında sıcaklığıyla içimizi ısıtan çorbaların diğer faydaları ise içine eklenen besinlere göre değişiklik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #333399;">Havaların buz kestiği bugünlerde üzerinde tüten dumanıyla içimizi ısıtan çorbalar, sağlık açısından faydaları ile de sofralarımızın baş tacı. </span></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22261" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-0.jpg" alt="" width="624" height="417" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-0-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Kahraman;</strong></span> “Kültürümüzde çorba o kadar yaygın ki kahvaltı da dahil gün içinde her öğünde tüketilebiliyor. Kış aylarında sıcaklığıyla içimizi ısıtan çorbaların diğer faydaları ise içine eklenen besinlere göre değişiklik gösterebiliyor. Kış çorbaları ile bağışıklığınızı destekleyebilir, hastalıklara karşı güçlü korunma sağlayabilirsiniz” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Kahraman, sağlık deposu 5 kış çorbası tarifi verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22258" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Antioksidan Çorba</strong></span></p>
<p>Pancar, yüksek antioksidan içeriği ile dikkat çeken kış sebzelerinden biri. Antioksidan ve C vitamini deposu olmasının yanı sıra zengin vitamin ve mineral içeriğiyle de hastalıklara karşı tam bir kalkan görevi görüyor. İltihaplanma karşıtı etkisi olan pancar, hastalık sürecinde ise hızla iyileşmeye fayda sağlıyor. Buna karşın böbrek ya da safra taşı durumunda doktor tavsiyesi eğer oksalat içeren yiyeceklerden kaçınmak yönünde olursa, pancar da yüksek oksalat içerdiğinden kesinlikle tüketilmemeli.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Tarifi:</span> </strong>1 büyük pancarı yıkayıp ince ince doğrayın. ¼ adet kereviz, 1 orta boy patates, 2 orta boy havuç ve 3 diş sarımsağın kabuklarını soyun ve küçük küçük doğradıktan sonra tüm malzemeleri tencereye koyun. Sebzelerin üzerine dört parmak geçecek kadar su ekleyin ve orta ateşte sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Pişen sebzeleri blenderdan geçirdikten sonra üzerine daha önceden haşlanmış 1 su bardağı et suyu ekleyin. İstenen kıvam yakalanana kadar üzerine sıcak su ilave edin. Tuz ve karabiber ekleyerek servis edin.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22256" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-1.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Mikropsavar Çorba</strong></span></p>
<p>Balkabağı; yüksek alfa ve beta karoten içeriği ile bağışıklık sisteminin en etkin savaşçılarından biri. Yüksek lif içeriği sayesinde bağırsak sağlığını desteklerken, tokluğu da sağlıyor. 100 gramı, yetişkin bir kişinin günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 35’ini tek başına karşılıyor. Balkabağı yüksek A vitamini içeriyor. A vitamininin gereğinden çok fazla alınması ise özellikle çocuklarda bazı sağlık sorunlarına yol açabildiğinden aşırı tüketiminden kaçınılmalı.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Tarifi:</span> </strong>3 dilim bal kabağını soyup küp küp dilimleyin ve derin bir tencereye koyun. Az su ile iyice pişirdikten sonra ezerek blenderla püre haline getirin. Üzerine 1 su bardağı süt ilave ettikten sonra 5 bardak su ekleyin. İçine 2 kaşık un ile karıştırılmış 1 yumurta sarısını yavaş yavaş ilave edin ve bir taşım kaynatın. Eğer gerekli görürseniz sıcak su ile kıvamını istediğiniz düzeye getirdikten sonra ocaktan indirmeden 2 yemek kaşığı zeytinyağı, tuz ve karabiber ilave edin. İsteğe göre tarçın da ekleyebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22259" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-4.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-4-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Öksürük Düşmanı Çorba</strong></span></p>
<p>Zencefil; özellikle Asya’da binlerce yıldır grip ve soğuk algınlığı için kullanılan, bağışıklığı güçlendirmesinin yanı sıra öksürüğe de iyi gelen bir besin. Daha rahat nefes almaya ve balgam atmaya yardımcı olan zencefil, mide bulantısına da faydalı. Ancak her yararlı besinde olduğu gibi zencefilin de aşırı tüketimi fayda yerine zarar veriyor ve gaz, mide yanması gibi sorunlara neden olabiliyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tarifi:</strong></span> 1 su bardağı kırmızı mercimeği ayıklayın ve yıkayın. 1 orta boy patates, 1 adet havuç ve 1 adet soğanı küp küp doğrayın. Bir tencerede 2 litre su ilave ederek bütün malzemeleri iyice yumuşayana kadar pişirin. Pişen karışımı blenderdan geçirin, gerekirse sıcak su ile kıvamı açın. 1 başparmak boğumu büyüklüğünde taze zencefili soyup rendeledikten sonra, 2 yemek kaşığı zeytinyağı ile ilave edin ve bir taşım kaynatın. En son tuz ve karabiber ekleyerek servis yapın.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22260" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-5.jpg" alt="" width="624" height="624" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-5-150x150.jpg 150w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-5-300x300.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Antibiyotik Çorba</strong></span></p>
<p>Sarımsak ve soğan içeriğinde barındırdıkları solfosid ve allicin sayesinde doğal antibiyotik görevi görüyor. Nezle ve soğuk algınlığı ile boğaz iltihabının önlenmesinin yanı sıra, vücuttaki enfeksiyon ve mikroba karşı birer savaşçı edasıyla savaşıyor. Nohut ve ıspanak karışımıyla hem lezzetli hem de faydalı bir kış çorbası hazırlayabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tarifi:</strong></span> 1 su bardağı haşlanmış nohut ve 1 su bardağı haşlanmış buğdayı tencereye koyun ve 1,5 litre su ilave edin, kaynamaya bırakın. Bir kasede 1 adet yumurta sarısı, 5 yemek kaşığı yoğurt ve 2 yemek kaşığı tam buğday ununu karıştırarak pürüzsüz bir karışım elde edin. Kaynayan sudan ilave ederek ılıştırın ve yavaş yavaş çorbaya ilave ederken bir yandan çorbayı karıştırın. Bu şekilde yoğurdun kesilmesi önleniyor. Bir tavada piyazlık doğranmış soğanları hafifçe pembeleştikten sonra, yıkayıp doğradığınız 1 bağ ıspanağı ekleyin. Ispanaklar dişe dokunur ama pişmiş kıvama gelince rendelediğiniz 5 diş sarımsağı ilave edin ve karışımı ocaktan alın. Servis ederken çorbanın üzerine kaşıkla ıspanak karışımını ilave edin.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22257" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/02/çorba-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Grip Kovan Çorba</strong></span></p>
<p>Zerdeçal, içeriğindeki kurkumin maddesi sayesinde obeziteden kansere birçok hastalığa karşı fayda sağlarken, aynı zamanda iltihaplanma giderici ve önleyici etkisi de bulunuyor. Demir, magnezyum ve sağlıklı yağ asitleri açısından zengin olan zerdeçal, gribe karşı da önemli bir kalkan görevi görüyor. Besin olarak zerdeçalın özellikle miktar kontrolü yapılarak baharat amacıyla tüketiminin herhangi bir sakıncası olmasa da zerdeçal ya da kurkumin takviyesi kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışın.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Tarifi:</span> </strong>1 adet tavukgöğsünü ortalama 1,5 litre su ile haşlayın. Haşladıktan sonra didikleyin. 2 yemek kaşığı un ve 4 yemek kaşığı zeytinyağını kavurun, kavurduktan sonra yavaş yavaş tavuk suyu ilave edin. İçine 2 yemek kaşığı tel şehriyeyi de ilave ederek pişirin. Dilediğiniz miktarda limon suyunu ve 1 yumurtanın sarısını karıştırın, kaynayan tavuk suyundan bir kepçe alarak ılıştırın ve yavaş yavaş çorbaya ilave edin. Didiklenmiş tavukları, 2 tatlı kaşığı püre haline getirilmiş taze zerdeçalı ya da 1 tatlı kaşığı toz zerdeçalı ekleyin. Tuz ve karabiber ekleyerek servis edin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NE YİYORUZ BİZ? NE YEDİĞİMİZİ GERÇEKTEN BİLİYOR MUYUZ?..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/ne-yiyoruz-biz-ne-yedigimizi-gercekten-biliyor-muyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2018 07:58:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Çekmeköy]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetisyen Dr. Nurettin Şahinli]]></category>
		<category><![CDATA[PinnerTest]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Beslenme Danışmanlık ve Diyet Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=21716</guid>

					<description><![CDATA[Her gün hızla obezite hasta sayısı artan dünyamızda 3 öğün yemek yiyor, 1500-2000 kalori enerji alıyor, kilolarından rahatsız olan insanlar diyetler yapıyor, birçok zaman yanlış diyetle kendine zarar veriyor. Peki yemek yerken içecek içerken neye göre yiyor içiyoruz veya nelere dikkat ediyoruz?.. Ne tür yiyecekler yiyip ne tür içecekler içeceğiz, hangi besinler bize yararlı hangileri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Her gün hızla obezite hasta sayısı artan dünyamızda 3 öğün yemek yiyor, 1500-2000 kalori enerji alıyor, kilolarından rahatsız olan insanlar diyetler yapıyor, birçok zaman yanlış diyetle kendine zarar veriyor. Peki yemek yerken içecek içerken neye göre yiyor içiyoruz veya nelere dikkat ediyoruz?.. Ne tür yiyecekler yiyip ne tür içecekler içeceğiz, hangi besinler bize yararlı hangileri zararlı biliyor muyuz? Konuyu uzmanına sorduk. Çekmeköy’de hizmet veren Umut Beslenme Danışmanlık ve Diyet Merkezi Kurucusu Diyetisyen Dr. Nurettin Şahinli tüm bu sorulara şu cevapları verdi:</strong></span></p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21717" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-0.jpg" alt="" width="624" height="414" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-0-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Kesin olarak hiç birşey bilmiyoruz ezbere dayalı hayatımızda. Yağlar zararlı, karbonhidratlar çok tüketilmemeli, proteinli gıdalara dikkat edilmeli herkesce. Hepimize böyle ezberletilmedi mi? Peki neden test yaptırmıyoruz. Gündelik hayatta her konuda bir bilene soruyor, birçok sorunumuza vakit ayırabiliyoruz. Neden gıda alerjisi testi yaptırmıyoruz. Sağlığımız, yediğimiz yiyecek ve içecekler sizce de önemli değil mi? Hangi gıdalar bizim metabolizmamıza iyi geliyor, hangi içecekler bize iyi gelmiyor?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21721" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-4.jpg" alt="" width="624" height="227" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-4-300x109.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>PEKİ ÇÖZÜM NE?</strong></span></p>
<p>Bu konuda bir çözüm Umut Beslenme Danışmanlık ve Diyet Merkezi’nden geliyor. Gıda intoleransı (gıda alerjisi) ne demek biliyor muyuz? Gıda intoleransı; sağlıklı olduğunu düşünerek yediğimiz birçok gıda vücudumuz tarafından sindirilemiyor ve bunun sonucunda birçok rahatsızlık ve kilo problemine sebep olabiliyor. Gıda intoleransı kişiseldir, herkeste farklılık gösterir. Bunun yanında sebebini başka şeylerde aradığımız birçok rahatsızlığımızın sebebi olabileceğini biliyor muydunuz?</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21720" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Dünya Sağlık Örgütü (WHO-2009), dünya nüfusunun yarısında gıda intoleransı olduğunu düşünüyor. 1 milyar kişide tanısı konmuş gıda intoleransı vardır. WHO bu rakamın 2016 da 2,5 milyara ulaştığını varsaymaktadır. Gıda intoleransına sebep olabilecek şeylerin neler olduğunu biliyor muyuz? Vücudumuzdaki enzim eksiklikleri, sızıntılı bağırsak sendromları, endüstriyel ve işlenmiş gıdaların fazla tüketimi, bazı ilaçların uzun süreli ve sürekli kullanımı, geçirilen çeşitli hastalıklar, kötü beslenme, stres ve diğer faktörler gıda intoleransına sebep olabilir.</p>
<p>Dünyanın en gelişmiş teknolojisini kullanan; vücudumuza zarar veren ve çağımızın hastalığı olan obezite, mide bağırsak şikayetleri, ödem, şişkinlik, migren, cilt ve deri hastalıkları gibi birçok hastalığı tetikleyen gıdaların tespit edilmesi amacıyla yapılan PinnerTest’i duymuş muydunuz daha önce?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21719" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-2.jpg" alt="" width="624" height="287" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-2-300x138.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>ÇÖZÜM ÇOK KOLAY..</strong></span></p>
<p>Dünyanın en gelişmiş teknolojisi Mikroarray + metodunu kullanan ve bu sayede en doğru sonuçlara ulaşan PinnerTest ile  damardan kan örneği almadan gelişen teknolojiyle parmak ucundan alınan birkaç damla kanla yapılan çok detaylı incelemeler sonucunda vücudumuza zarar verebilecek hatta kilo problemlerinizin sebebi olabilecek yiyecek ve içecekleri tespit edip hangi gıdalara karşı intoleransınız olduğunu tespit etmek artık çok kolay. Çekmeköy’de bulunan Umut Beslenme Danışmanlık ve Diyet Merkezimize gelerek PinnerTest ile hangi gıdaları tüketmeniz, hangi gıdaları tüketmemeniz gerektiğini öğrenerek kişisel verilerinizle beslenme programı oluşturmanız, sağlığınıza dikkat etmeniz artık çok daha kolay. Saygı ve sevgilerimizle, sağlıklı, umutlu ve mutlu nice güzel günlere….</p>
<p><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21718" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-1.jpg" alt="" width="624" height="385" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2018/01/sağlıklı-beslenme-nurettin-şahinli-1-300x185.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Nurettin ŞAHİNLİ </strong>Umut Beslenme Danışmanlık ve Diyet Merkezi<br />
<span style="color: #333399;"><a style="color: #333399;" href="http://www.dytnurettinsahinli.com">www.dytnurettinsahinli.com</a></span><br />
<span style="color: #333399;"> <a style="color: #333399;" href="http://www.facebook.com/diyetisyennurettin/">www.facebook.com/diyetisyennurettin/<br />
</a><a style="color: #333399;" href="mailto:info@dytnurettinsahinli.com">info@dytnurettinsahinli.com</a></span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIŞIN CİLDİNİZİ CANLANDIRACAK 10 ETKİLİ BESİN..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/kisin-cildinizi-canlandiracak-10-etkili-besin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Dec 2017 13:18:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal]]></category>
		<category><![CDATA[Kışın cilde iyi gelen yiyecekler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=21010</guid>

					<description><![CDATA[Havaların buz kestiği, yağışların etkisini artırdığı bu kasvetli kış günlerinin yıpratıcı etkilerinden özellikle de yüzümüzü korumamız çok zor oluyor. Üstelik bir de sıcak yaz günlerinde bilinçli davranmayıp güneşin zararlı ışınlarına yüzümüzü teslim ettiysek, yıpranma, kuruma, kırışıklıklar ve lekelenmeler derken cildimiz çok daha hızlı yaşlanabiliyor. Ancak yine de umutsuzluğa kapılmaya gerek yok.  Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Havaların buz kestiği, yağışların etkisini artırdığı bu kasvetli kış günlerinin yıpratıcı etkilerinden özellikle de yüzümüzü korumamız çok zor oluyor. Üstelik bir de sıcak yaz günlerinde bilinçli davranmayıp güneşin zararlı ışınlarına yüzümüzü teslim ettiysek, yıpranma, kuruma, kırışıklıklar ve lekelenmeler derken cildimiz çok daha hızlı yaşlanabiliyor. Ancak yine de umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21011" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-0.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-0-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, </strong></span>sağlıklı ve dengeli beslenmeyle özellikle de cilt dostu besinler sayesinde cildi yeniden canlandırmanın mümkün olduğunu belirterek “Cildimizde yıpranmanın hızla arttığı bugünlerde dışarıdan uygulanan dermokozmetik ürünlerden önce, doğanın mucizevi besinleriyle içeriden koruma başlatmalıyız. Cilt sağlığımız aynı zamanda beslenmemizin aynasıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmek çok önemli. Bazı besinlerle de cilt onarımınızı artırabilirsiniz” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, kış soğuğunda cildimizi canlandırmaya katkı sağlayan 10 besini anlattı…</p>
<p><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21015" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-4.jpg" alt="" width="624" height="420" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-4-300x202.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Su: </strong>Soğuk hava ne yazık ki su içme ihtiyacını azalttığından cildimiz, soğuk hava ve rüzgarın yanı sıra bir de yetersiz sıvı alımından dolayı kuruyor! Cildi nemlendirmeye önce içerden başlayın. Bunun için de, su içmek için susamayı beklemeyin. Cildin yeterli nemini sağlayabilmesi için her gün kilo başına 30 ml su içmeye özen gösterin. Örneğin 70 kg. olan bir kişi günde yaklaşık 2100 ml yani yaklaşık 2 litre su içmeli.</p>
<p><strong>Somon: </strong>Somonun içerisinde bulunan astaxanthin cilt elastikiyetini artırırken, çizgilerin ertelenmesine yardımcı oluyor. Omega 3 ise yıpranan ve kuruyan cildin onarılmasını ve hücre zarı yapısının yenilenmesini sağlıyor. Üstelik cilt yenilenmesi ve doku onarımı için olmazsa olmaz bir bileşen olan kolajen dostu olarak öne çıkıyor. Haftada iki gün ızgara veya fırında somon tüketmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>Ispanak: </strong>A vitamini ciltte kırışıklık oluşumunu azaltmanın yanı sıra nem kaybını önlüyor. Bir insanın günlük 700-900 mikrogram A vitamini gereksinmesi bulunuyor ki, bu gereksinmeyi karşılamak için günde 1 avuç kadar (yaklaşık ½ kase) ıspanak tüketin.</p>
<p><strong>Avokado: </strong>Avokadonun içerdiği tekli doymamış yağ asitleri, cildin nemini korumada fayda sağlıyor. Bu sayede kırışıklık ve ince çizgi görünümünün oluşmasını geciktiriyor. Bunun yanı sıra içerdiği yağ asitleri sayesinde, cildin ihtiyaç duyduğu A ve E vitaminleri gibi yağda çözünen vitaminlerin emilimini artırarak cilt sağlığını destekliyor.</p>
<p><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21016" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-5.jpg" alt="" width="624" height="351" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-5-300x169.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Bitter çikolata: </strong><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, </strong>”Kakao atar damarları genişleterek cilde giden kan miktarını artırır ve bu sayede daha sağlıklı bir cilt görünümü sağlar. Ayrıca içerdiği flavonoidler sayesinde antioksidan kapasitesi yüksek bir besindir. Ancak yüzde 70 ve üzeri bitter çikolata tüketmeye dikkat edin. Günde 20 gram (4 kare büyüklüğünde) bitter çikolata tüketimi yeterlidir” diyor.</p>
<p><strong>Yeşil çay: </strong>Yeşil çay içerisindeki antioksidanlar, ciltte kırışma ve yaşlanmaya neden olan serbest radikallerin oluşumuyla savaşarak cildi koruyor. Günde 2 fincan yeşil çay tüketmeyi ihmal etmeyin. Ancak yüksek tansiyon probleminiz varsa tüketmeden önce mutlaka doktorunuza danışın. Aksi halde tansiyonunuzun yükselmesine neden olabilir.</p>
<p><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21012" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-1.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-1-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Ceviz, fındık, badem: </strong>E vitamini en önemli antioksidanlardan biri ve cildi zararlı UV ışınlarına karşı koruyucu özelliğe sahip. Ayrıca cildin nem dengesini korumasına da katkı sağlıyor. Badem ve fındık içeriğindeki E vitamini ve ceviz ise özellikle içerdiği Omega 3 sayesinde ciltte oluşan tahribatın onarılmasına ve cildin yenilenmesine destek oluyor. Her gün yaklaşık 1 çay bardağı karışık kavrulmamış ceviz-fındık -badem tüketmeye özen gösterin.</p>
<p><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21013" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-2.jpg" alt="" width="624" height="414" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-2-300x199.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Kırmızı orman meyveleri: </strong>Antioksidan kapasiteleri en yüksek besinlerden olan böğürtlen, yaban mersini, ahududu gibi orman meyveleri, cildi serbest radikallerin zararlı etkilerinden koruyor ve bu sayede hücre zarı yapısını destekleyerek yaşlanmayı geciktiriyor. Günde 1 avuç kırmızı orman meyveleri tüketmeyi ihmal etmeyin!</p>
<p><strong>Havuç: </strong>A vitamini sadece gözler için değil cilt için de elzem bir vitamin! Ayrıca havucun içeriğindeki retinoller, akne ve cilt lekeleri tedavisinde kullanılan başlıca bileşenlerden biri. Günde 1 adet havuç yiyerek cilt lekeleri ve sivilce oluşumu ile savaşabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-21014" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-3.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kışın-cilt-bakımı-3-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Limon: </strong><strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, </strong>”C vitamini bilinen en büyük antioksidanlardan biridir. Limon, greyfurt, portakal, kivi gibi C vitamini kaynakları hem yazın güneşin zararlı etkilerinin verdiği hasarı hem de UV ışınlarının yaratabileceği cilt hasarlarını azaltmada etkilidir. Bu etkisini ise serbest radikallerden cildi koruyarak yapmaktadır. Ayrıca cildin elastik yapısının korunması ve cilt yenilenmesinde önemli olan kolajen yapımını destekleyerek, kırışıklık oluşumunu ve cildin yaşlanmasını geciktirir. Günde 75-90 mg C vitamini tüketmeye özen gösterin. Bunu 1 mandalina+ 1 limon veya 2 mandalina veya 1 mandalina+ 1 portakaldan sağlayabilirsiniz. Ayrıca gün içerisinde yiyeceğiniz taze sebze ve meyvelerin çoğu da C vitamini içermektedir” diyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BAŞIMIZI DÖNDÜREN 10 NEDEN..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/basimizi-donduren-10-neden/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2017 14:43:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Türker Şahiner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=20662</guid>

					<description><![CDATA[Baş dönmesi pek çok insanın hayatının bir döneminde şikayet ettiği, oldukça yaygın olan ve vücutta pek çok sistemden kaynaklanabilen bir durumdur. Kişi kendisinin veya çevresinin döndüğünü düşünmekte, bir hareket yanılsaması yaşayarak bu durumdan rahatsız olmaktadır. Bu tablo, kişinin günlük yaşamını zaman zaman durma noktasına getirebilir, iş ve sosyal yaşamını altüst edebilir. Burada sorunun kaynağının tespit [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Baş dönmesi pek çok insanın hayatının bir döneminde şikayet ettiği, oldukça yaygın olan ve vücutta pek çok sistemden kaynaklanabilen bir durumdur. Kişi kendisinin veya çevresinin döndüğünü düşünmekte, bir hareket yanılsaması yaşayarak bu durumdan rahatsız olmaktadır.</strong></span> Bu tablo, kişinin günlük yaşamını zaman zaman durma noktasına getirebilir, iş ve sosyal yaşamını altüst edebilir. Burada sorunun kaynağının tespit edilerek doğru tedavi planlaması yapılması kişinin hayat kalitesini yükseltecektir. Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Türker Şahiner, baş dönmesinin en sık görülen nedenlerini açıkladı ve tedavi süreci ile ilgili önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-123.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-20668" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-123.jpg" alt="" width="624" height="385" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-123.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-123-300x185.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Baş dönmesi denildiğinde genellikle Vertigo anlaşılmaktadır ancak vertigo bir baş dönmesi nedenidir. Vertigo tek başına baş dönmesi anlamına gelmemekte denge problemlerini de ifade etmektedir. Baş dönmesinin pek çok nedeni vardır. En yaygın olanları şöyle sıralanabilir:</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-20666" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-3.jpg" alt="" width="624" height="268" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-3-300x129.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>1 &#8211; Periferik vertigo ( Beyin dışı nedenlerden kaynaklanan vertigo):</strong></span> İç kulağın denge problemlerinden kaynaklanan baş dönmeleri sık görülmektedir. Beyin kaynaklı olanların dışındaki baş dönmeleri ani baş hareketlerine izin vermeyen çok akut tablolardır. Bulantı, kusma bu duruma eşlik edebilir. Hastalar gözlerin dahi açamayabilirler. Bu tür vertigoların en çok rastlanan türü, iç kulaktaki denge sinyalini alan kristalin yerinden oynaması ile oluşmaktadır. Hava değişimleri, küçük travmalar bu kristallerin yerinden oynamasına neden olabilmektedir. O kristaller yerine oturtulduğunda hemen düzelebilmektedir ya da ilaçlarla kontrol altına alınabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>2 &#8211; Damarsal nedenler:</strong></span> Beyinde ateroskleroz yani damar sertliği görülmesi de baş dönmesine neden olabilir. Kolesterol plakları beyin damarlarında bozulmaya neden olur ve baş dönmesi ile dengesizlik ortaya çıkabilir. Vertebral baziler adı verilen damarın yetmezlik tablosu VBY yani enseden geçen kan akışının debisinin azalması da baş dönmesi yapabilir. Bu durumda mutlaka nöroloji uzmanına başvurulmalıdır. İlaç tedavisi ile baş dönmesi kısa sürede kontrol altına alınabilir.</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-20665" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-2.jpg" alt="" width="624" height="468" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-2-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>3 &#8211; Beyin tümörleri:</strong></span> Beyinde iyi ya da kötü huylu tümörler baş dönmesine yol açabilmektedir. Özellikle beyincik bölgesindeki oluşumlar bunu daha çok tetiklemektedir. Beyin tümörleri her yaşta ortaya çıkabilmektedir. Baş dönmesi konusunda gerekli tetkikler yapılırken bu seçeneğin atlanmaması önemlidir. Doğru bir tedavi planlaması ve tümörün alınması ile baş dönmesi de geçmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>4 &#8211; MS ve Myelin hastalıkları:</strong></span> Multipl skelroz. MS, beyin ve omurilikteki sinirlerin myelinli kılıflarını etkileyen tekrarlayıcı özelliği olan bir hastalıktır. Genç yaşta ve kadınlarda sık görülür. MS’te aniden baş dönmesi ortaya çıkabilir. Hastalar otururken baş dönmelerini daha rahat kontrol ederken, ayağa kalktıklarında bir tarafa doğru dengesizlik yaşayabilir. MS takibi bu konuda deneyimli bir uzman tarafından yürütülmeli, tedavi aksatılmamalıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-20667" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-4.jpg" alt="" width="624" height="390" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-4.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-4-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>5 &#8211; Enfeksiyonlar</strong>:</span> Basit bir gribal enfeksiyondan tüberküloz gibi kronik enfeksiyonlara kadar pek çok enfeksiyon baş dönmesi olarak kendini gösterebilir. Mutlaka uzman yardımı alınmalı, vücutta enfeksiyon düzeyi ve niteliği belirlenmeli tedavi buna göre yürütülmelidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-20669" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-6.jpg" alt="" width="624" height="415" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-6.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-6-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>6 &#8211; Travmalar:</strong> </span>Kişinin kaza geçirmesi, başını bir yere çarpmış olması gibi durumlar baş dönmesine enden olabilir. Bu travmaların yakın zamanda olması şart değildir. Kişi son 1 yıl içinde başını sertçe bir yere çarptıysa bu durum görülebilir ve 1 yıl sonra da ortaya çıkabilir. Travma sonrası vertigolar son derece dirençlidir ve tedavi süreci sabır gerektirir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>7- Diyabet:</strong></span> Diyabet yani şeker hastalığında beyin hücrelerinin şeker kullanımı bozulur ve enerji alamamaktadır. Bu durumda baş dönmesi ve denge problemleri ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-20664" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-1.jpg" alt="" width="624" height="390" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/baş-dönmesi-1-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>8- Hipertansiyon:</strong></span> Beyin damarları kan basıncı yükselince kendini kanamaya karşı korumak için birden spazma geçerek çaplarını daraltmaktadır. Bu sırada kan debisi düşmekte ve ilk başta en çok kana ihtiyacı olan bölgeler bu duruma bir çeşit itiraz etmektedir. Baş dönmesi de bu şekilde ortaya çıkmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>9 &#8211; Metabolik hastalıklar:</strong></span> Karaciğer hastalıkları, kronik karaciğer hastalıkları, tiroit problemleri ve bazı ilaçların kullanılması durumunda baş dönmesi görülebilmektedir. Sıvı elektrolit dengesi, kan şekeri düzeyi ve kan basıncındaki dengesizlikler baş dönmesine neden olur. Öncelikle bunların kontrol altına alınmalıdır. Hamilelikte de metabolik değişimlerden dolayı baş dönmesi görülebilir. Bu durumda metabolik takip çok önemlidir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>10 &#8211; Psikolojik etkenler ve stres:</strong></span> Kişide duygu durum bozuklukları, baş dönmesi korkusu, stres gibi faktörler de baş dönmesi ve denge problemlerine neden olabilmektedir. Pek çok insanda hiçbir fiziksel neden olmadığı halde baş dönmesi görülebilmektedir. Bu durumda mutlaka psikolojik destek alınmalıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kendi kendinize manevra denemeyin</strong></span></p>
<p>Baş dönmesi ortaya çıktığında kişi kendisi bu durumu anlamlandırmaya çalışmalıdır. Kişi ne yaptığında ya da yapmadığında baş dönmesi ortaya çıktığını düşünmelidir. Başını sağa sola çevirdiğinde baş dönmesi oluşuyorsa bu tablo genellikle daha iyimserdir. Sakin bir şekilde birkaç saat bekleyip doktora başvurmalıdır. İç kulak kristalleri oynadığında yapılan manevrayı kendi kendine yapmamalıdır. Bu durum daha ciddi sorunlara neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Multidisipliner yaklaşımlar öne çıkıyor</strong></span></p>
<p>Dengesizlik ve baş dönmesi şikayetlerinde multidisipliner yaklaşımlar doğru tanı ve tedavide önemlidir. Kişi doktora gittiğinde kan tetkikleri, tansiyon, karaciğer böbrek fonksiyonları ve hormonlarına bakılır. Bunlar normalse nörolojik muayene önemlidir. Nöroloji uzmanı beyin MR görüntüleme sonucuna göre tanı koyabilir. Kulak kaynaklı bir durum olup olmadığına da bakılmalıdır. Tüm problemler ekarte edildiğinde psikolojik etkenler olabilir. Bu durumda psikolojik destek alınabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAHVE İÇMEK İÇİN 10 NEDEN..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/kahve-icmek-icin-10-neden/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Dec 2017 20:54:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=20648</guid>

					<description><![CDATA[Kültürümüzde 500 yıllık bir geçmişe sahip olan kahve; kokusuyla huzur, içimiyle mutluluk veriyor. Sabah ayılmak, gece uyanık kalmak, stresten uzaklaşmak, dinlenmek gibi pek çok nedenle kahve tüketiliyor. Gün içinde sohbetlerin vazgeçilmesi olan ve beslenme düzenimizde önemli bir yer tutan kahvenin sağlık açısından büyük faydaları bulunuyor. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Kültürümüzde 500 yıllık bir geçmişe sahip olan kahve; kokusuyla huzur, içimiyle mutluluk veriyor. Sabah ayılmak, gece uyanık kalmak, stresten uzaklaşmak, dinlenmek gibi pek çok nedenle kahve tüketiliyor.</strong></span> Gün içinde sohbetlerin vazgeçilmesi olan ve beslenme düzenimizde önemli bir yer tutan kahvenin sağlık açısından büyük faydaları bulunuyor. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu kahvenin faydalarıyla ilgili bilgi verdi.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kahve-içmek.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-20649" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kahve-içmek.jpg" alt="" width="624" height="390" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kahve-içmek.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/12/kahve-içmek-300x188.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Her gün kahve içmek için 10 neden;</strong></span></p>
<ul>
<li><strong>Alzheimer gelişmesini önlüyor;</strong> Kahvenin içerdiği kafein<strong> </strong>maddesi, Alzheimer oluşumunda rol oynayan beta amiloid birikimini önemli ölçüde azalttığı ve böylece alzheimer gelişmesini önlediği tahmin edilmektedir.</li>
<li><strong>Sütle birlikte tüketilince tok tutuyor;</strong> kahve sütle birlikte içildiğinde, vücuda dengeli protein, karbonhidrat ve yağla alındığından kişiyi daha uzun süre tok tutmaktadır. Verdiği tokluk hissi diyet yapan kişilerde fayda sağlamaktadır.</li>
<li><strong>İnsülin direncini kırar;</strong> Kahvenin insülin direncini kırıcı etkisi bulunmaktadır. Bu etkinin azalması kişide tatlı ihtiyacını baskılar. Sürekli tatlı yeme isteği olan kişilerin bu isteklerini bastırmada kahve içmeleri önerilir.</li>
<li><strong>Zindelik sağlar;</strong> Kahve içeriğindeki etkin kafein, zihnin uyanık kalmasını sağlayarak konsantrasyonu artırır. Zihnin daha dirençli ve uyanık olmasına yardımcı olur. Ayrıca her sabah içilen bir fincan kahve güne daha zinde ve enerjik başlamanızı sağlar.</li>
<li><strong>Yağ yakımını hızlandırır;</strong> Kahvede bulunan kafein, vücudun yağ yakması için sinir sistemine sinyaller gönderir ve aynı şekilde kanda adrenalin düzeyini artırır. Bu durum yoğun fiziksel etkinlik öncesi bünyeyi hazır hale getirmek için faydalıdır. Bu özelliğinden dolayı, sporcular antrenmanlarına başlamadan önce kahve tüketmeye özen gösterirler.</li>
<li><strong>Çarpıntıya neden olmaz;</strong> Kahve bilinenin aksine çarpıntı yapmaz. Ancak tüketim miktarı kontrol altında tutulmalıdır. Vücuda alınan fazla miktar kafein çarpıntı şikayetine neden olabilir.</li>
<li><strong>Kalp sağlığına faydalı;</strong> Kahvenin kalp sağlığıyla ilişkisi araştırılmaya devam ediyor ancak son bilimsel veriler kafeinli ürünlerle ritim bozuklukları arasında bir ilişki olmadığını ortaya koydu. Ayrıca başka bir araştırma sonucunda da günde birkaç fincan kahve tüketiminin kalp hastalıklarına yol açan damar tıkanıklığının önüne geçtiğini söylüyor.</li>
<li><strong>Kadınlarda kalp krizini riskini azaltıyor;</strong> Birçok bilimsel araştırma sonucuna göre kahve tüketen, özellikle kadınların kalp hastalıklarına yakalanma riski tüketmeyenlere göre %20 daha azdır.</li>
<li><strong>Depresyona girme oranını azaltıyor;</strong> ABD’de yapılan bilimsel araştırmalar, günde 3-4 bardak kahve tüketiminin depresyonla mücadelede ciddi katkı sağladığını ortaya koymuştur. Düzenli olarak kahve tüketimi depresyona girme riskini %50 oranında azaltabilir.</li>
<li><strong>Cilt temizliğinde kullanılıyor;</strong> Kahve, granül yapılı olması sebebiyle son zamanlarda cilt temizliğinde peeling olarak tercih edilmektedir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GRİP KAPINIZI ÇALMADAN AŞINIZI YAPTIRIN!</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/grip-kapinizi-calmadan-asinizi-yaptirin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2017 20:31:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Emsey Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Çağrı Corayev]]></category>
		<category><![CDATA[Grip Aşısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=19096</guid>

					<description><![CDATA[Sonbahar aylarına girilmesi ile birlikte en çok karşılaşılan solunum yolu enfeksiyonlardan biri olan grip, her an kapınızı çalabilir. Uzmanlar rahat bir kış geçirmek için başta hamileler, çocuklar 50 yaş ve üzeri kişiler olmak üzere 6 aydan büyük olan herkesin grip aşısı yaptırmasını tavsiye ediyor. Sonbahar aylarına girilmesiyle birlikte hava sıcaklıklarının değişmeye başlaması ve kapalı mekanlarda daha [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Sonbahar aylarına girilmesi ile birlikte en çok karşılaşılan solunum yolu enfeksiyonlardan biri olan grip, her an kapınızı çalabilir. Uzmanlar rahat bir kış geçirmek için başta hamileler, çocuklar 50 yaş ve üzeri kişiler olmak üzere </strong><strong>6 aydan büyük olan herkesin grip aşısı yaptırmasını tavsiye ediyor.</strong></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/grip-aşısı-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19098" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/grip-aşısı-2.jpg" alt="" width="624" height="415" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/grip-aşısı-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/grip-aşısı-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Sonbahar aylarına girilmesiyle birlikte</strong></span> hava sıcaklıklarının değişmeye başlaması ve kapalı mekanlarda daha fazla vakit geçirilmesi bazı solunum yolu enfeksiyonlarına karşı hazır olmayı gerektiriyor. Bu dönemi hasta olmadan geçirmek için alınacak tedbirlerin başında da grip aşısını yaptırmak geliyor. 6 aydan büyük olan herkesin, her yıl grip aşısı olması gerektiğini belirten Emsey Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Çağrı Corayev, aşı uygulamasının en iyi zamanının kış öncesi yani Eylül <a href="http://kadikoyleo.org/">kadikoyleo.org</a> ayından itibaren yaptırılması gerektiğini söyledi. Aşıyı özellikle yüksek riskli olan gruplar içinde bulunan 6 ay ve 4 yaş arasındaki çocukların, 50 yaş ve üzeri kişilerin, hamilelerin, kronik hastalığı ve bağışıklık problemi olan kişilerin yaptırmasının önemine vurgu yapan Dr. Corayev, grip aşısının neden yapılması gerektiğine, yan etkilerine ve grip aşısının kendisinin gribe neden olduğu algısı üzerine merak edilenleri anlattı.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/grip-aşısı-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-19097" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/grip-aşısı-1.jpg" alt="" width="624" height="312" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/grip-aşısı-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/grip-aşısı-1-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Grip aşısı sizi ve çevrenizdeki kişileri korur</strong></span></p>
<p>Grip aşısı yaptırmanın kişileri korumanın yanı sıra çevredeki diğer kişileri de hasta olmaktan koruduğunu belirten Dr. Çağrı Corayev, şöyle konuştu: “Grip aşısı olmak sizi hasta olmaktan korumanın yanı sıra çevrenizdekileri de korur. Aşı olduğunuz halde hasta olursanız da hastalığı hafif atlatırsınız yani aşı sizi hastalığın ağır ve ölümcül komplikasyonlarından korur. Bazı yıllarda aşı diğer yıllara nazaran daha etkili olur. Çünkü aşı, virüsün yapacağı genetik değiştirme hamlesi adeta bir satranç hamlesi gibi tahmin edilerek geliştirilir. Doğru tahmin edilememesi aşının etkisini düşürür.”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Nezlede grip aşısı etkili değildir</strong></span></p>
<p>Grip aşısının gribe sebep olduğuna dair bazı şikayetlere de değinen Dr. Corayev, bu durumu şöyle açıkladı: “Bazıları grip aşısı olduktan sonra hastalandıklarını, bunun grip aşısı yüzünden olduğunu ve dolayısıyla aşının faydasının olmadığını düşünüyorlar. Bu bir yanılgıdır. Genellikle aşı olmadan önce grip veya başka virüsün neden olduğu hastalığın başlamış olması bu yanılgının sebeplidir. Çünkü aşının daha az etkili olduğu yıllarda bile hastalığı hafiflettiği, ciddi ve ölümcül komplikasyonlara karşı koruduğu gösterilmiştir. Ancak “Nezle&#8221; denilen grip virüsünden farklı mikroorganizmaların sebep olduğu grip benzeri hastalıkta grip aşısı etkili değildir.”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Grip aşısının yan etkisi nadir görülür</strong></span></p>
<p>Genellikle grip aşısının ciddi bir yan etkisinin bulunmadığını belirten Dr. Corayev, çok nadiren de olsa aşının uygulandığı yerde kızarıklık, hafif kabarıklık, ağrı, hafif ateş, hafif döküntü, baş veya vücut ağrısı, çok çok seyrekte olsa alerji gibi yan etkilere sebep olabildiğini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TATİL DÖNÜŞÜ SENDROMU DEPRESYONA BENZİYOR..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/tatil-donusu-sendromu-depresyona-benziyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2017 10:11:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil dönüşü depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=18669</guid>

					<description><![CDATA[Uzun bir bayram tatilinin ardından çalışanlar işbaşı yaptı. 9 günlük tatilin ardından yeniden mesaiye başlayanlar, adaptasyon güçlüğü çekebiliyor. Tatil dönüşü kendinizi keyifsiz, yorgun, bitkin hissediyor, uykusuzluk ve iştahsızlıktan şikayet ediyorsanız tatil dönüşü sendromu yaşıyor olabilirsiniz. Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, tatile büyük beklentilerle çıkan ve stresle başa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Uzun bir bayram tatilinin ardından çalışanlar işbaşı yaptı. 9 günlük tatilin ardından yeniden mesaiye başlayanlar, adaptasyon güçlüğü çekebiliyor. Tatil dönüşü kendinizi keyifsiz, yorgun, bitkin hissediyor, uykusuzluk ve iştahsızlıktan şikayet ediyorsanız tatil dönüşü sendromu yaşıyor olabilirsiniz.</strong></span></p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18670" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-0.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-0-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, tatile büyük beklentilerle çıkan ve stresle başa çıkamayan kişilerin tatil dönüşü depresyonu yaşayabildiklerini söyledi. Tatil dönüşü depresyonunun çoğu zaman uykusuzluk, iştahsızlık ve yorgunluk tabloları ile kendini gösterebildiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Evrensel, klasik depresyon belirtilerinin tatil depresyonunda da geçerli olduğunu belirterek “Neşesizlik, isteksizlik, dikkat dağınıklığı, zevk alamama, rutin işlerden bile sıkılma ve enerjisizlik. Bu belirtilerle bize gelen hastaya sebep sorgulaması yaptığımızda tatilden yeni dönmüş olduklarını ve üzerinden iki hafta geçmiş olmasına rağmen bu belirtilerde gerileme olmadığını belirliyoruz” dedi.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18673" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-3.jpg" alt="" width="624" height="340" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-3-300x163.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Güzel bir rüyadan uyanmak gibi: </strong></span>Depresyonun durgunluk, neşesizlik, isteksizlik, motivasyonsuzluk, uyku –iştah bozuklukları ile seyreden bir hastalık olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, şunları söyledi: “Depresyonun oluşumunda dış faktörler önemli rol oynar. Kişi stres uyandırıcı dış faktör ile mücadele ederken yorgun düşerse ya da bu donanımdan yoksunsa depresyon ortaya çıkar. Paradoksal şekilde depresyon, kişiyi daha da felç eder ve sorunla mücadele imkanı ortadan kalkar. Tam bir kilitlenme durumu oluşur. Bu durumda kilidi çözmek ve sorunu gidermek için hekimin ve tedavinin devreye girmesi gerekir. ‘Kendi kendinin doktoru ol’ ya da ‘Biraz gayret göster, çık, dolaş’ tarzındaki telkinler bir işe yaramaz. Bu genel bilgiler tatil sonrası için de geçerlidir. Zira tatil gibi sene boyu arzulanan bir durumdan sonra yeniden dünya gerçekleri ile temas etmek hoş olmaz. Güzel bir rüyadan uyanmak gibidir. Bu gerçekler stres uyandırıcı türden özellikler de taşıyorsa tatil dönüşü tam bir cehennem etkisi meydana getirebilir.”</p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-18672" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-2.jpg" alt="" width="624" height="416" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-2.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-2-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tatilde gerçeklikten kopmayın: </strong></span>Kişinin tatilini nasıl geçirdiğinin de önemli olduğunu kaydeden Yrd.Doç.Dr. Alper Evrensel, tatil boyunca gerçeklikten uzaklaşan kişilerin, dönüşlerinde gerçekliğin acısını daha fazla hissettiklerini belirterek şöyle devam etti: “Tatil boyunca gerçeklikten ne kadar uzaklaşılırsa gerçekliğin acı verici etkisi o denli şiddetli olacaktır. Mesafe açıldığında ise uyum zorlukları ortaya çıkacaktır. Uyum becerisi yeterli olmayan kişiler bu değişime adapte olamayıp depresyona sürüklenebilecektir. Tatilin kalitesi kadar tatil sonrası iş hayatının kalitesi de bu uyum üzerinde etkili bir faktördür. Eğer kişi işinden memnun değilse tatil sonrası değil her gün sabah uyanıp işe gitmek zaten onun için çok çileli bir iştir. Bu tatil dönüşü, çok daha büyük bir kabus olacaktır. Tatil süresince gerçeklikten de kopmamak gerekir. Zira her güzel şey gibi tatilin de bir sonu vardır. Her ne kadar bunu bilmek ve düşünmek tatil zevkini azaltıyor olsa da her zaman akılda bulundurmak gerekir. Bu bilgi tatil sonrasında hayal kırıklığı yaşamayı azaltır. Örneğin çok yaşlı ve hasta bir yakınımız var ise onun ölümünü bekliyor olmak yas sürecini daha kolay atlatmamızı sağlar. Zira ölüm bir gerçektir. Tatilde eğlenirken bile tatil sonrasında içine girilecek hayat koşulları unutulmamalıdır.”</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18671" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-1.jpg" alt="" width="624" height="320" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/09/tatil-dönüşü-1-300x154.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>İki haftadan uzun sürmemeli:</span> </strong>Stresle mücadele becerisi yeterli olmayan kişilerin tatil depresyonunu daha sık yaşayabildiğini kaydeden Yrd.Doç.Dr. Evrensel, iki haftadan uzun süren şikayetlerde uzmana gidilmesi gerektiğini kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, “Tatil sonrasında yeni duruma adaptasyon sorunu çeken kişiler daha çok depresif olurlar. Normal yaşamda da gerçeklerin acı ve soğuk yüzünden hep kaçınarak yaşamayı tercih edenler, sorumluluk duygusu yeterli olmayanlar, sorunla karşılaştığında çözüm üretmek yerine yakınmayı ve çevreyi suçlama eğiliminde olanlar daha çok yaşarlar bu depresyonu. Aslında klasik depresyon belirtileri tatil depresyonunda da geçerlidir. Neşesizlik, isteksizlik, dikkat dağınıklığı, zevk alamama, rutin işlerden bile sıkılma ve enerjisizlik. Bu belirtilerle hekime müracaat eden birinde sebep sorgulaması yaptığımızda yeni tatilden dönmüş olmak ve üzerinden iki hafta geçmiş olmasına rağmen bu belirtilerde gerileme olmaması teşhise yönlendirir. Bu belirtilerde artık uzmana gitmek gerekir.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KURBAN BAYRAMI’NDA 24 SAAT KURALINA UYUN!..</title>
		<link>https://www.yerelgazete.com.tr/kurban-bayraminda-24-saat-kuralina-uyun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haber Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Aug 2017 07:54:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dyt. Kübra Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Emsey Hospital]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Eti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelgazete.com.tr/?p=18557</guid>

					<description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda en çok yapılan yanlışlardan bir tanesi olan taze kesilmiş etlerin bekletilmeden tüketilmesi alışkanlığı, önemli sağlık problemlerine yol açıyor. Diyetisyen Kübra Öztürk, et tüketiminin arttığı bayramda 24 saat kuralına vurgu yaparak sağlıklı bir bayram içinkimlerin nasıl beslenmesi gerektiğini anlattı. Kırmızı et, tatlı ve hamurlu yiyeceklerin tüketiminin arttığı Kurban Bayramı’nda, yanlış beslenme nedeniyle en çok [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>Kurban Bayramı’nda en çok yapılan yanlışlardan bir tanesi olan t</strong></span><strong><span style="color: #333399;">aze kesilmiş etlerin bekletilmeden tüketilmesi alışkanlığı, önemli sağlık problemlerine yol açıyor. Diyetisyen Kübra Öztürk, et tüketiminin arttığı bayramda 24 saat kuralına vurgu yaparak sağlıklı bir bayram içinkimlerin nasıl beslenmesi gerektiğini anlattı.</span><br />
</strong></p>
<p><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-0.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18558" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-0.jpg" alt="" width="624" height="288" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-0.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-0-300x138.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Kırmızı et, tatlı ve hamurlu yiyeceklerin tüketiminin arttığı Kurban Bayramı’nda, yanlış beslenme nedeniyle en çok şişmanlık, kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon gibi sağlık problemi olanlar etkileniyor. Özellikle kırmızı et tüketim miktarının ve sıklığının artığı bayramda, taze kesilmiş etlerin bekletilmeden hızlı tüketilmesi önemli sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakıyor. Bu konuda uyarılarda bulunan EmseyHospital’dan Diyetisyen Kübra Öztürk, bayram sonrası hazımsızlık ve mide rahatsızlığı yaşamamak için kurban etinin 24 saatten önce tüketilmemesi gerektiğini belirtti. Öztürk: “Kurban etlerinin kesildikten hemen sonra tüketilmemesi gerekir. Ölüm sertliği olarak adlandırılan sertliğin geçmesi için 24 saat beklemesi gerekir. Taze kesilmiş etin pişmesi zordur, hazımsızlık oluşturabilir. Bu nedenle özellikle mide barsak hastalığı olan bireyler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra, haşlama veya ızgarada pişirme yöntemiyle pişirerek tüketmelidirler.” dedi.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18562" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-5.jpg" alt="" width="624" height="415" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-5.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-5-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Sakatat tüketimine dikkat</strong></span></p>
<p>Et ve hamurlu yiyeceklerin tüketiminin bayramda artması;buna karşılık sebze, meyve ve kurubaklagil tüketiminin azalmasının mide ve bağırsaklarda önemli sorunlar yaratabileceğine değinen Dyt. Kübra Öztürk, kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyon, mide rahatsızlığı gibi problemleri olanların az yağlı etleri tercih etmesi gerektiğini söyledi. Özellikle kelle, paça, ciğer gibi sakatatların kolesterol içeriği yüksek olduğu için tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Öztürk, şu uyarıda bulundu: “Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar hastalığı, diyabet, hipertansiyonu olan bireyler kurban bayramında, yağsız veya az yağlı etleri tercih etmelidir. Aynı zamanda kısıtlı miktarlarda tüketmeli, aşırıya kaçmamalıdırlar.”</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18559" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-1.jpg" alt="" width="624" height="402" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-1.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-1-300x193.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a>Etleri saklama ve pişirme yöntemleri sağlıklı yapılmalı</strong></span></p>
<p>Dyt. Kübra Öztürk, Kurban Bayramı’nda dikkat edilmesi gereken diğer uyarıları şöyle sıraladı:</p>
<p><a name="m_1619354239857949421__GoBack"></a></p>
<ul>
<li>Etler küçük parçalara ayrılarak, temiz buzdolabı poşeti ile buzdolabının buzluk kısmında saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta ( – 2 ºC ) birkaç hafta, derin dondurucuda ise (-18 ºC ) daha uzun süre ile saklanabilir.</li>
<li>Etlerin çözünmesi buzdolabının alt bölmesinde sağlanmalıdır. Etler kolaylıkla bozulabilen potansiyel riskli besinlerdir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözünmesi bazı mikroorganizmalar için üreme ortamı oluşturur ve bu da sağlığımızı tehdit eder. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır.</li>
<li>Etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi veya sebzelerle birlikte tüketilmesi besin çeşitliliğinin sağlanması, sebzelerde bulunan C vitamininin etlerde bulunan demirin emilimini artırması açısından önemlidir.</li>
<li>Çok yüksek ısıda uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabileceği için tercih etmeyin.</li>
<li>Kavurma, kızartma gibi yağlı etler tüketilmemelidir.</li>
<li>Et ile yapılan yemeklere ekstra yağ eklenmemeli, et kendi yağıyla pişirilmelidir.</li>
<li>Şerbetli, hamur işi tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.</li>
<li>Günlük (2-2.5 lt) su tüketimine dikkat edilmelidir.</li>
</ul>
<p><strong><i><a href="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18561" src="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-3.jpg" alt="" width="624" height="468" srcset="https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-3.jpg 624w, https://www.yerelgazete.com.tr/wp-content/uploads/2017/08/kurban-eti-kavurması-3-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a><span style="color: #ff0000;">Emsey Hospital Hakkında</span></i></strong></p>
<p><i>Dünya standartlarında kaliteli sağlık hizmetini multidisipliner hasta bakımı yaklaşımıyla buluşturan Emsey Hospital, 2012 yılından bu yana alanında uzman hekimleri ve tecrübeli sağlık profesyonelleri ile hizmet vermektedir. Uluslararası JCI Akreditasyon (Joint Commission International) belgesine sahip olan hastane, sağlık turizmiyle de dikkat çekmektedir. Hasta güvenliği odaklı dizayn edilmiş 33 bin m² kapalı alan üzerine kurulu hastane kompleksinin içinde; 254 yatak kapasitesi, 9 ameliyathane, normal doğum salonu, suda doğum odası, tam donanımlı ileri teknoloji tanı ve tedavi üniteleri bulunmaktadır.<br />
</i></p>
<p><i>Emsey Hospital hakkında daha detaylı bilgi almak için <strong><u><a href="http://emseyhospital.com.tr/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=http://emseyhospital.com.tr&amp;source=gmail&amp;ust=1503473197818000&amp;usg=AFQjCNE_bOKDGoQauWdHEGO00SHKg1Xi5Q">emseyhospital.com.tr</a></u></strong> adresini ziyaret edebilirsiniz.</i></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
