Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

YERLİ VE MİLLİ SİNEMACILAR TEK SES OLUP SEKTÖRÜ UYARDI..

“Kavganın sebebi biz değiliz

“Kavganın sebebi biz değiliz ama çözümcü yaklaşımlarımıza rağmen mağduru biz olduk. Salon işletmecileri olarak darboğazdayız. Gerilimin devamı bizim için yıkım, Türkiye sineması için büyük darbe olur!”

Sinema sektöründe çözüm bekleyen sorunlar tartışılırken SİSAY çatısı altındaki yerli ve milli sinemacılar Anadolu’nun pek çok ilinden gelerek İstanbul’da bir durum değerlendirme toplantısı yaptı. 2014 yılında kurulan ve bugün 2000’e yakın sinema salon işletmecisini çatısı altında buluşturan derneğin üyeleri ‘’Türk Sinemasının geldiği tıkanma noktasına’’ değinerek özetle şu çağrıyı yaptı: ‘’Sebebi olmadığımız bir kavgada tüm iyi niyetimize rağmen mağdur olduk. 6 aydır bu yüksek sezonu iple çeken yerel sinema işletmecileri olarak kredi ve ödemelerimizi yapamaz durumdayız. Bu konu, sermaye gücüne sahip büyük sinema işletmecileri için sadece bir süreçtir, ancak yerli ve yatırım yapan, kredi borcu bulunan bizler için yıkım demektir. Muhtelif platformlarda yapımcılarımızla pek çok kez bir araya geldik, tam desteğimizi taahhüt ettik. Katılım sağlamayan büyük gruplardan doğan kayıpları da telafi etmeyi önerdik. Ancak şu ana kadar bu girişimlerimizden sonuç alamadık.

Tezgahta malı olmayan esnaf durumuna düştük. Çözümcü gayretlerimize rağmen oluşan algı nedeni ile halkımız tarafından tepkilere maruz kalmaktayız. Mısır ve biletin birleştirilerek seyirciye daha ekonomik şartlarla ulaştırılmasına ama bunun yapımcıda gelir kaybı oluşturmayacak şekilde ve şeffaflıkta olmasından yanayız. Gerilim devam ederse Türkiye sineması büyük darbe alacak; yabancı yatırımcıya ve tekelleşmeye teslim olacaktır. Film üretim sektörü düşüşe geçeceğinden milli menfaatlerimiz kayba uğrayacaktır. Halkımızdan sürecin gerçek sebebi ve mağdurlarını iyi anlayarak tepkilerini vermelerini ve Türk sinemasına sahip çıkmalarını bekliyoruz. Kanun yapıcılarımızın çalıştığı yeni kanunun bu konuda çözüm olmasını diliyoruz.’’

Bu noktaya nasıl gelindi?

Değerlendirme toplantısında salon işletmecileri son 10 yılda yapım ve gösterime ilişkin yatırım giderlerinin 10 kat, bilet fiyatlarının yüzde 53 arttığına da dikkat çekti (Boxoffice’e göre 2009’da 8.35 TL, 2018’de 12.74 lira) Aynı dönemde salon işletmecilerinin dövizle ödenen kiralar ve donanım maliyetleri yüzünden yüzde 240 artış yükü altında kaldığı kaydedilerek malum kavgaya sebep olan süreç yerli ve milli sinema salonu işletmeleri tarafından şöyle anlatıldı:

‘’Bu süreçte kar düşüşüne rağmen bilet fiyatlarını artırmadık. Büfe gelirleri, reklam sponsorluk ve jetonlu oyuncaklar kurtarıcımız oldu. Sinemacılık ucuz bir iş değildir. Her film yüzlerce kişinin emekleri sonucunda ortaya çıkmış bir sanat eseridir. Ancak yine de ülkemizde en ucuz eğlencedir. Bazı şehirlerde otopark ücreti, bir çift çorap bile sinema bilet fiyatının üzerinde kalmaktadır. Seyirciyi küstürmemek için ekonomik mönüler ve toplu satışlarda indirimli kampanyalara yöneldik. Buraya kadar her şey normaldi. Ama zamanla bazı büyük gruplar kampanya içinde yapımcı ile yarı yarıya paylaştığı bilet payını tek taraflı aşağı çekerek genel karını artırma yoluna gitti. Yapımcılar özellikle en çok büyük grubun satışlarında uğradıkları büyük gelir kaybı nedeniyle tepki vermeye başladılar.

Kültür ve Turizm Bakanlığımızın ev sahipliğinde yapımcı ve salon işletmecileri olarak uzlaşma toplantısında bir araya geldik. Yapımcıların talepleri üzerine tüm üyelerimizin kampanyaları durduracağını ve menü tarifelerimizde şeffaf ve adil paylaşım yapacağımızın taahhüdünü verdik. Ama bir tek söz konusu sinema grubunun uygulamadan vazgeçmemesi üzerine yapımcılar filmlerini gösterime sokmama kararı verdiler. Muhtelif platformlarda yapımcılarımızla pek çok kez bir araya geldik, tam desteğimizi taahhüt ettik. Katılım sağlamayan büyük gruplardan doğan kayıpları da telafi etmeyi önerdik. Ancak şu ana kadar bu girişimlerimizden sonuç alamadık.

Yapımcılar gösterimden çektikleri bu filmleri aylar öncesi rezerve ettiklerinden, gösterime kısa süre kala başka film konamamakta ve bu durum; işletmelerimizin yıllık gelir gider ve ödemelerinde telafisi mümkün olmayan açıklara neden olmaktadır. Bu yüksek sezonu iple çeken yerel sinema işletmecileri kredi ve ödemelerini yapamaz boyuttadır. Bu konu, sermaye gücüne sahip büyük sinema işletmecileri için sadece bir süreç olmakta, ancak yerli ve özellikle yatırım yapan ve kredi borcu bulunan sinema işletmecileri için ise yıkım demektir.

Kamuoyunun bilmesini isteriz ki anlaşmazlığın tarafı olmadığımız gibi yerli tüm sinema işletmeleri sürecin mağduru durumundayız. Bir yanda tezgâhta malı olmayan esnaf durumunda kaldık diğer yandan konunun temeli bilinmediğinden halkımızın sorunun kaynağı olarak tüm sinema işletmelerini gördüğü için sebebi olmadığımız bu tabloda çözümcü gayretlerimize rağmen oluşan algı ve genelleme nedeni ile tepkilere maruz kalmaktayız.

Mısır ve biletin birleştirilerek seyirciye daha ekonomik şartlarla ulaştırılmasına ama bunun yapımcıda gelir kaybı oluşturmayacak şekilde ve şeffaflıkta olmasından yanayız. Aksi takdirde bu gerilim sürerse son yıllarda büyük gelişme göstererek dünya liginde en üstlere çıkmayı başaran ülkemiz sineması büyük bir darbe alacak ve sinema salonu işletmeciliğinde tekelleşmeye teslim olacak, yükselen film üretim sektörü düşüşe geçeceğinden milli menfaatlerimiz büyük kayba uğrayacaktır. Bu açıdan yeni kanunun çözüm olmasını diliyoruz. Halkımızdan sinema ve mısır keyfinden uzaklaşarak değil bu yaşanan sürecin gerçek sebebi ve mağdurlarını iyi anlayarak tepkilerini vermelerini ve Türk sinemasına sahip çıkmalarını bekliyoruz.’’

Reklamı Geç