• kulemak

logo

antalya escort bayan antalya escort bayan mersin escort bayan antalya escort bayan bursa escort bayan tokat escort bayan mugla escort bayan kutahya escort zonguldak escort yozgat escort
31 Aralık 2017

BAĞIRMADAN ÇOCUK BÜYÜTMENİN PÜF NOKTALARI..


PINAR HOLT
info@pinarholt.com

Sevgili günlük, bugün ilk defa ciğerlerimden gelen bir sesle haykırarak ‘YETEEEER!’ diye bağırmak istedim. Ancak o ses, büyük bir şiddetle boğazıma kadar geldi ve orada 1 yumruk gibi tıkandı. Bağıramadım çünkü kızım yeterince bağırıyor ve tepiniyordu! Boğazımda takılı kalan o ses, dışarı çıkamadan resmen içimde kaldı ve ben kıpkırmızı, şaşkın, ne yapacağımı bilemeden kalakaldım. Bu durumun aynısının bir gün benim de başıma geleceğini asla düşünmemiştim.

Sevgili Günlük, kendime söz veriyorum, her ne olursa olsun kızıma bağırmamak için elimden geleni yapacağım. Ama nasıl!?!? Allah’ım yardım et !!!

Gelin sizi günlüğüme yazdığım bu yazının geçtiği güne götüreyim. Kızım 3 yaş civarı, net hatırlayamıyorum. Hani Şu ‘Terrible 2’ ve ‘Horrible 3’ yani 2 ve 3 yaş sendromu dönemlerindeyiz. Kış aylarından birindeyiz. Planımız; alışveriş merkezinin oyun alanında vakit geçirip, benim birkaç alışverişimi yaptıktan sonra bir arkadaşın çocuğunun doğum gününe katılmak. Doğum gününe palyaço gelecek diye benim ki aşırı heyecanlı. Neyse kızım Su, oyun alanında oynadı, alışveriş işlerimizi hallettik tam dışarıya çıkıp taksi ile doğum gününe gideceğiz:

  • Ben: ‘Hadi kızım ceketimizi giyinelim, dışarıya çıkıyoruz’ dedim.
  • Su: ‘Hayıy!’ dedi. (R’leri tam söyleyemiyordu)
  • Ben: ‘O ne demek kızım? Giy lütfen’ dedim ama benim ses tonumdan tansiyonun yükseldiği belli.
  • Su: ‘İstemiyoyum! Hayıy dedim!’ dedi.
  • Ben: ‘Su’cum dışarısı buz gibi, kış ayındayız hasta mı olmak istiyorsun?’ dedim.
  • Su: Ben üşümüyoyum! Hayıy! Hayıy! Hayıyyy! diye bağırmaya başladı.
  • Ben: ‘Su! Geç kalıyoruz! Ceketini giy yoksa doğum günü partisine gitmiyoruz!’ dedim ve bir baktım kızım alışveriş merkezinin tam ortasında yere yatmış, hem tepiniyor hem de çığlık çığlığa ağlıyor. Rahmetli annanem ‘Yavrum etinden et mi kopardılar ne bağırıyorsun’ derdi aynı o şekilde ağlıyor çocuk.

Sanırım bu tarz bir durumu en az 1 kere yaşamış ya da bir başkasında şahit olmuşsunuzdur. Çünkü ben kızım doğmadan önce böyle bir duruma şahit olup ‘Ben çocuğumla asla bu duruma gelmem’ dediğimi çok net hatırlıyorum  Büyük konuşmamak lazımmış.

Neyse o gün kızımı yatıştırmak ve kendi sakinliğimi kontrol altına almak için harcadığım çabayı bugün hala anımsayabiliyorum. Allah’tan danışabileceğim bir uzman vardı ve kendisinin yönlendirmeleriyle aynı durumu tekrar tekrar yaşamadık.

O dönemde imkanlarımın dahilinde bir uzman desteği alabiliyordum ancak böyle bir imkanım olmasaydı ne yapabilirdim diye düşündüğümde, aklıma aşağıda ki sorular geldi ve sizinle paylaşmak istedim:

  • Öncelikle hangi durumlarda kızımla kriz yaşadığımızı tespit ederdim.
  • Tespit ettiğim bu konuları zıtlaşmadan, inatlaşmadan, tansiyonu yükseltmeden nasıl çözebileceğime bakardım.
  • Çok öfkelensem bile sesimi yükseltmemenin yollarını araştırırdım.
  • Kızımı yetiştirirken nasıl bir pozitif disiplin uygulayabilirim diye düşünürdüm.

Değerli anne & babalar, eğer herhangi bir kriz anı için eylem planımız yoksa, büyük olasılıkla çocuğunuzla zıtlaşıp, sesinizi yükseltebilir ve sonunda özür dilemenize rağmen tekrar tekrar aynı üzücü durumları yaşayabilirsiniz. Peki bu kriz durumlarını tekrar tekrar yaşamamak ya da hafifletmek için ne yapmalıyız? Ben sizler için kızımla alışveriş merkezinde yaşadığımız o kriz anından yola çıkarak neler yapabileceğimizi birkaç maddeyle özetleyeme çalıştım:

1 – KRİZ ANINDAN UZAKLAŞIN

Fırtınanın tam ortasındayken bazen 1 el yardımı rüzgarın şiddetini azaltabilir yani yaşadığımız durumu yatıştırabilir. Nerede ya da kiminle olduğumuz önemli değil ama kriz anında çocuğumuzla inatlaşarak, bağırarak olumsuz durumu devam ettirmek yerine, mola daha vermek etkili olabilir. Eşimiz, bakıcımız ya da annemiz, yanımızda kim varsa çocuğumuzu emanet edip 5-10 dakika ortamdan uzaklaşmak her iki taraf için de tansiyonu indirebilir.

2 – SEÇENEK SUNUN

Çocuğunuzla evden çıkmadan önce gün içinde ki planınız hakkında mutabık kalın ve ona seçenekler sunarak, bazı konuları kendisinin karar vermesine olanak sağlayın. Benim kızımla yaşadığım ‘Ceket giyinme’ krizinde eğer yaklaşımım aşağıda ki olabilseydi belki sonuçları da daha farklı olabilirdi.

Su: ‘Ceketimi giymek istemiyoyum!’

Ben: ‘SU, dışarıda dondurucu bir soğuk var. Bu havada ceketsiz çıkamayız ama arabaya gidene kadar giyinip, arabada üstünü tekrar çıkartabilirsin ve doğum gününde de giymek zorunda değilsin. Şimdi çıkmamız lazım vaktimiz az kaldı. Kararını verir misin?

3 – ZAMAN YÖNETİMİ YAPIN

Özellikle sabahları okula giderken geç kalmamak ya da tam evden çıkarken oluşabilecek kriz anlarını yönetebilmek için 15 dakikalık boşluk ayırın, en azından muhtemel bir kriz anı oluşumunda zaman sorununu atlamış olursunuz.

4.HİKAYELER OLUŞTURUN

Ben kızımla ufakken tırnak kesme, diş fırçalama, banyo yapma, ilaç içme, süt içme, uykuya dalma gibi konularda sorun yaşadığımda kendi çocukluğumun olduğu hikayeler oluşturuyordum.

Örneğin; ‘Biliyor musun? bende senin yaşlarında dişlerimi fırçalamak istemezdim sonra 1 gece dişim çok ağrıdı ve diş perisi gelip, eğer dişlerimi düzenli fırçalar isem ağrının geçeceğini söyledi. O gün bu gündür diş perisinin sözünü dinledim ve dişlerim çok sağlıklı oldu.’

5 – ŞAKALAR YAPIN

Tam yemeğe oturacaksınız çocuğunuz kek yiyeceğim diye tutturdu. Ne yaparsınız? Sanırım belli bir süre ikna etmeye çalıştıktan sonra hepimiz kızmaya başlayabiliriz. İşte tamda suyun kaynama notasına erişmeden benim tavsiyem işi şakaya vurun. Böylece hem kendinizi rahatlatıp hem de çocuğunuzu ikna edebilirsiniz. Ben böyle durumlarda bazen kendimi yere atıp (tabi evdeysek) bebek gibi tepinmeye ve kek istiyorum diye ağlamaya başlıyordum ya da canavar taklidi yapıp ‘Burada yemek öncesi kek yemek isteyen bir çocuk varmış onu bulup, yiyeceğim’ gibi gıdıklama ya da yakalama oyunları ile ortamı daha fazla germek yerine yumuşatma çalışırdım.

Sevgili anne & babalar, bazılarımız ‘Biz anamızdan babamızdan böyle gördük’ diyerek kendi ailesinden ne gördü ise aynısını çocuklarına uygulayabiliyor. Evet ailemizden ne gördüğümüz gerçekten çok önemli. Aileden gördüğümüz sağlıklı tutumları mutlaka kendi çocuklarımıza da uygulamalıyız. Ancak aynı zamanda da sağlıksız ve yanlış olan tutumları da değiştirebilmeliyiz. Biliyorum, özellikle geleneksel aile yapısında büyümüş kişilerin çocuklarına karşı kendi ebeveynlik tutumlarını değiştirebilmeleri dalgalara karşı kulaç atmak kadar zor. Ama zaten anne baba olmak çocuğun için hayatın dalgalarıyla savaşmak değil mi?

Sözümü Hz. Mevlana’nın güzel bir sözüyle noktalayarak, eşinizle, çocuğunuzla ve tüm sevdiklerinizle muhabbet içinde olduğunuz, huzurlu bir yıl dilerim. ‘Gönlüm gürültüsüz, patırtısız, harfsiz, sessiz bir söz istiyor! Hz. Mevlana 

Pınar Holt  /// E-mail: info@pinarholt.com /// Web: www.pinarholt.com  /// Instagram: pinarholtofficial   ///  Facebook: Pinar Holt

PINAR HOLT KİMDİR?

Davranış Bilimci, Yazar ve Konuşmacı Pınar Holt, İstanbul’da doğdu.  11 yaşında 1 kız çocuğu annesidir. 1997 -1999 yılları arasında İngiltere’de Dil ve Turizm eğitimi aldıktan sonra Türkiye’ye döndü. 2013 yılında California Janus Universitesi Davranış Bilimleri bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Halen İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü lisans ve Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü eğitimlerine devam etmektedir.  2013 yılından beri çeşitli PDR ve Kadın Magazin dergilerinde Anne & Çocuk İlişkileri ve Çocuk & Ergen Psikolojisi üzerine köşe yazıları yazan Pınar Holt, 2016-2017 yılında ‘Oyun ve Masal Terapisi’ eğitimiyle birlikte, The University of Warwick’ten ‘Bebek Zihin Gelişimi’ üzerine eğitimlerini tamamlayarak, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde annelerle buluşup ‘0-5 Yaş arası Bebek & Çocuk Davranışları ve Etkileşimi’ seminerler vermektedir.

Bununla beraber Amerika’da bulunan Zur Institute’den ‘Childeren, Technology Addiction, Parenting and the Future’ ‘Çocuklar, Teknoloji Bağımlılığı, Ebeveynlik ve Gelecek…’ konulu eğitimi alarak, birçok kurum, okul, vakıf ve belediyelere ‘Pınar Holt ile Teknoloji Diyeti’ başlıklı sunumuyla konuşmacı olarak katılmaktadır. Çocuk ve Ergenlerde yaşanan ‘Teknoloji Bağımlılığı’ konusuyla ilgili kitap çalışması bitmiş olup, basım aşamasındadır. Bunların yanı sıra Ailelere ve Yetişkinlere aşağıda verdiği diğer eğitimlerin listesine ulaşabilirsiniz:

  • 0 – 5 Yaş Bebek & Çocuk Davranışları
  • Bağımlılıklarımız & Teknoloji Bağımlılığı
  • Motivasyon, İletişim Becerileri & Kişisel İmaj
  • Beden Dilini Etkili Kullanabilme
  • Stres & Zaman Yönetimi
  • Özgüven Gelişimi
  • Aile ve Çocuk İletişimi Eğitimleri

Etiketler:
Share

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİYASET, MAKAM, RANT VE ÇIKAR..

    24 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Vatan, Millet Sakarya diye diye mangalda kül bırakmaz hiç biri... Başkanım, başkanım deyip, eğilip bükülürler, kendi çıkarları, hesapları, menfaat ve çevreleri söz konusu oldu mu babalarını bile tanımazlar. İçlerinde iyileri de var lakin sayıları çok az. Çok kolay adam satarlar. Omurgaları dört bir yana müsaittir. Rüzgar ne yandan eserse o yana savrulurlar. Gelene ağam, gidene paşam misali, herkese mavi boncuk dağıtırlar. Sorsan hepsi hizmet için gecesini gündüzüne katmış, hazine malının tek kuruşuna zeval getirmez, kendi için istiyorsa nam...
  • VAKTİNDEN ÖNCE ASLA…

    12 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Keşke her şey bizim istediğimiz zaman olabilse. Mesela bize sorsalar ne zaman dünyaya geleceğimiz ya da ne zaman hayata gözlerimizi yumacağımızı… Hani hayat iki nefes derler ya biri doğarken diğeri ölürken… Aynen o hesap bizimkisi, ama ne doğarken ne de ölürken bize soran olmaz. Vakti gelince yaşanır bu dünya ve ahiret günleri… Karamsar başladım sanki bu haftaki yazıma, ama gerçekleri de kimseden saklayamayız değil mi? Hepimiz yaşıyoruz bunları ve hep bir şeylerin bizim arzuladığımız vakitte gerçekleşmesini bekleriz. Keşke olabilse… Bazı...
  • DEPREMİ YİNE UNUTTUK DEPREMİ!..

    28 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    Bu kez de salgın var diye depremi iyice unutur olduk. 99’daki büyük depremden bugüne elle tutulur, gözle görülür ne yaptık, neler yapabildik? Ufak tefek dokunuşların dışında çok da fazla bir şey yaptığımız söylenemez. Yine 17 Ağustos’u törenlerle andık, sirenler çaldık, falan filan... Bu ülkede deprem olmadan gündeme gelmiyor. Her deprem sonrasında uzmanların ekranlara çıkıp 24 saat boyunca uyarılarından başka hatırlamaz olduk kaçınılmaz gerçeği. Japonya gibi deprem kuşağının tam üzerinde kurulan ülkelerin başardığı önlemleri hiç mi örnek a...
  • KURBAN BAYRAMINDA BÖREK VE TATLILARDAN KAÇIŞ YOK..

    29 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Öncelikle Tüm Herkesin Kurban Bayramını en kalbi duygularımla kutlarım. Bu Bayram biraz buruk geçiyor. Ülkemizde ve dünyada pandemi nedeniyle yayılan Covid-19 virüsü bayramı sevdiklerimizden uzak veya sosyal mesafe kurallarının olacağı dokunmaktan uzak bir bayram. Bayramın gelmesiyle beraber tatlılar yapıldı, en lezzetli şekliyle anne dolmaları yapıldı, ikramlık şekerler alındı. Peki ama nasıl beslenmeli?.. Bayram sabahı bol renkli mevsim yeşilliklerinin olduğu hafif bir kahvaltıyla güne başlamak, gün içerisinde kan şekerinizi dengeleye...