• kulemak

logo

antalya escort bayan antalya escort bayan mersin escort bayan antalya escort bayan bursa escort bayan tokat escort bayan mugla escort bayan kutahya escort zonguldak escort yozgat escort
28 Ağustos 2020

DEPREMİ YİNE UNUTTUK DEPREMİ!..


Kenan BAYLAM
kenanbaylan@yerelgazete.com.tr

Bu kez de salgın var diye depremi iyice unutur olduk. 99’daki büyük depremden bugüne elle tutulur, gözle görülür ne yaptık, neler yapabildik? Ufak tefek dokunuşların dışında çok da fazla bir şey yaptığımız söylenemez. Yine 17 Ağustos’u törenlerle andık, sirenler çaldık, falan filan… Bu ülkede deprem olmadan gündeme gelmiyor.

Her deprem sonrasında uzmanların ekranlara çıkıp 24 saat boyunca uyarılarından başka hatırlamaz olduk kaçınılmaz gerçeği. Japonya gibi deprem kuşağının tam üzerinde kurulan ülkelerin başardığı önlemleri hiç mi örnek alamadık. 20 yılda vardığımız nokta burası. Depremi engelleyemeyiz ama, depremin vereceği hasarı en aza indirecek çalışmaları yapabiliriz.

Fay hatları belli, yapılaşma stokumuz ortada. İstanbul gibi mega kentin hali malum. Kamu kurumları, okullar, hastaneler ve en önemlisi oturduğumuz binalar. Deprem ülkesi Türkiye’nin batısında büyük İstanbul depremi kapıdayken, doğusunda da son zamanlarda meydana gelen depremlerde can kayıpları yaşanırken biz hala aynı tas aynı hamam.

İşin uzmanları, “İstanbul depremi için son zaman dilimindeyiz, artık deprem ne zaman olacak diye sormaya gerek yok” derken biz oturmuş başka gündemlerle uğraşıyoruz. Tutturmuşuz bir ‘Kentsel Dönüşüm’ muhabbeti gidiyor. Kentsel dönüşümün deprem riski yüksek yerlerden değil, para kazandıracak yerlerden başladığını herkes çok iyi biliyor.

Göz göre göre hala kaçık yapılaşma varsa bu kentte, otoparksız, çevre düzenini dikkate almayan, imar yoğunluğunu hiçe sayan bir düzen devam ediyorsa, hangi kentsel dönüşümden bahsedebiliriz… Yarın depremi yaşadığımızda kime kime şikayet edebilir, kimden yardım alabiliriz?.. Uzun lafın kısası; Türkiye’nin en büyük sorunu deprem gerçeğidir.

Yaşadığımız toprakları bize tekrar vatan kılan, bağımsızlığıyla beraber onurunu da koruyan milli mücadelenin şeref günü 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Etiketler:
Share

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 2020 NE SENEYDİ BE!..

    24 Aralık 2020 Köşe Yazıları

    Güle oynaya girdiğimiz 2020’yi, ‘ne seneydi be..’ diyerek kovmak istiyoruz. Hafızalarımıza belki de hiç anımsamak dahi istemeyeceğimiz bir yıl olarak kazıyoruz. Yeni umutlar, hayaller, beklentiler, yeniye dair her şeyin ertelendiği, hayatın stop ettiği, beklentilerin hayal dahi edilemediği bir sene oldu 2021.. Sebep? Gözle dahi görülemeyen bir virüs... Adına önceleri Korona, sonra Covid-19 dediğimiz bir salgın. Bütün dünyayı adeta dize getiren, milyonlarca bulaş ve can kaybına yol açan bir hastalık. Gribal enfeksiyon gibi başlayıp çok daha ...
  • ŞEERTLİK MERTEBESİ USTALIĞIN TEMELİ..

    29 Kasım 2020 Köşe Yazıları

    “Çıraklığını yapmadığın işin, ustası da olamazsın…” Bu güzel sözü çoğumuz biliriz. Rahmetli dedem de rahmetli babama dermiş. Dedemden babama kalan miras gibidir bu iş düsturu. Bu sözden de anlayacağımız üzere; Çıraklık ya da Antep ağzıyla şeertlik, ustalığa giden yolculuğun mihenk taşını oluşturuyor… Kesinlikle doğru bir tanımlama. Ben de bir zamanlar şeerttim. Her ne kadar benimkisi yaramazlığın neticesinde gelen zorunluluk olsa da, şeertlik duygusunu en güzel yaşayan Antep erkeklerinden biriyim ben. Okullar tatile girdiği an, zorunlu şeer...
  • SİYASET, MAKAM, RANT VE ÇIKAR..

    24 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Vatan, Millet Sakarya diye diye mangalda kül bırakmaz hiç biri... Başkanım, başkanım deyip, eğilip bükülürler, kendi çıkarları, hesapları, menfaat ve çevreleri söz konusu oldu mu babalarını bile tanımazlar. İçlerinde iyileri de var lakin sayıları çok az. Çok kolay adam satarlar. Omurgaları dört bir yana müsaittir. Rüzgar ne yandan eserse o yana savrulurlar. Gelene ağam, gidene paşam misali, herkese mavi boncuk dağıtırlar. Sorsan hepsi hizmet için gecesini gündüzüne katmış, hazine malının tek kuruşuna zeval getirmez, kendi için istiyorsa nam...
  • VAKTİNDEN ÖNCE ASLA…

    12 Ekim 2020 Köşe Yazıları

    Keşke her şey bizim istediğimiz zaman olabilse. Mesela bize sorsalar ne zaman dünyaya geleceğimiz ya da ne zaman hayata gözlerimizi yumacağımızı… Hani hayat iki nefes derler ya biri doğarken diğeri ölürken… Aynen o hesap bizimkisi, ama ne doğarken ne de ölürken bize soran olmaz. Vakti gelince yaşanır bu dünya ve ahiret günleri… Karamsar başladım sanki bu haftaki yazıma, ama gerçekleri de kimseden saklayamayız değil mi? Hepimiz yaşıyoruz bunları ve hep bir şeylerin bizim arzuladığımız vakitte gerçekleşmesini bekleriz. Keşke olabilse… Bazı...